Zekeriya Yapıcıoğlu, Akit TV’de yayında şunları söyledi; "Niçin Suriye Arap Cumhuriyeti? Niçin Şam oradaki Kürt'ün de başkenti olmasın? Ama 'Kürt orada bir statü sahibi olursa bizim de buradaki Kürtlerle başımız belaya girer' düşüncesi yanlış bir düşüncedir."
Zekeriya beyi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mitinginde dinlemiştim ve konuşmasını beğenmiştim. Mitingle ilgili yazımda açıklıkla ifade etmiştim.
Peki, Zekeriya Yapıcıoğlu ve Hüda Par, neden hata yapıyor diyorum?
Altını çizelim, Kürtler Suriye’de vatandaş statüsünde dahi değillerdi. Kimlikleri yoktu. Türkiye Cumhuriyeti, ilk günden itibaren Kürtleri vatandaş olarak gördü. Eksikler, yanlışlıklar yapıldı, yapılmadı tartışılır. Ama Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu ile Batısı arasında belirli şehirler dışına çokta farklı değildi.
Türkiye’nin GAP Projesi için dışarıdan kuruş kredi alamadığını bilip, tamamen iç kaynaklarla yaptığını unutmazsak böyle bir sözün havada kaldığını görebiliriz.
Yapıcıoğlu’nun ikinci hatalı görüşü ise Suriye Kürtleri dediği yapının aslında PKK’nın Suriye kolu olduğu, işgal ettiği bölgelerin büyük bölümünün ise Arap toprakları olduğu gerçeğidir. Yapıcıoğlu’nun Suriye Kürtleri ifadesindeki hatanın bir yönü de bahse konu grubun Amerika’nın kontrolünde olduğu, İsrail’in şemsiyesi altına girmek için can attığı gerçeğidir. Hüda Par, genel olarak Kürtlerin temsilcisinin asla PKK olmadığı söylemi ile bu ifadelerde çelişki yok mu?
Kemalizm, Şeyh Said, Seyit Rıza, İslam kardeşliği söylemi!
HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Faruk Dinç: “Kürt meselesinin sebebi Kemalizm'dir. Çözümü de İslam'dadır. Kemalizm zehirdir. Biz bu zehiri yutmayacağız.”
HÜDA PAR milletvekili Faruk Dinç: (Babüroğlu’na cevap) “İngiliz şapkasını millete zorla dayatan Kemalistler mi İngilizlere karşı çıkmış? Yoksa İngiliz anlayışına direnip bu uğurda şehit edilen Şeyh Said mi? Mesela; — İstiklal Mahkemeleriyle âlimleri asmak, — Kur’an harflerini yasaklamak, — Dersim ve Zilan’da katliam yapmak, — Medreseleri kapatmak, — Hilafeti kaldırmak, — İngiliz şapkasını dayatmak, — Bu milletin dinine, kimliğine ve hafızasına savaş açmak… Bunlardan hangisi İNGİLİZLERİ RAHATSIZ etmiş olabilir?”
Burada da Hüda Par ve Faruk Dinç’in ciddi maddi hataları olduğunu söylemek gerekiyor. Naim Babüroğlu ile girdiği tartışmaya verdiği cevapta maddi hataların yanı sıra Naim Babüroğlu’nun Sözcü’deki köşesinde mevcutta yürüyen sürece karşı takındığı tutum, akademik derinliği de tartışmalı bir isim. Bu tür tartışmalar, ilgi arayan Babüroğlu’na yaramaktadır.
Şeyh Said, isyan sonucu idam edilmiştir. Seyit Rıza’da öyle. Şeyh Said isyanının Ordu içindeki Kürt subaylar (AZADİ Örgütü) tarafından planlandığı, Şeyh Said ve bazı din adamlarının ise isyanın sivil kanadını oluşturduğu biliniyor.
İsyanın asıl lideri Albay Cibranlı Halit ve Azadi örgütü üyesi subaylardı. Sonradan Ağrı İsyanına liderlik edecek grup Şeyh Sait isyanının planlayıcı ve askeri kanadıydı. Daha detaylı bilgi için (Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı Resmi Yayınları, Seri no: 8, yani Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar (1924 – 1938) kitabına bakabilirsiniz.
Hüde Par, ne yapmak istiyor?
Son günlerde yoğun bir tartışma içine giren Hüda Par yetkililerinin maksadı, Kürt muhalefetinin temsiliyetini almaksa daha dikkatli ve farklı bir yol izleyebilir. Hiç yoktan Cumhuriyet’in temelleriyle ilgili tartışma açmak, aksine kuşku üretecektir.
Hüda Par’ın iddia ettiği gibi, Şapka kanunu, Harf İnkılabı Şeyh Said isyanından sonra gerçekleşmiştir. 25 Kasım 1925 Şapka Kanunu ve TBMM üyeleri ile memurları kapsamaktadır. Vatandaş bu kanuna tabi değildir. Harf İnkılabı ise 3 Kasım 1928 tarihinde yapılmıştır.
Dolayısıyla Şeyh Said isyanı üzerinden yürümek doğru yol değildir. Çözümü İslam kardeşliği ile görüyorlarsa, o minval üzerinde yürümesi doğru olanıdır.