Osmanlı İmparatorluğu içerisinde millî duyguları en geç uyanan millet Türkler olmuştur. Gerek imparatorluğun sahibi olmaları, gerekse başka bir milletin hükmü altında yaşamamış olmaları onlarda bu duygunun oluşmasını geciktirmiştir.
Balkan savaşlarında yaşanılan ağır hezimet Osmanlıcılık fikrini, I. Dünya Savaşında Arabistan bölgesinde Arap İngiliz ilişkileri İslamcılık anlayışını zayıflatmış, bu durum halkın “Türkçülük” fikrine yakınlık duymasını hızlandırmıştır.
Cumhuriyet ile birlikte her alanda görülen ulusallaşma arzusu dil üzerinde de kendini göstermiştir.
12 Temmuz 1932 tarihinde Türkçenin sorunlarını belirlemek, tarihini çıkarmak ve Türkçeyi sağlam temeller üzerine oturtmak için Türk Dil Tetkik Cemiyeti kurulmuştur.
İnsanların Türkçe hassasiyetinin yükseldiği bu dönemde tarihe “Vagon Li Olayı” olarak geçen bir hadise gerçekleşmiştir.
İstanbul’da faaliyet gösteren Uluslararası Vagonlu Yataklar Şirketinde (Vagon Li) 23 Şubat 1933 tarihinde geçen olayda Naci isminde bir Türk çalışanının bir müşterinin bilet sorununu çözerken yaşamış oldukları tartışmaya tanık olan Jannoui adındaki şirket müdürü, orada bulunan diğer memurlara, bu memur böyle nice anırıp duruyor, Türkçe mi konuşuyor diye sormuş, evet cevabını alınca Naci’ye dönerek “ Burada resmi lisanın Fransızca olduğunu bilmiyor musun? Size kaç defa söylemeli, size sopa ile mi hakaret etmeliyim? diye çıkışmıştır. Naci Bey, Jannoui’ ye “ Ben Türküm! Memleketimde resmî lisan Türkçedir. Hatta siz bile Türkçe öğrenmelisiniz diye karşılık verir. Bu cevaba sinirlenen Jannoui ona 25 kuruş para cezası ve 15 gün işten uzaklaştırma cezası verir.
Bu olayı başta Cumhuriyet gazetesi olmak üzere diğer basın organları 24 Şubat günü manşetten verince Türkiye’de büyük bir infial oluşur. Peyami Safa, Yunus Nadi, Selami İzzet gibi yazarlar bu duruma tepki gösterirler.
Daha birkaç yıl önce II Abdülhamit İstanbul’da açılan iki otelin ismindeki “place” kelimesini, İstanbul limanında faaliyet gösteren Fransız şirketinin ismini Türkçeleştirmeye çalışırken Cumhuriyet kurulduktan sonra Türkiye’de faaliyet gösteren bir Fransız şirketinin Türkçe konuşulmasını yasaklamaya kalkışması kabul edilebilir bir durum değildir.
Tepkiler bir anda çığ gibi büyümüş, 25 Şubat günü Darülfünunda toplanan gençler Türk topraklarında Türkçe konuşulmasını yasaklayan bu şirketi basmış, camlarını kırmış, şirkete maddi zarar vermişlerdir.
Bu olaydan sonra Jannoui Türk mahkemelerinde yargılanmış, şirketin Paris’teki merkez müfettişinin hazırlamış olduğu raporu doğrultusunda Jannoui’nin işine son verilmiş, şirkette çalışanların Fransızca konuşması gerektiği noktasında bir kararın olmadığı söylenmiş hatta şirkete daha fazla Türk çalışan alınmaya başlanmıştır.
Milli Türk Talebi Birliği’nin organize ettiği bu olayda gençlerin millî bir duruş sergilemesinden mutlu olan hükümet yetkilileri, uluslaşma adına doğru yolda oldukları kanaatine varmışlardır.
Türkçeyi savunma adına gösterilen tepki güzel olmakta birlikte dilimizin bilinçli kullanımı noktasındaki sorunlarımız devam etmiştir. Bu dönemde Arapça, Farsça kelimeler dilimizden atılırken, Batı dillerinden gelen kelimelerin dilimizi istila etmesinin önüne geçilememiştir.
Vagon Li vakasından 35 yıl sonra 1968 yılında Fransız lider De Gaualle Ankara’yı ziyaret ettiğinde kentin o zamanki belediye başkanı Ekrem Barlas Ankara Belediyesinin hizmetlerini anlatırken “Ankara’nın kanalizasyon problemi tamamlandı. Ankara’da belediye hizmetleri komple ve koordinasyon içinde” cümlesini çevirmen Fransızcaya aktaracağı sırada De Gaulle duruma müdahale ederek sakın çevirme galiba ben Türkçe biliyorum, başkanının söylediği her şeyi anladım, diyerek dilimizin şifresini nasıl savunmasız hâle getirdiğimizi yüzümüze vurmuştur.
Kaleminize sağlık, kıymetli Hocam. Dilimizin kimliğimiz olduğu hakikati, tarihin her döneminde kendisini göstermiştir. Bu hakikat, başta akademisyen ve eğitimciler olmak üzere toplumun her kesimi tarafından alan ayrımı gözetmeksizin, öncelikle "lisan muallimi" olduğumuz bilinciyle kişilik hâline getirilebilirse geleceğimiz daha aydınlık olacaktır.
Kaleminize sağlık hocam, maalesef o zamanlar bir işçide görülen bu dil bilinci günümüz aydınlarında dahi yok.
Yine müthiş bir yazı olmuş hocam????????