Mesafeli satış üzerinden hepimiz alışveriş yapmışızdır. Bazı tedbiri elden bırakmayan sağlamcı diye tabir ettiğimiz tüketiciler yapmasa dahi aile içinden birilerinin bir kez de olsa tercih etmişliği vardır. Hatta internet üzerinden ürün ve hizmet satın almak için hepimizin bildiği kurumsal firmaların uygulamaları telefonumuzda hazır bir şekilde bulunur.
İnternet üzerinden alışveriş yapmak istediğinizde e-ticaret sayfasına yada uygulamasına giriyorsunuz, ürünü aynı sayfadan beğeniyorsunuz, ücreti aynı yere gönderiyorsunuz, herhangi bir ayıpta muhatap olduğunuz yer aynı kurumsal firmanın asistanı, ürünü 14 gün içinde iade etmek istediğinizde gönderdiğiniz yer yine aynı firma... Buraya kadar her şey normal bir alışveriş süreci olarak yapılması gerekenlerden oluşuyor. Ancak aldığınız ürünle ilgili bir sorun yaşadığınızda yukarıda yaptığınız bütün süreci unutmanız gerekiyor. Çünkü 6563 Sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un tanımlar başlığından yola çıkarak ve Ticaret Mahkemesi’nin kararı gereği işlemin yapıldığı yerin sorumlu olmadığı, çok küçük bir yazı ile yazılmış, dipte, köşede ismini güçlükle gördüğünüz seçili satıcının sorumlu olduğuna dair hüküm veriliyor. Yani tek sorumlu olarak ürünü size gönderen herhangi bir dükkan ya da mağazayı muhatap almanız gerekiyor.
Bu tarz büyük kurumsal firmaların yaptığı işlemler, mevzuatın bazı bölümlerinde ürünü satan değil, ürüne aracılık eden firmalar olarak değerlendiriyor. Düşünsenize, reklamı veren, kredi kartı bilgilerimiz dahil tüm kayıtlarımızı tutan, taksit imkanı sunan, ürünü beğendiğimiz, ücreti gönderdiğimiz, herhangi bir ayıpta muhatap olduğumuz ve asistanı ile görüştüğümüz, ürünü tekrar iade ettiğimiz kurumsal firmanın hiç bir sorumluluğu yoktur ve sadece aracı olarak değerlendiriliyor.
Bu arada Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2022/3467 Esas, 2022/6446 Karar sayılı ve 29.09.2022 tarihli ilamında; internet alışveriş sitelerinin satılan ürünlerin ayıplı olmasından dolayı satıcı ile birlikte sorumlu olduğuna dair içtihat var ve bizler de yıllarca kamuoyuna yaptığımız yazılı, görsel açıklamaların tamamında sipariş verilen kurumsal firmanın da müteselsil sorumlu olmasını istedik ve muhatap olunan ilk ve son yerin bu firma olduğunu defalarca dile getirdik.
Araç alım satım ve emlak siteleri de aracı statüsünde yer alıyorlar. Karşınızda ticari kazanç elde eden bir firma var ve siz bu firmanın verdiği ilana göre ev, araba alıyorsunuz. Ancak en küçük bir ayıpta iyi oranda kazançlar elde ettikleri halde hiç bir sorumlulukları yoktur ve tüketiciler bu ayıptan oluşacak zarardan dolayı tüketici hakem heyetine müracaat edemiyorlar. Çünkü evi yada arabayı aldığınız kişi tacir değil. Ev ve araba ilanı veren siteler ücret tahsil etmedikleri için online alışveriş sitelerinden farkı olabilirler. Ancak satıcı veya sağlayıcı adına tüketiciden mal veya hizmetlerin bedelini tahsil eden firmaların aracı olarak kabul edilmesini bakanlık yetkilileri bir kez daha gözden geçirmelidir.
Son olarak Ticaret Mahkemeleri’nin verdiği kararlar kesin hüküm olması nedeniyle istinafa götürülemediğini hatırlatmak isterim.
Yani sonuçta sahtekarlık yapana bir yaptırım yok diyorsunuz. E bakanlık bu konuyu düşünüp gereğini yapmalı.