Fransız Claude Farrere, “Cinayet İşleyen Adam” isimli romanında “Bugünün Avrupa’sı çok açgözlü bir kuş; kargadan bile daha açgözlü, ayrıca daha büyük daha iri. Büyük bir akbaba veya And kondoru (akbabaya benzeyen bir çeşit kuş) gibi bir şey ve Türk’ün tepesinde yüz yıldır süzülüp duran bu kondoru birdenbire onun üzerine çullandı. Gerisi de çorap söküğü gibi geldi. Borçlanmalar, teminatlar, değiştirilen anlaşmalar, imtiyazlar, bırakılan gelirler, Düyûn-ı umûmiye, Osmanlı Bankası, Reji, Türkiye diye bir şey kalmadı. Geride sadece iskeleti kaldı” diyerek Batılıların Osmanlı’yı nasıl sömürdüklerini dile getirmektedir.
Sömürü üzerine gelişen Batı, bu düzeni halkın gözünde meşrulaştırmak için o dönemin en önemli silahı olan basın yayın organlarını kullanmış, Osmanlı sınırları içerisinde hem kendi dillerinde hem de Türk dilinde gazete ve dergiler çıkarmıştır.
Orhan Koloğlu “Basın Tarihi” adlı kitabında 1908 yılına kadar Osmanlı sınırları içerisinde 150 kadar Fransızca gazete ve dergi çıktığını yazmaktadır. Aynı zamanda İngilizler, Almanlar da Osmanlı toprakları içerisinde onlarca gazete, dergi çıkarmıştır. Bu yayın organları kendi ülkelerinin propagandasını yapmakta, aynı zamanda Osmanlı kamuoyunu da yönlendirmeye çalışmaktaydı.
Yabancılar Osmanlı sınırları içerisinde Türkçe gazete ve dergi çıkarırken Türkler de Osmanlı sınırı dışında Türkçe gazete ve dergi çıkarmıştır.
Batılılar Osmanlı sınırları içerisinde kendi ülkelerinin çıkarlarını savunuyorken kendi topraklarnıda Türklerin çıkarmış olduğu Türkçe gazetelerde Osmanlı yönetiminin aleyhine yazıların çıkmasını teşvik ediyorlardı.
Türkler ağırlıklı olarak İngiltere’de Türkçe basılan gazete ve dergiler çıkarmıştır. Bu gazetelerin belli başlıları Muhbir, Hürriyet, Hilafet, Osmanlı gazeteleridir. Cavit Orhan Tütengil, “İngiltere’de Türk Gazeteciliği” adlı kitabında İngiltere’de Türkçe çıkan gazete ve dergi sayısının on dokuz olduğunu dile getirirken Selim Nüzhet Gerçek 19 yüzyılda tüm Balkan, Akdeniz ve Avrupa ülkelerinde Türkçe basılan gazetelerin sayısının 116’yı bulduğunu belirtmektedir.
İngiltere’de Türkçe gazete ve dergilerin çıktığı tarihlerde İngiltere’nin başında Türk düşmanı, Türklerin Asya’ya geri sürülmesi gerektiği fikrini dünyaya yayan Osmanlı’nın yıkılmasında büyük bir etkiye sahip olan Goldstone’nin olduğu unutulmamalıdır.
İngiltere, Hindistan ve Mısır gibi ülkelerdeki sömürgesini sağlama almak için onlara liderlik yapan Osmanlı Devleti’ni zayıflatmak ve halifenin Müslüman ülkeleri üzerindeki etkisini azaltmak istiyordu. Gazetede yazılan yazıların çoğu Osmanlı aleyhine değil, padişahın aleyhine idi. Bu durum da devlette otorite boşluğu meydana getirmekteydi.
Avrupalılar Osmanlı topraklarında gazete çıkarırken II. Abdülhamit’in baskısı ile yurt dışına çıkan ve özellikle Paris’e kaçan Türk aydınları gazete çıkarma bölgesi olarak İngiltere’yi tercih etmişlerdir. O dönemde Napolyon’un baskısı karşısında Fransız gazeteleri kapanıyorken onlara gazete çıkarma hususunda İngiltere daha hoş görülü davranmıştı.
Avrupa’da Türkçe bilen ve gazete okuyan insan sayısı az olmasına rağmen Osmanlı ile ilgili yayın yapan bu kadar gazetenin ülkelerinde çıkarılmasına Avrupa ülkeleri neden izin vermişti?
Hasta adam gözü ile baktıkları Osmanlı Devleti’nin yıkılmasından sonra en fazla pay almayı amaçlayan İngiltere, Rusya, Fransa hatta Belçika gibi ülkeler kendi ülkelerinde Türkçe gazete çıkarılmasına müsaade etmişlerdir.
O dönemlerde yurt dışında basılan gazetelerin Türkiye’ye sokulması çok kolaydı. Avrupa ülkeleri 1914 yılına kadar Osmanlı’daki kapitülasyonlar sebebi ile posta işletme hakkına sahiptiler. Bunlar Osmanlı tarafından muzır sayılan ve ülkeye sokulması yasak olan gazeteleri çok rahatlıkla ülkeye sokmakta ve bazı okurlara bunları kolaylıkla ulaştırmaktaydılar.
“Abdulhamit’in Son Günlerinde İstanbul” adlı hacimli bir kitap yazan, Abdulhamit’e ve Türklere çok büyük iftiralarda bulunan Paul Fesch, bir gazeteyi Paris’ten Erzurum’a göndermenin, Beyoğlu’ndan Galata’ya göndermekten daha kolay olduğunu ifade etmiştir.
İşin ilginç olan taraflarından birisi de Osmanlı yıkıldıktan, Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra İngiltere’de Türkçe gazetelerin çıkmasıdır. İngilizler Türkiye’yi iyi bir pazar merkezi olarak görmüş, 1948 ve 1962 yıllarında Britanya sanayisini Türkiye’ye tanıtmak, İngiltere’nin üretip ihraç ettiği mallara pazar oluşturmak amacı Türk Dili’nde “Türkiye ve Büyük Britanya Dergisi” ile “Britanya Sanayii Dergisi” çıkarmış, bu yayınları Türkiye’ye göndermiştir.
Osmanlı’da iktisadi kültürün olmaması bizim için büyük sorundu. Ülkemizin son yıllara kadar her şeyi dışardan almaya istekli bir görüntüsünün olması, Batılı devletlerin her zaman iştahını kabartmıştır. Batı her dönemde, her zeminde Batı’dır. O, bütün siyasetini kendi çıkarları üzerine kurmuştur. Eğer bir yerde bir Batı devleti Türkiye’ye iltifat ediyorsa iltifatın altındaki gerçeğin çok iyi çözümlenmesi gerekmektedir.