Hafta içi Erzurum'da bir kaç esnaf ziyareti yaptım ve her uğradığım esnafa bir dokunup bin ah işiterek ayrıldım.
Esnaf temsilcilerinin çoğunluğu, işlerinin iyi gitmediğini, faizlerin yüksek, krediye ulaşımın zor olduğunu ve vergi denetimlerinden dolayı da muzdarip olduklarını belirterek, yapılanların denetimden ziyade, zulme dönüştüğünü söylediler. Küçük bir kasap işleten esnafla sohbetimde; "öğle 12'ye kadar siftah yapmamıştım, denetmenler geldiğinde neden bu saate kadar fiş kesmedin diye bana sorular sordular, daha iş yapmadığıma dair yeminler etsem de inanmakta yine tereddüt ettiler," diyerek kendilerine kaçakçı, hırsız muamelesi yapıldığını dile getirdi.
Kafelere yapılan sigara denetiminden dolayı da işletmeler paylaşmamı istedikleri bir kaç konuyu dile getirdiler. Kira ve tedarik giderlerinin aşırı yük olduğu bir zeminde zorluklarla ayakta kaldıklarını belirten kafe işletmeleri düzenli olarak gerçekleşen denetimlerden dolayı işletmeleri devir etmek istediklerini açıkladılar.
Öncelikle Cadde, Terminal, Yıldızkent’te faaliyet gösteren her büyük kafe ortalama 30 ila 50 kişi arası personel istihdam ediyor. Toplam kafe sayısı dikkate alındığında binlerce kişi evini bu sektörden geçindiriyor. Ve bana söyledikleri, "sigara yasaklandığında işler yüzde 70 civarında düşeceğinden ya kapatacağız ya da personel çıkaracağız."
Esnafın söylemleri noktasında bu sorunun ceza ile baskın ile çözülemediği açık bir şekilde ortaya çıkıyor. Eğer müşteri memnun ise sigaralı-sigarasız alan ya da sigaralı-sigarasız kafe gibi alternatif çözümlerin üretilmesi gerekir. Yarın kapanacak bir kafe iyi yada kötü şekilde ödenen bir ailenin geçimini, bir ustanın emeğini, bir garsonun harçlığını elinden alacaktır.
Gerek vergi, gerek faiz, gerekse ceza yükleri nedeniyle sadece esnaflardan değil toplumun geniş kesiminden yoğun tepki olduğu ve siyaseten bir karşılığı bulunduğu gerçeğinden yola çıkarak ekonomi programının sadece esnaf ve vatandaş üzerinden yürütülmemesi gerekmektedir.
Ekonomik programdan konu açılmışken takip edenler bilirler, Nureddin Nebati ile kıyaslandığında Mehmet Şimşek gibi donanımlı birinin Maliye koltuğunda oturmasını her daim destekledim. Ancak Haziran ayında 3. yılını tamamlayacak olan Bakan Şimşek'in halen daha elle tutulacak bir sonuç alamaması kendisine olan kamuoyu desteğini iyice azalttı.
Kamuoyu artık savaş, iç politika ya da küresel gelişmelerin arkasına sığınarak oluşan bahanelerin inandırıcılığını yitirdiğini düşünüyor. Çünkü ülkemizde iç politika gerginliği, bölgemizdeki savaşlar ve küresel gelişmeler hiç eksilmeyeceğinden maliyenin daha kaç yıl aynı bahanelerle sıkı para politikasına devam edeceği merak ediliyor.