Pusula Gazetesi okurlarına merhaba,
30 yaşından sonra birçok kadının aynı beslenme düzeniyle kilo verebildiği hâlde karın çevresindeki yağları bir türlü eritememesinin arkasında çoğu zaman basit bir “kalori meselesi” değil, stres hormonu kortizolün biyolojisi yatıyor.
Bilimsel çalışmalar, kronik stresin vücudun HPA eksenini sürekli aktif tuttuğunu ve bunun kortizolün doğal ritmini bozduğunu gösteriyor. Viseral yağ hücreleri kortizole diğer bölgelerden daha duyarlı olduğu için stres altındaki vücut, yağ depolamaya en çok karın bölgesinden başlıyor. Üstelik kortizol insülin duyarlılığını da azaltıyor; bu da aynı öğünde bile daha kolay yağ depolanmasına yol açıyor.
Bir diğer kritik nokta ise uykudur. Çünkü kortizolün doğal ritmine göre akşam saatlerinde düşmesi gerekir; ancak stres yaşayan bireylerde bu düşüş gerçekleşmez ve hormon gece boyunca yüksek kalabilir. Bu tablo sabah ödemine, gün boyu artan tatlı isteğine ve gece yağ yakımının belirgin şekilde yavaşlamasına yol açıyor.
30’lu yaşlarla birlikte uyku düzeninin bozulması, iş–ev yükünün artması ve östrojen dengesinin değişmesi, kortizolün karın bölgesi üzerindeki etkisini daha da güçlendiriyor. Bu yüzden pek çok kadın “bel çevrem kalınlaştı” cümlesini tam da bu yaşlarda daha sık kuruyor.
Kortizolü tamamen ortadan kaldırmak mümkün değil, fakat doğal ritmine döndürmek mümkün. Akşam saatlerinde ekran ve mavi ışığı azaltmak, sabah kısa süre güneş ışığı almak, çok yüksek şiddetli egzersizler yerine tempolu yürüyüş veya pilatesi tercih etmek, güne protein–lif dengeli bir kahvaltıyla başlamak ve uykuyu 7,5 saatin altına düşürmemek bu süreci belirgin şekilde iyileştiriyor.
Kısacası, eğer beslenmenize dikkat ettiğiniz hâlde özellikle karın bölgesinde inatçı yağlanma yaşıyorsanız, sorun yalnızca aldığınız kalorilerde değil; vücudunuzun stres yanıtında olabilir. Kortizol dengesini destekleyen yaşam alışkanlıkları, bu bölgedeki yağ kaybını gözle görülür biçimde hızlandırabilir.