İçten içe çürüdüklerini fark ettiklerinde,
Yalanlarının artık eskisi gibi alıcı bulmadığını gördüklerinde,
Anlatacak hikâyeleri, söylenecek sözleri kalmadığında,
Sözlerinin ağırlığını kaybettiğini, artık kendilerine güvenilmediğini ve itibarlarının iflas ettiğini anladıklarında,
Pişman olmazlar, geri çekilmezler, kendilerini temizlemeye çalışmazlar, tövbe etmezler. Nerede hata yaptık da bu duruma düştük, bu hale geldik demezler.
Kendi suçlarını ve kötülüklerini örtbas etmek için hedef aldıkları kişilere iftira atarak, onları karalayarak hedef şaşırtırlar ve kendilerini temiz göstermek için başkalarını kirletmeye başlarlar.
Çünkü artık anlatacak hakikatleri yoktur ama kaybedecekleri itibarları vardır.
Artık onlar için mesele doğruyu söylemek değil, karşıdakini kötü göstermektir.
Mesele haklı olmak değil, haklı görünmek, temiz olmak değil, temiz görünmek, doğruyu savunmak değil, yalanlarla karşıdakini çürütmektir.
Ve bu noktadan sonra kimin daha kötü olduğu yarışı başlar.
Ve bu yarışın kazananı yoktur çünkü herkes, her şey biraz daha kirlenir.
Hangi taraftan olursa olsun bunu yapanlar çok iyi bilir ki; insanlar gerçeği araştırmaz, çoğu duyduğuna inanır ve bu yüzden yalanı büyütürler, şüpheyi yayarlar, iftiranın dozunu artırırlar.
Çünkü insanları kandırmak kolay, kalabalıkları yönlendirmek mümkün, algılarla oynamak basittir.
Fakat unuttukları bir şey vardır.
Kalplerin içini, niyetleri okuyan, her şeyi gören, bilen Allah vardır ve Allah’ın adaleti şaşmaz.
Ve her ne niyetle olursa, kime hizmet etmek için veya ne amaçla olursa olsun, doğrular ne kadar gizlenirse gizlensin, yalanlar ne kadar süslenirse süslensin, haksız yere ne kadar başkaları suçlanırsa suçlansın,
Kimin içinde ne varsa, kim kime ne kötülük etmişse, kim kime ne zarar vermişse, kim kimin hakkını yemişse, iftira atmışsa bir gün önüne konur.
Ve o gün geldiğinde, söylenen sözler değil, niyetler tartılır, görünen yüzler değil, saklanan kalpler açılır, niyetler ortaya dökülür, alkışlar, övgüler, yalanlar değil, doğrular konuşur, hesaplar görülür.
Gerçeklerle, herkesin kendi gerçeğiyle baş başa kaldığı o gün kimse kimseyi suçlayamaz. Kimse kendisini başkasıyla, başkasının kötülüğüyle aklayamaz.
En büyük yanılgı olan “ben kötü değilim, çünkü o benden daha kötü” yanılgısı “başkasının kötülüğü, senin masumiyetin değildir” hakikatine dönüşür.
Ve her kim sürekli başkalarını karalıyor, iftira atıyor, dedikodu yapıyor, yalan söylüyor ve başkalarının kötülüğünü istiyorsa şunu itiraf ediyor ve haykırıyordur: “Benim anlatacak herhangi bir hakikatim kalmadı, yalanlar, iftiralar ve kötülükler içinde boğuluyorum.”
AHMET BERHAN YILMAZ
Hocam,harika bir yazıydı yüreğinize sağlık.Bende (ğüneş balçıkla sıvanmaz )diyerek katkıda bulunmak istedim.Selamlar.
Bizler artık adaletsizlik, iftira, dedikodu, gıybet, oy için yalan söyleyenleri, insanları tehdit edip endişeye sürükleyenleri istemiyoruz. Allah için doğruları söyleyen, ülkede adaleti tesis edecek olan insanları istiyoruz. İnanın dışarıdan bakınca ülkemiz çok kötü görünüyor. LA İLAHE İLLALLAH...
Herkes aynı konuda mutabık millet artık bu çekişmeyi istemiyor çünkü iyice suyu çıktı. Başkasının zaafından faydalanmak adilere yaraşır. Varsa anlatacak şeyin anlat. Yoksa sus ve dinle. Adice oyunlar istemiyoruz
Sayın Hocam sizinde yazınızda belirttiğiniz gibi; Gerçek ahlâk, dürüstlük ve iman; başkalarının ne yaptığıyla değil, insanın kendi vicdanı ve kendi ilkeleriyle yüzleşmesiyle ortaya çıkar. “Onlar daha kötü” demek, insanı temize çıkarmaz; aksine, kendi karanlığını başkasının gölgesine saklamaya çalışmaktır. Çünkü kötülük kıyasla azalmaz, sadece meşrulaştırılır.
Sizi tebrik ediyorum belki birileri kendine ders çıkarır bu yorumdan sonra,kusur istersen aynaya bak.
Hocam sizi taktır ediyorum bir insan önce kendini düzeltmesi lazım,yazılan her köşe yazısında evet hocam,insanlar böyle insanlar şöyle diyerek yorum yapanlar yaptığı yoruma nefsinin karıştığının farkında değil.
Başkalarını yalanla, iftirayla, adaletsizce kötü göstermeye çalışanlar sorumluluktan kaçan, kendi hatalarını veya taraf olduklarının hatalarını görmeyen, ahlâkı yok eden, kendi hatalarını normalleştiren vicdanı körelmiş insanlardır.
Evet hocam insanları bulunduğu durumdan kurtaracağız diyerek milleti daha iktidar olmadan belediyelerde söyledikleri yalanlarla kandırmaya çalışan sübyancılar zannediyorlar ki bu millet onlara sempati duyduğundan onlara belediyeleri teslim ettiler varolan hükümetten kurtulmak için yapılan bu çırpınışı onlar kendi ceplerini doldurup harem misal hayat sürerek devam edip hiç utanmadan yine yalan söylemeye devam ediyorlar,demek al birini vur diğerine.
Kardeş ben içkici diye bir kelime yazmadım insan içki içer zararı kendine beni ilgilendiren bir konu değil ki Bişr-i hafinin kıssasını oku derim, Cenab-ı Allah insana akıl vermiş bazı ayetlerde bildirmiş düşünün diye,kardeş biz gayba iman etmişiz,görmeden iman ettiğimiz için inanç yönünden bazen sıkıntı yaşayabiliyoruz şeytanda nefisten bu yönde çalışıyor ayakta kalırsak ne ala ama senin içkici dediklerin dünyalıkla kandırıyor ki nefse hoş geliyor vaad edilenleri görüyoruz,onlara insanların inanması daha kolay, bu kesimin işi daha kolay, karı kız para lüks hayat nefse hoş gelen şeyler iki de yalan kattğında hop her şey tamam, müslüman uyanık olacak ama sana şunu diyim ben için dünya imtihan dünyası,takiye yapanlarla zaten işim olmaz.
Doğru al birini vur ötekine haklısın da biri Allah, Kur’an, Peygamber, Din, İman diyor öteki zaten sana göre de içkici sen nasıl onları bir tutuyorsun. Allah ile aldatan her zaman daha kötü, daha zalim ve ikiyüzlüdür.
Başkalarını kötüleyerek kendi hatalarını, kendi kötülüklerini örtmeye çalışmak ahlâksızlıktır. Bu durum tehlikeli bir kayma yaratır. Özellikle siyasetçilerin bu şekilde dedikodu, iftira ve adaletsizlik yapmaları toplumda düşmanlıklar, gerilimler ve infial yaratır, ama Türkiye'de en dindar geçinen siyasetçi bile insanları bu şekilde aldatmaktadır. Sonuçta Allah'tan korkmayan kullarına bol bol yalan söyler. Utanmaz da. Yazınız çok etkileyici ve çok gerekli bir yazı olmuş teşekkürler Berhan Hocam
Anlatacak hiçbir hikayeleri yoktu hatta buna çapları bile yetmezdi ama ne yazık ki senelerce bastırılmış duyguları çok iyi kullandılar. Bunlar sabun köpüğü gibi bir sel gibi ülkenin içinden geçtiler. Sel yavaş yavaş duruldu su yatağını bulacaktır. İnşallah ülkemiz bir daha böyle bir hataya düşmez
Sayın Hocam, yorma kendini yalancılık, sahtekârlık, merhametsizlik, adaletsizlik gibi çoğu konuda dünya liderliğine yükselmişiz. Na Allah kaorkusu kalmış, ne kuldan utanma. Daha kötüsü, bu ahlâksızlıklardan beslenen çok sayıda insan bütün bunları yapanları destekliyor; sen ve senin gibi Allah için uyaranları da köstekliyor. Rabbimden gayri ne bir dostumuz ne de bir yardımcımız var. Allah'a emanet ol
Yüreğinize, elinize, bilginize sağlık hocam, yine farkındalık oluşturacak çok önemli bir yazı kaleme almışsınız.
EVET DEĞERLİ HOCAM İLLAKİ HAKIKATLAR BİR GÜN ÖNLERİNE KONULACAK, İNKARIN, YALANIN, İFTİRANIN SORGULANACAGİ ZAMAN PİŞMANLIK FAYDA ETMEYECEK.ALLAH C.C ISLAH ETSİN BU DURUMDA OLANLARI.AMIN.
Yine duygularıma tercuman oldunuz.Kaleminize sağlık, o kadar kirliki ortalık. Yüce Rabbim herkesin niyeti içinde haşretsin inşallah.
Kaleminize Yüreğinize sağlık değerli Kardeşim Allah senden razı olsun saygıdeğer Hocam “ Aldatan bizden değildir..!”
Hocam Allah razı olsun sonuna kadar sizi destekliyoruz ve şükür ki Mahşer günü ve hesabı var diyoruz. Bu kadar yalan, dolan, iftira, adaletsizlik içinde boğuluyoruz, hiç bir şey yapamıyoruz ve bu zalimlerin ve onları destekleyen korkakların hesaba çekileceği umutla bekliyoruz.
Kıymetli hocam güzel görüşler için destekliyoruz yüreğinize sağlık her bir ferdin okuması gerekir
Şu mübarek günde okunacak ve ders alınacak bir yazı ve müthiş bir anlatım gücü. Var ol Berhan hocam
Cuma namazını kıldım sonra bu yazı önüme düştü, okudum ve keşke Cuma Hutbesi bu yazı olsaydı, Hutbede bu yazı okunsaydı diye düşündüm. Baştan sona çok doğru ve haklı bir yazı. Allah razı olsun Hocam
Hocam hakikat ve adalet eninde sonunda hak ettiği yeri bulur. Yalancı, aldatıcı, iftiracılar ise hem bu dünyada, hem de ahirette azap ile tanışır. Yüreğinize, emeğinize, kaleminize, vicdanınıza sağlık Berhan Hocam
Hocam Gçgerçeğin bastırılmak istenir ama susturulamaz. Çünkü hakikat, Allah'ın izni ile, er ya da geç yolunu bulur. Sizin bu yazınız ve benzeri yazılar büyük bir uyarı niteliğinde olan derslik, ibretlik yazılardır. Allah sizden razı olsun hocam.
Yüreğine, kalemine ve vicdanına sayın hocam. Kirlenen dilin, yozlaşan ahlakın ve yitirilen hakikat duygusunu açıkça ortaya koyan bu yazınızda birçok insanın düştüğü çukuru açık açık ortaya koymuşsunuz.
Hocam Hayırlı Cumalar kolay gelsin. Rabbim hepimizi doğru yolundan ayırmasın. Yalancı iftarıcı sahtekar indanların şerrinden korusun muafaza eylesin. Eilinize emeğinize sağlık yazan kalelerin hiçbir zan susmasın inşallah.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav) buyurdu ki; "İnsanları doğru yola çağıran kimseye, kendisine uyanların sevabı gibi sevap verilir. Ona uyanların sevaplarından da hiçbir şey eksilmez. Başkalarını sapıklığa çağıran kimseye de, kendisine uyanların günahı gibi günah verilir. Ona uyanların günahlarından da hiçbir şey eksilmez." Bir Mümine yakışan, bu hadis doğrultusunda kendisini konumlandırması ve emri bil maruf nehyi ani münker konusunda hassasiyetini korumasıdır. Okuduğum bu yazı bu konuda okuduğum, doğruluktan, hakikatten, adaletten sapanları anlatan en iyi yazılardan biri. Sayın hocam sizi canı gönülden tebrik ediyorum, Allah razı olsun.
100 yıldır en büyük yalanların başında gelen ve bir toplumu zehirleyen yalana şunu yazayım,600 küsür sene Allah'ın emrine uyarak kıtalara hükmeden ecdadı kızıl sultan,vatan haini,kadın düşkünü gibi gösterenler,avrupanın hınzır gibi yaşayışını örnek alan,islamla yoğrulmuş bu topraklardan islam dinini söküp atmaya çalışanları,kahraman olarak anlatanlanları aslında tam tersi düşmanla gizli gizli anlaşanları söyledikleri yalan tarihle kandıranları çok iyi tanıyor bu millet artık, birde devamlı kendini dört dörtlük gösterip insanlar şöyle böyle diyenlere şu hadisi hatırlatayım dedim,Kıyamet günü bir adam getirilir ve cehennem ateşine atılır. Bağırsakları karnından dışarı çıkar ve onlarla birlikte değirmen döndüren merkep gibi döner durur. Cehennem halkı onun yanına toplanırlar ve derler ki:Ey filan! Sana ne oldu? Sen iyiliği emredip kötülükten sakındırmaz mıydın?O kişi de Evet, iyiliği emrederdim, fakat kendim yapmazdım,günahtan sakındırırdır, fakat kendim yapardım,der.Harika tespit hocam.
Hz. Mevlana'nın sözü geldi karşıma; Günün adamı olmaya çalışma, hakikatin adamı olmaya çalış. Çünkü gün değişir, hakikat değişmez. Sen de güzel kaleme almışsın, zamanımızın ahvalini Sevgi ve dua ile... Kıymetli Hocam
Kıymetli Hocam, Kaleme aldığınız bu satırlar, günümüzün "algı gerçeği boğar" anlayışına karşı çok güçlü bir hakikat aynası olmuş. Özellikle "Başkasının kötülüğü, senin masumiyetin değildir" vurgunuz, modern insanın içine düştüğü ahlaki yanılgıyı tek cümlede özetliyor. Meseleyi "haklı çıkma" hırsından kurtarıp, "temiz kalma" davasına taşıyan bu vakur duruşunuz ve sarsıcı tespitleriniz için sizi tebrik ederim. Hakikati savunan kaleminiz daim olsun. Yüreğinize sağlık.
Hocam insanlar o hale gelmiş ki üç kuruşluk menfaatleri için bütün dünyayı yakacak durumdalar. Yalan, iftira, adaletsizlik sıradan olmuş. Allah senden razı olsun Hocam iyi ki varsın.
Yüreğinize ve düşüncelerinize sağlık Sayın hocam
Yüreğinize sağlık hocam. Çok güzl ve değerli bir yazı. Okumak, anlamak ve uygulam gerek ama herşey,n siyasellaştığı bir dönemde bu ne kadar başarılabilir pek sanmıyorum. Ama sizin gibi insanları hala var olması içimizdeki umudu koruyor.
Hocam müthiş bir yazı, fevkalade doğru, fevkalade tespitler. İnanın defalarca okudum, defalarca.