Bilinir ki tarih sayfaları birçok zaferlerle, yenilgilerle, onlarca devletin kuruluş ve yıkılış hikâyeleri ile doludur. Bazen de dönüm noktalarıyla. Şüphesiz bu dönüm noktalarından biri de Erzurum Kongresi’dir. Ülkemizin bağımsızlığa giden yolunu açan bu kongrenin ne denli önemli olduğunu Mustafa Kemal Atatürk “Tarih bu kongremizi şüphesiz ender ve büyük bir eser olarak kaydedecektir.” sözleriyle açıkça ifade etmiştir.
Çok değil, bundan yüz yıl önce Hasta Adam’dan kendilerine toprak payı almaya çalışan düşmanlar Anadolu’ya göz dikmişti. Fakat bizler esareti kelepçeledik ve Milli Mücadele yoluna adım attık. İşte burada, Erzurum Kongresi Milli Mücadele’nin kilit noktası haline geldi. Kurtuluş Mücadelesi’nde izlenilecek adımların belirleyicisi olan Erzurum Kongresi’nde ilk kez ulusal bağımsızlık koşulsuz olarak kabul edilmiştir. Bir düşünün, zaten yorgun düşen bir milleti ayağa kaldırmak için en iyi yol nedir? Elbette ki o milleti tekrar umutlandırmak, bağımsızlığın şart olduğunu, esaretin ise mümkün olamayacağını anlatmaktır. Milli Mücadele’de bunun adına Erzurum Kongresi deniyor. Bu kongre o dönemde Yunanlara karşı direnen Kuvay-ı Milliye güçleri için büyük bir umut, büyük bir moral olmuştur. “Daha ne kadar toprak kaybedeceğiz?” diye umutsuzluk denizinde yüzen millet,artık milli sınırlardan bahsetmeye başlamış ve Anadolu’nun işgaline ilk kez “Dur” demeye karar vermiştir. Ülkemizin aydınlığa çıkan yolunu başlatan bu kongre Sivas Kongresi’ne de ışık tutmuştur. Erzurum Kongresi’nin tarihini veya kongrede alınan kararların maddelerini ezberlemekten ziyade bu kongrenin neden önemli olduğunu hiç düşündünüz mü? Et ve tırnak haline geldiğimiz bağımsızlık uğruna direnişimizin ilk örneği olan Erzurum Kongresi’nin ne kadar önemli olduğunu hiç düşündünüz mü? Peki ya ilk kez manda ve himayeyi reddetmemizde, ilk kez vatanın sınırlarının belirlendiği ve bu sınırların değiştirilemeyeceği konusunda kesin hüküm vermemizde önemli adımlardan biri olan bu kongrenin önemini hiç düşündünüz mü?
Demem o ki Erzurum Kongresi deyip geçmemek gerek. Türkiye Cumhuriyetimizin tarih sayfalarında altın harflerle yazılan Kurtuluş Mücadelesi’nin başlangıcı denebilecek bu kongre gerçekten de ender ve büyük bir eserdir. Gerçekten de büyük önem arz eden hatırı sayılır bir eserdir. Bizlere düşen ise hedeflediğimiz ve bize ışık tutan bu yolda emin adımlarla ilerlemek ve çağı yakalamaktır. Bunu yaparken bizlere yol gösterecek kimi zaman Çanakkale ruhu, kimi zaman Sarıkamış, kimi zaman Erzurum kongresi kimi zamanda Sakarya Meydan muharebesi olacaktır. Durmadan, yorulmadan, usanmadan dün olduğu gibi bugün ve yarın çalışmaktan hiçbir zaman geri durmayacak, ulusal sınırlar içerisinde vatan bir bütündür, bölünemez ve parçalamaz diyen vatansever insanlara karşı biraz daha vefa borcumuzu ödemiş olacağız. Mustafa Kemal’in dediği gibi: “Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızda ki asıl kanda mevcuttur.”