Erzurum’un Tekman ilçesinde mantar toplamak için dere kenarına giden bir çift, suyun aniden yükselmesi sonucu mahsur kalmış. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen AFAD ve Jandarma ekipleri, yürüttükleri başarılı çalışmayla karı koca çifti bulundukları yerden sağ salim kurtarmış.
Yaz aylarındayız; doğaya çıkanların sayısı arttı, mantar mevsimi de başladı. Ancak bu olay, masum görünen bir doğa gezisinin ne kadar kısa sürede ölümcül tehlikeye dönüşebileceğini bir kez daha gösterdi.
Bu çift yaşadıkları korku ve stresle ucuz kurtuldu. Ne yazık ki her olay aynı şekilde sonuçlanmıyor. Geçmiş yıllarda mantar toplamak için çıktıkları arazide kaybolan, zehirli mantar nedeniyle hastanelik olan, hatta hayatını kaybeden insanların haberlerini de sık sık okuduk.
Yıllar önce Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde görev yapan ve uzmanlık alanı mantarlar olan bir profesör dostumla bu konuda sohbet etmiştik. Kendisi mantarı çok sevdiğini söylemiş, ancak kültür mantarı dışında hiçbir mantarı tüketmediğini özellikle vurgulamıştı.
Doğada yetişen mantarların önemli bir bölümünün zehirli olduğunu, bazı türlerin ise ölümcül sonuçlar doğurabildiğini anlatmış, zehirlenme vakalarında kurtulma şansının her zaman yüksek olmadığını ifade etmişti.
Aradan uzun yıllar geçti. Ancak mantar profesörünün o gün söylediği sözler hala kulağımdadır. Doğanın sunduğu her nimetin bilgi ve dikkat gerektirdiğini, özellikle mantar konusunda en küçük bir hatanın bile ağır sonuçlar doğurabileceğini hiç unutmuyorum.
Bu konuda azami hassasiyet gösterilmesinden yanayım. Tamam, doğadaki mantarlar kültür mantarından çok daha lezzetli. Ama can kadar da tatlı değil.
Bir tarafta zehirli mantar, öte yanda debisi yükselen akarsular.
Sizce değer mi?