Siparişinizi verdiniz, ödemenizi e-ticaret platformu üzerinden yaptınız. Ancak ürün ayıplı çıktı ve satıcıya ulaşamıyorsunuz. Böyle bir durumda platform "Ben yalnızca aracıyım." diyerek sorumluluktan kurtulabilir mi?
Anayasa Mahkemesi, 2 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan kararıyla bu soruya tüketici lehine önemli bir yanıt verdi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin itirazı üzerine yapılan incelemede, e-ticaret platformlarının ayıplı mal nedeniyle tüketiciye karşı sorumluluğunu büyük ölçüde ortadan kaldıran hükümler Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildi.
Karar, yalnızca taraflar arasındaki bir uyuşmazlığı çözmekle kalmıyor; son yıllarda hızla büyüyen e-ticaret ekosisteminde platformların tüketiciye karşı hangi ölçüde sorumluluk taşıyacağına ilişkin önemli bir anayasal çerçeve de ortaya koyuyor.
İptal Edilen Düzenlemeler ve Gerekçesi
İptal edilen hükümler, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 48. maddesinin altıncı fıkrasının (d) bendindeki "...ile 11 inci..." ibaresi ile 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 9. maddesinin birinci fıkrasının tüketici sözleşmelerine ilişkin kısmıdır.
Anayasa Mahkemesi, e-ticaret platformlarının artık yalnızca teknik altyapı sağlayan pasif aracılar olmadığını; reklam, kampanya ve satıcı denetimi gibi faaliyetlerle ticarette aktif rol üstlendiklerini vurguladı. Tüketicilerin de çoğu zaman platforma duydukları güvenle alışveriş yaptığını belirterek, özellikle satıcıya ulaşılamayan durumlarda platformların tamamen sorumsuz tutulmasının;
- tüketicinin mülkiyet hakkını zedelediğine (Anayasa m. 35),
- devletin tüketiciyi koruma yükümlülüğüyle bağdaşmadığına (Anayasa m. 5 ve m. 172), karar verdi.
Kararın Kapsamı
Karar yalnızca ayıplı mallara ilişkindir. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlık ayıplı mala ilişkin olduğundan incelemesini 6502 sayılı Kanun'un 11. maddesiyle sınırlı tutmuştur. Ayıplı hizmetlere ilişkin hükümler ise bu kararın kapsamında değildir.
Karar Ne Zaman Uygulanacak?
Anayasa Mahkemesi, oluşacak hukuki boşluk nedeniyle iptal kararının yürürlüğünü dokuz ay erteledi. İptal kararının yürürlüğe gireceği tarihe kadar yeni bir yasal düzenleme yapılmaması hâlinde, satıcı adına bedel tahsil eden e-ticaret platformlarının ayıplı mal nedeniyle tüketicinin seçimlik haklarından satıcıyla birlikte müteselsilen sorumlu tutulmasının önü açılmış olacaktır.
Sonuç
Bu karar, e-ticaret platformları ile tüketiciler arasındaki sorumluluk dengesini tüketici lehine yeniden şekillendirmektedir. Karşı oy kullanan Üye, bu yaklaşımın e-ticaret maliyetlerini artırarak fiyatlara yansıyabileceğini belirtmiştir. Buna karşın Anayasa Mahkemesi, tüketicinin mülkiyet hakkını ve devletin tüketiciyi koruma yükümlülüğünü öncelikli görmüştür.
Şimdi gözler TBMM'de. Önümüzdeki dokuz aylık süreçte hem e-ticaret sektörünün gelişimini destekleyen hem de tüketiciyi etkin şekilde koruyan dengeli bir yasal düzenleme yapılması beklenmektedir. Çünkü dijital pazaryerlerinde tüketici güveni yalnızca ürün çeşitliliği veya hızlı teslimatla değil, hak arama mekanizmalarının etkinliğiyle de sağlanabilir. Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı, dijital ticarette güven ilişkisini güçlendiren önemli bir dönüm noktası niteliğindedir.