Erzurum Valisi Sayın Mustafa Çiftçi’nin İçişleri Bakanlığı görevine atanması hem ülkemiz hem de Erzurum için hayırlı olsun.
Devlet işinin esası liyakat, hukuk ve adalettir. Bir yöneticinin dindar olması tek başına iyi yönetim garantisi değildir; aynı şekilde dindar olması tek başına kötü yönetim sebebi de değildir. Ölçü şudur: Adil mi? Şeffaf mı? Kamu hakkını gözetiyor mu? Emaneti ehline veriyor mu?
Ne var ki kul hakkı, yolsuzluk, rüşvet, iftira, ispiyon, fitne ve toplumu birbirine düşürme gibi haller bir memlekette artıyorsa, mesele yalnız siyaset değil, aynı zamanda bir ahlak yarasıdır. Bu yüzden “Keşke Bakanlar Kurulu hafızlardan oluşsa; belki muamelat düzelir” diye yüreğimden geçmiyor değil. Çünkü ahlakı zayıf olanın, mevkii ne olursa olsun, geride bıraktığı iz de zayıf olur. Kim istemez ki yöneticilerimizin çoğunda iç denetim, Allah korkusu, kul hakkı hassasiyeti, merhamet ve emanet bilinci daha güçlü olsun?
Mustafa Çiftçi’nin Erzurum’dan ayrılışı sırasında helallik istemesi ve vedalaşması da haberlerde yer aldı. Bu tür sahneler, halkın yöneticiden beklediği “insanî yakınlık” ihtiyacını gösterir: Devlet, yalnızca imza ve talimat değildir; gönül alma, hâl hatır sorma, derdi dinleme işidir.
Eğer bir yönetici bunu başarabiliyorsa, bunun arkasında kimi zaman inanç dünyası, kimi zaman da kişilik terbiyesi vardır. Hangisi olursa olsun, böylesi bir yakınlığı küçümsemek ya da alay konusu yapmak, toplumun en kıymetli sermayesi olan güven duygusunu ve ahlak ilkesinin değerini aşındırır.
Bugün İçişleri Bakanlığı gibi ağır sorumluluk taşıyan bir makamda yeni bir dönem başlıyor. Biz dua ederiz: Ülkemiz için hayırlı hizmetler yapılsın, adalet güçlensin, kamu hakkı korunsun, suç ve yolsuzlukla mücadele kararlılıkla yürüsün.
Hayırlı olsun. Rabbim; yönetenlere adalet, yönetilene huzur, memlekete birlik nasip etsin.