Erzurum'un kronikleşen havayolu ulaşım sorunu bu yıl da gündemin ilk sırasına oturdu. Ancak bu kez yaşanan sıkıntının farklı bir gerekçesi var. Erzurum Havalimanı'nda apron ve pist altındaki aydınlatma sistemlerinin yenilenmesi için kapsamlı bir çalışma başlatıldı.
Çalışmalar duyurulduğunda, "sefer sayılarında herhangi bir değişiklik olmayacak, uçuşlar etkilenmeyecek" denildi. Ne yazık ki öyle olmadı.
Önce Bursa seferleri kaldırıldı. Ardından İstanbul uçuşlarında aksamalar başladı. Sefer sayısı azalınca bilet fiyatları adeta tavan yaptı. Bugün Erzurum'dan gitmek de zor, gelmek de...
Vatandaş mağdur, öğrenciler mağdur, iş insanları mağdur, gurbetçiler mağdur. "Hadi birkaç ay dişimizi sıkalım" diyelim.
Peki ya sonrası?
Asıl endişe turizmcilerde. Çünkü çalışmalar planlandığı gibi tamamlanamazsa, Palandöken'in en hareketli dönemi olan kış sezonu ciddi risk altına girecek. Yaz aylarında bile yüksek irtifa nedeniyle operasyonel sıkıntılar yaşanırken, sezonda ortaya çıkabilecek tabloyu düşünmek bile istemiyorlar.
Erzurum Valisi Aydın Baruş, çalışmaların en geç kasım ayında tamamlanacağını açıkladı. Elbette herkes bu açıklamanın gerçekleşmesini ister. Ama bu şehirde yaşayanların önemli bir kısmı maalesef buna inanmıyor.
Neden mi?
Çünkü Erzurum'da verilen tarihte tamamlanan yatırım sayısı, geciken yatırımlardan çok daha az.
Kaç proje zamanında bitti? Kaç yatırım verilen tarihte hizmete açıldı? Saymaya kalksak hepimiz zorlanırız. Kent aylardır uçak krizini konuşuyor. Yediden yetmişe herkes aynı soruyu soruyor. Gazeteler her gün manşet atıyor. Sosyal medya bu konuyla yatıp kalkıyor.
Ama dikkat edin, ortada doğru dürüst bir açıklama yok. Sanki biri konuşursa bütün sorumluluk onun üzerine kalacakmış gibi sessizlik hakim.
Neden seferler kaldırıldı?
Cevap yok!
Neden bilet fiyatları bu kadar yüksek?
Cevap yok!
Yeni seferler için hangi girişimler yapılıyor?
Cevap yok!
İşte asıl sorun burada başlıyor. Sorun yaşanabilir, hiç kimse buna itiraz etmiyor. Ama kriz yönetilemiyorsa, kamuoyu bilgilendirilmiyorsa, kurumlar ortak hareket etmiyorsa işte o zaman güven kayboluyor.
Bu sorun yalnızca havalimanında değil;
Tünellerde son durum ne?
Stat inşaatı hangi aşamada?
Devam eden projeler neden ilerlemiyor?
Kamuoyuna düzenli bilgi veren var mı? Yok!
Oysa bir şehirde işler koordinasyonla yürür. Vatandaş sorar, siyasetçi cevap verir. Bürokrat bilgi verir, kurumlar birlikte hareket eder.
Bizde ise soru çok, cevap yok!
Sonra da "Milletvekilleri neden eleştiriliyor?" diye soruyoruz. Çünkü iletişim kurulmayınca, yapılan iş de görünmüyor. Bugün artık Erzurum'un ihtiyacı olan şey yeni vaatler değil, şeffaflıktır. Çıkın kamuoyunun karşısına; "Şehrin lobisi bazı konularda yetersiz kalıyor. Bu işleri yalnız milletvekilleriyle çözmek mümkün olmuyor. Bakanlık ne diyor, süreç neden uzadı?" açıkça anlatın. İnsanlar gerçekle yüzleşmeye hazır, yeter ki doğru bilgi verilsin.
Bir sözüm de Erzurumlulara...
Sadece sosyal medyada paylaşım yapmakla şehir yönetilmiyor. Her ay bu şehre bakanlar geliyor. Genel başkan yardımcıları geliyor. Partilerin üst düzey yöneticileri geliyor. Peki kaçımız bu toplantılarda gerçek sorunların takipçisi oluyoruz? Kaçımız hesap soruyor, verilen sözlerin peşine düşüyor?
Çoğu zaman tokalaşma telaşı, hatıra fotoğrafı heyecanının önüne geçiyor. Ardından da "çok verimli toplantı yaptık" açıklamaları geliyor. Sonra herkes evine dönüyor. Sorunlar ise yerinde duruyor. Bir şehir ancak sahip çıkıldığı kadar büyür. Takip edildiği kadar yatırım alır. Hesap sorulduğu kadar gelişir. Aksi halde göç devam eder. Nüfus azalır. Şehrin sosyolojisi değişir. Ve bir gün geriye dönüp baktığımızda elimizde sadece eski fotoğraflar kalır.
İşte o gün biri çıkar...
Bu şehrin önünde bir fotoğraf çeker ve tek cümle kurar: "Kenti kapattık."