Marketlerden, kasaplardan, şarküterilerden günlük alışveriş yapmayan bilemez 1 kilogram kanat fiyatının ne kadar oynak ve pahalı olduğunu. Özellikle Ramazan ve yaz aylarında tavuk fiyatlarına bir haller oluyor. Bakıyorsunuz, hiç bir ülke ile savaşmadık, büyük bir afet yaşamadık, pandemi ile karşılaşmadık ancak birde bire tavuk fiyatları tüketimin biraz fazla olduğu aylarda yüzde 100’e varan artışa geçiyor.
İlginç olan ise hayatında bir kez markete gitmeyen ve 1 ekmeğin fiyatını dahi bilmeyen sözde aydınlar, yazarlar, gazeteciler ve yorumcular beyaz et sektörüne yapılan kayyum atamalarını fahiş fiyatlara hiç girmeden sadece siyasi olarak eleştiriyorlar.
Son yıllarda beyaz et sektörü, özellikle yumurta noktasında benimde çok kez yazılarımda eleştirdiğim haksız fiyat artışlarından dolayı yoğun tepkiler alıyordu. Ancak sektör, verilen tepkilere ve bakanlığın uyarı ve cezalarına rağmen bildikleri yolda ilerlemeye devam ediyordu. Sonunda Ticaret, Adalet, İçişleri, Hazine ve Maliye Bakanlıkları ortak hareket ederek, 13 beyaz et firmasına “serbest rekabetin ihlal edilerek fiyatların tüketici aleyhine yönlendirildiği ve haksız fiyat artışlarına yol açıldığı” nedeniyle kayyum atadı ve 32 şüpheli gözaltına alındı. 10 tavuk firmasının kayyum kararı, itiraz üzerine kaldırılsa da her şeye rağmen operasyon fahiş fiyatı alışkanlık haline getirenlere karşı başlangıç oldu.
Çarşı, Pazar ve marketleri yakından takip eden bir tüketici olarak bu operasyonun gerekli olduğunu düşünenlerdenim. Artık gerek kırmızı et sektörü, bazı marketler, toptancılar, aracılar ve gerekse sebze halleri gibi büyüklü, küçüklü şirketler istedikleri gibi at oynatamayacaklarını umarım anlamışlardır.
Operasyonda benim endişeli olduğum tek bir konu var. Kayyum, sürecin uzaması halinde bu şirketlerin işleyişini verimli bir şekilde yönetebilir mi? Çünkü biliyorsunuz kuruluşunda memnuniyetimizi dile getirdiğimiz ve zincir marketlerin ortak çalışmalarını engelleyeceğini düşündüğümüz Türkiye Tarım Kredi Kooperatiflerinin kurduğu, Tarım Kredi Kooperatif Marketleri her yılı zararla kapatıyor. 2025 yılını ise 4,7 milyar lira net zararla kapatmış. Diğer taraftan bakıyorsunuz sadece BİM 2025 yılını 18 milyar 632 milyon lira net kâr ile tamamlamış. Fiyatlar ortalama aynı, çalışanlar aynı, mağazalar aynı, kiralar aynı ama yılın sonunu marketin biri kârla diğeri zararla kapatıyor.
Bu nedenle mahkeme sürecinin uzaması halinde kayyum atanan ya da atanacak şirketlerin yılı zararla kapatması, fiyatların düşeceği yerde artış yaşanması ve evdeki bulgurdan da olunması noktasında endişelerimin olduğunu belirtmek isterim.