Bu bölümde Kur'an, kıyameti ispat etmeye çalışmadan önce, insanı her gün içinde yaşadığı mucizelere bakmaya çağırır. Delil uzakta değildir. İnsan, delilin tam ortasında yaşamaktadır.
Özellikle 6-16. ayetler, kâinattaki düzenin tesadüfen değil, maksatlı ve hikmetli bir iradeyle kurulduğunu gösteren art arda sıralanmış delillerdir.
"Biz yeryüzünü bir döşek yapmadık mı?" Yeryüzü ne çok serttir insanı yaşatamayacak kadar, ne de çok yumuşaktır üzerine basılamayacak kadar. Atmosferi, toprağı, suyu, yer çekimi, sıcaklığı ve dönme hızıyla tam insanın yaşayabileceği şekilde hazırlanmıştır. Dünya, adeta milyarlarca yıldır misafirini bekleyen döşenmiş bir sofradır.
"Dağları da birer kazık yapmadık mı?" Dağlar yalnızca manzara değildir. Yerkabuğunun dengesine katkı sağlayan, yağmur düzenini etkileyen, iklimi şekillendiren, su kaynaklarını besleyen büyük denge unsurlarıdır. Bir çadırın kazıkları nasıl onu ayakta tutuyorsa, dağlar da yeryüzündeki hassas denge sisteminin parçalarından biridir.
"Sizi çifter çifter yarattık." Hayat, tek başına devam edemezdi. Erkek ve kadın yalnız biyolojik bir yapı değildir; sevginin, merhametin, neslin ve medeniyetin temelidir. Bütün canlılarda görülen bu eşleşme sistemi, hayatın devamı için kurulmuş ilahî bir kanundur.
"Uykunuzu dinlenme yaptık." İnsan her gece küçük bir ölüm yaşar. Bilinci kapanır; bedeni tamire alınır; hafızası düzenlenir; yorgunluğu giderilir. Uyku olmasaydı birkaç gün içinde insanın zihni çökerdi. Dinlenmek bile Allah'ın görünmeyen nimetlerinden biridir.
"Geceyi örtü yaptık." Gece yalnız karanlık değildir. Yorgun gözleri örten bir perde, yorulan ruhu dinlendiren sessizliktir. Bütün canlıların biyolojik saatleri bu örtüye göre çalışır.
"Gündüzü çalışma vakti yaptık." Güneş doğduğunda hayat yeniden başlar. İnsan üretir, rızkını arar, medeniyet kurar. Dünya'nın dönüş hızı biraz farklı olsaydı, ne bu çalışma düzeni olurdu ne de bugünkü hayat mümkün olurdu.
"Üstünüzde yedi kat sağlam göğü bina ettik." Atmosferden uzayın derinliklerine kadar gök, insanı koruyan muhteşem bir kubbedir. Güneşten gelen zararlı ışınları süzer, meteorların çoğunu yakar, havayı muhafaza eder. İnsan, farkına varmadan dev bir koruma sisteminin altında yaşamaktadır.
"Alev alev yanan bir kandil yarattık." Kur'an, Güneş'i sadece ışık veren bir cisim olarak değil, "kandil" diye tanımlar. Gerçekten de Güneş, nükleer enerjiyle milyarlarca yıldır yanmaktadır. Ne bize fazla yaklaşır yakar, ne de uzaklaşır dondurur.
Dünya'nın Güneş'e olan uzaklığı yaklaşık 150 milyon kilometredir. Bu mesafe biraz değişseydi, okyanuslar ya buharlaşır ya da buzla kaplanırdı. Dünya'nın yörüngesi, dönüş hızı, eksen eğikliği, Ay'ın konumu ve Güneş Sistemi'nin dengesi, hayatın devamını mümkün kılan son derece hassas ayarlara sahiptir.
"Sıkışan bulutlardan şarıl şarıl sular indirdik." Denizlerden buharlaşan su göğe yükselir. Bulut olur. Rüzgârlarla taşınır. Tam gerektiği yerde yağmur olarak iner. O yağmur, toprağı diriltir; tohumu çatlatır; ağacı meyveye, başağı ekmeğe dönüştürür.
Bir damla yağmurun arkasında okyanuslardan bulutlara, rüzgârlardan sıcaklık farklarına kadar işleyen devasa bir sistem vardır.
Büyük Hakikat: Kur'an burada sadece Dünya'dan söz etmez; bütün kâinatın aynı ilahî ölçüyle yönetildiğini gösterir. Dünya'nın Güneş etrafındaki yörüngesi... Ay'ın Dünya etrafındaki dönüşü... Gezegenlerin birbirini bozmayan hareketleri...
Mevsimlerin hiç şaşmayan dönüşü... Suyun üç hâlde bulunması... Atmosferin tam gerektiği kadar kalın olması... Toprağın bitki yetiştirecek özellikte yaratılması...
Bunların hiçbiri birbirinden bağımsız değildir. Biri bozulsa, diğerleri de çöker. Kâinat, birbirine geçmiş milyonlarca dişliden oluşan dev bir saat gibidir. Fakat bu saat, kör tesadüflerin değil; ilmi sonsuz, kudreti sınırsız bir Yaratıcı'nın eseridir.
İşte Nebe Sûresi'nin bu ayetleri, insanı göğe bakmaya değil; baktığı göğü yeniden görmeye davet eder. Her sabah doğan Güneş, her gece çöken karanlık, her damla yağmur ve her nefes alış, Allah'ın kâinat kitabına yazdığı sessiz ama son derece güçlü birer ayettir.
Bu yüzden Kur'an, kıyameti haber vermeden önce kâinatı gösterir. Çünkü kâinatı bu mükemmel dengeyle kuran Kudret için, insanı öldükten sonra yeniden diriltmek, ilk yaratılıştan daha zor değildir.