Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde okuduğumuz yıllarda bize yol gösteren, iz bırakan, ilmiyle ufuk açan isimlerden biriydi Selami Kılıç hocamız. Onun öğrencisi olmak, yalnızca bir dersin konularını öğrenmek değil, aynı zamanda hayata, bilgiye ve akademik dürüstlüğe dair çok şey öğrenmek anlamına geliyordu. Tarzıyla, duruşuyla, bilgisini aktarış biçimiyle ve sıcakkanlı yapısıyla gönlümüzde ayrı bir yere sahipti.
İleri derecede Almanca bilgisi, derslerdeki titizliği ve anlatımındaki kendine özgü üslubu, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi ile Türkiye Cumhuriyeti Tarihi alanlarında onu özel kılıyordu. Derse girdiğinde sınıfta hemen bir ciddiyet ama aynı zamanda huzur oluşurdu. Sözleri, konulara yaklaşımı ve kullandığı kaynaklar, bize bilginin ne kadar değerli olduğunu gösterirdi. Hep güler yüzlüydü; ama bu güler yüzün ardında ciddi bir akademik disiplin ve yüksek bir çalışma ahlakı vardı.
Selami hocamı hep takım elbiseyle, elinde notlarıyla, dersine zamanında girerken hatırlarım. Konuyu detaylarıyla işler, önemli noktaları titizlikle vurgular, dersi boş sözlerle değil bilgiyle doldururdu. Öğrencisine değer verir, sorulara sabırla cevap verir, düşünmemizi teşvik ederdi.
Belleğimde yer eden en önemli hatıralardan biri Osmanlıca çevirisiyle ilgilidir. Bir gün derste birkaç belge çevrilmesi gerektiğini ve bu işi benim yapmamı istedi. Bu teklif, öğrenciliğim boyunca aldığım en değerli tekliflerden biriydi. Ancak o an titiz bir hocanın bana güvenerek verdiği görevi layıkıyla yapamazsam endişesiyle geri çevirdim. O gün kabul etmediğim için yıllar sonra hâlâ içimde bir ukde kaldı. Belki o teklifi kabul etseydim, İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük alanında akademik çalışmalarımın yolu o gün açılacaktı. Hocam bana çok güvendiğini açıkça söylese de, ben o gün kendime güvenemedim. Bugün geriye dönüp baktığımda, bir öğrencinin hocasından aldığı güvenin, kendi inancından daha önemli olabileceğini daha iyi anlıyorum.
Selami Kılıç, 1984 yılında Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümünden mezun oldu. Akademik yolculuğu boyunca bilgiye duyduğu saygı ve çalışma disipliniyle örnek oldu. 1995’te “Brest-Litovsk Barışı ve Müzakereleri” konulu doktora tezini tamamladı. Bu çalışma, yalnızca dönemin diplomatik sürecini değil, aynı zamanda Türkiye’nin yakın tarihiyle bağlantılı uluslararası ilişkiler ağını da ortaya koyan önemli bir araştırmaydı. 2004 yılında profesör unvanını aldı ve bölüm başkanlığı gibi önemli görevlerde bulunarak, hem öğrencilerine hem de akademiye hizmet etti.
Yayınladığı eserler arasında “II. Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e Türk Devrimi ve Fikir Temelleri” (2005), “Ermeni Sorunu ve Almanya” (2003) ve “Türk-Sovyet İlişkilerinin Doğuşu” (1995) gibi kitaplar yer alır. Ayrıca 2023 yılında yayımlanan “Almanya’nın Cihad Politikasının Mimarı Baron Max von Oppenheim” başlıklı makalesi, onun hâlâ ne kadar aktif bir akademik üretim içinde olduğunu gösterir. Makaleleri ve kitapları yalnızca öğrencilerinin değil, tarih alanında çalışan araştırmacıların da başvuru kaynakları arasında yer almaktadır.
Ben birçok makalesini ve kitabını okudum. Okudukça gördüm ki hocamız yalnızca tarihi olayları aktaran bir isim değil, aynı zamanda olayların ardındaki düşünsel, diplomatik ve kültürel boyutları ortaya çıkaran derinlikli bir araştırmacı. Ondan öğrenecek daha çok şey olduğunu her defasında fark ediyorum.
Bugün, hocamla paylaştığım ders anıları, onun akademik katkılarını gördüğüm yayınları ve bana verdiği o unutulmaz teklif, zihnimde ve kalbimde büyük bir yer tutuyor. Bize kattığı tüm değerler, öğretiler ve güzel hatıralar için gönülden teşekkür ediyorum. Selami Kılıç hocamızın adı, bizlerin hafızasında ve öğrencilerinin yüreğinde daima yaşayacaktır.
Teşekkür ederim
Kıymetli hocam ben teşekkür ederim. Selam ve dua ile ellerinizden öperim.