Bazı başarı hikâyeleri yalnızca bir kişinin kariyerini anlatmaz; doğduğu, kök saldığı toprakları da dünyaya tanıtır. Seraf Restoran’ın şefi Sinem Özler’in hikâyesi de tam olarak böyle bir yolculuk.

Kökleri Selanik ve Erzurum’a uzanan Sinem Özler, yıllardır Anadolu mutfağını araştırıyor, yerel üreticilerle çalışıyor ve geleneksel lezzetleri çağdaş gastronomi anlayışıyla dünyaya taşıyor. Son olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın ev sahipliğinde gerçekleştirilen NATO Zirvesi kapsamındaki uluslararası çalışma toplantılarında Seraf ekibiyle birlikte Anadolu mutfağını diplomasi sofralarında temsil etmesi hepimiz adına büyük bir gurur kaynağı oldu.

Ancak benim hafızam beni beş yıl öncesine götürüyor…
Takvimler 2 Şubat 2021’i gösteriyordu. Pandeminin en zorlu günleriydi. O dönemde Sinem Özler, KUDAKA’nın desteği ve Erzurum Büyükşehir Belediyesinin organizasyonuyla Erzurum’a gelmişti. Amacı yalnızca şehrimizi gezmek değildi; kadın kooperatiflerini ziyaret etmek, üreticileri dinlemek ve Erzurum’un yerel ürünlerini yakından tanımaktı.

Birlikte Erzurum Kadın Kooperatifi’ni ve Pasinler Kadın Kooperatifi’ni ziyaret ettik. Kadınların emeğini dinledi, üretim süreçlerini yerinde gördü. O günlerde özellikle İspir Kuru Fasulyesi başta olmak üzere Erzurum’un coğrafi işaretli ve yerel ürünlerinin temini konusunda gösterdiği hassasiyet, bugün geldiği noktaya bakınca çok daha anlamlı geliyor.
Aradan yıllar geçti…
Bugün aynı isim, Michelin Rehberi’nde yer alan Seraf’ın şefi olarak NATO Zirvesi’nde Türkiye’nin gastronomisini temsil ediyor. Diplomasi sofralarında Anadolu’nun hikâyesini anlatırken, aslında yıllar önce Erzurum’da kadın üreticilerle kurduğu bağın da izlerini taşıyor.
Geçmişe dönüp o gün çekildiğimiz fotoğrafa baktığımda yüzümde tatlı bir tebessüm oluşuyor. O karede bizimle birlikte olan, Erzurum’un üretimine ve kadın emeğine gönül veren herkese gönülden selam olsun. O gün atılan küçük gibi görünen adımların bugün uluslararası başarılara uzanan yolculuğun bir parçaası olduğunu görmek ayrıca mutluluk veriyor.

Bir Erzurumlu olarak köklerinden güç alarak Anadolu mutfağını dünya sofralarına taşıyan Sinem Özler’i yürekten kutluyorum. Başarı yalnızca ödüller kazanmak değildir; üreticiyi, emeği, toprağı ve kültürü unutmadan yol alabilmektir. İşte Sinem Özler’in hikâyesi tam da bunu anlatıyor.

Umarım bu başarı, Erzurum’un kadın üreticilerine, genç şeflerine ve hayallerinin peşinden giden tüm gençlere ilham olur. Çünkü bazen bir kooperatif ziyaretiyle başlayan yolculuk, yıllar sonra diplomasi sofralarına kadar uzanabiliyor. Bu da gösteriyor ki yerel değerlerine sahip çıkanlar, eninde sonunda dünyaya da iz bırakıyor.