Baba olmak; yalnızca evine ekmek götürmek, çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak, onları okutmak ya da ceplerine harçlık koymak değildir.
Baba olmak; helâl lokma için alın teri dökmek, kul hakkı yememek, haramdan sakınmak, çıkarları için ardında haksızlık, adaletsizlik, gözyaşı bırakmamak ve böylece evlatlarına gururla anacakları tertemiz bir isim bırakabilmektir.
Baba olmak; evladının sadece geleceğini değil, vicdanını da inşa etmektir.
Evladını elinden tutup hayata hazırlarken kalbine imanı, zihnine ahlâkı, diline doğruluğu ve karakterine şahsiyeti nakşedebilmektir.
Baba olmak; Allah'ı bilen, Peygamberi tanıyan, vatanına, milletine, bayrağına sadakatle bağlı, hakkın yanında duran, adaletten ayrılmayan bir neslin yetişmesi için ömrünü vakfetmektir.
Fakat çıkarcılığın marifet, yalancılığın beceri, riyakârlığın ise siyaset diye alkışlandığı; hakaretin, iftiranın ve küfrün sıradanlaştığı günümüzde doğrulukla ayakta kalmak kolay değildir.
Böylesi bir iklimde eğilip bükülmeden yaşamak, menfaat karşısında şahsiyetini korumak ve evladına örnek olmak her gün daha ağır bir imtihana dönüşmektedir.
Haramdan uzak durmak, faizden sakınmak, makam, servet uğruna değerlerini satmamak, yalnızca Allah'ın huzurunda eğilmek, dimdik ayakta kalabilmek için verilen mücadele insanın omuzlarına bir yük bırakır.
Bu yüzden çoğu baba yorgundur ama bu yorgunluk;
Evlatlarının boğazından haram lokma geçmesin diye verilen mücadelenin yorgunluğudur.
Bu yorgunluk; gecenin karanlığında da, gündüzün hengâmesinde de ailesi ve evlatları için çırpınan yüreklerin yorgunluğudur.
Bu yorgunluk; menfaatin cezbeden sesi yerine vicdanının sesini dinlemeye çalışanların yorgunluğudur.
Bu yorgunluk; çocuklarına servet, makam, unvan, tapu, mal, mülk, paradan çok daha değerli bir miras bırakabilmek için verilen mücadelenin yorgunluğudur.
Asıl miras; helâl lokmayla büyütülmüş, güzel ahlâkla yoğrulmuş evlatlar ve hayırla anılan bir babanın ardında bıraktığı tertemiz bir isimdir.
Ne var ki böylesi bir miras kolay bırakılmıyor. Her doğruda bedel, her ilkede yalnızlık, her onurlu duruşta yorgunluk ve çile saklıdır.
Ama bu yorgunluklar, ödenen bedeller, çekilen çileler insanı eksiltmez; aksine büyütür, olgunlaştırır ve kıymetlendirir.
Bugün bu satırları yazmamıza vesile olan başta babam, amcalarım, dedelerim, dayım, kayınpederim olmak üzere vefat etmiş olan babaları rahmetle anıyorum.
Hayatta olan bütün babalara ise sağlık, huzur, bereket, iyilikle ve hayırlarla dolu uzun bir ömür diliyorum.
AHMET BERHAN YILMAZ