Bugün sizlere kendi köyümden birkaç hatıra anlatmak istiyorum. Bazen insan, yıllarca uzak kalsa da bir köyün toprağına yeniden bastığında yalnızca bir yere değil çocukluğuna da döner. Ben de Erzurum’un Horasan ilçesine bağlı Kırkdikme Köyü’nde, eski adıyla Haran’da geçirdiğim günlerde bunu bir kez daha hissettim.

Rahmetli babam köyünü çok severdi. Bu ziyaret, biraz onun köy sevdasını yaşatmak, biraz da baba ocağının dumanı tütsün diye yapılan bir yolculuktu. Sofralar kurduk, geçmişi rahmetle yâd ettik ve hatıraların peşinden yürüdük.

Köyde bir şeyi yeniden fark ettim: Eskiden insanlar birbirlerinin neyi sevdiğini bilirdi. Ben tereyağını çok severdim. Başta Anşa, yani Ayşe Yengem olmak üzere kim tereyağı yaparsa bir tas da bana ayırırdı. Çocukken bunun sıradan bir ikram olduğunu düşünürdüm. Bugün ise anlıyorum ki o tasın içinde yalnızca tereyağı değil; emek, paylaşmak ve “Canan bunu sever.” diyerek hatırlanmanın mutluluğu vardı.
Her gelişimizde bizi karşılayan, her dönüşümüzde de yola kadar uğurlayan Ayşe Yengemiz ve Mücahit Amcamız yine yanımızdaydı. Bazen insanın bir yere ait olduğunu hissettiren şey büyük sözler değildir; arkanızdan edilen bir dua, sallanan bir el ve sizi bekleyen iki güzel insan yeter.

Dönüşte nostalji olsun diye trenle Erzurum’a geldik. Köyümün önünden geçen tren raylarına, otoyola ve karşı kıyıda usulca akan Aras Nehri’ne uzun uzun baktım. Çocukluğum bu manzaranın içinde geçti. Yollar bana ufku, tren umut etmeyi, Aras ise sabrı öğretti.
İznimin son akşamında dolunayın aydınlattığı gökyüzünün altında yıldızları seyrettim. Tam gecenin sessizliğine dalmışken bir yıldız kaydı. Dilekler göğe emanet edildi. Ben de çocukluğumu, geçmişimi ve yarınlarımı aynı gökyüzünün altında buluşturarak köyüme veda ettim.

Bugün tereyağını her gördüğümde çocukluğumun lezzetinden çok, bana değer veren insanları hatırlıyorum. Belki de insanın en kıymetli hatıraları; bir tas tereyağında saklanan sevgiden, yola kadar uğurlayan güzel insanlardan, uzaktan duyulan bir tren düdüğünden ve hiç değişmeyecek sandığı gökyüzünden oluşuyor.
Şükürler olsun… Böylesine güzel bir ülkede yaşamayı, böylesine güzel insanlar tanımayı, bu bereketli topraklarda hatıralar biriktirmeyi ve tüm bunların kıymetini bilmeyi bana nasip eden Rabbime hamd ediyorum.
Baba ocağının dumanı tütsün, hatıralar unutulmasın, bizi köklerimize bağlayan güzel insanlar hep var olsun.
