Hava buz gibi soğuk, Azrail in ısındığı bir evde
Hasta bir adam yatıyor, gıcırdayan tahta sedirde
Askıda hırpani bir palto, yanı başında kirli kasket
Sayıklıyor hasta adam, merhamet ya Rab, merhamet
Istırap yüklü gözlerini çevirdi, küçük oğluna
Kısık bir sesle inledi, bir yudum su ver dedi bana
Çocuk koştu mutfağa, bir bardak suyla geri döndü
Adam hafiften irkilip çocuğun gözlerine baktı ve öldü
Derin bir sessizlik kapladı virane evin her yanını
Çok geçmeden çocuk anladı, adamın artık olmayacağını
Az sonra kapıdan içeri girdi küçük kızı ve iri kıyım karısı
İşten izin alıp dönmüşler, çocuğa emanetti babası ve kocası
Bir yudum su nasip olmadı adama, bu hayattan giderken
Gerçi kana kana su içmek de, hiç nasip olmamıştı yaşarken
Hayatın adaletsiz yükü hiç eksik olmamış sırtından
Anlaşılıyordu fakirliği, sırtında ki paltosundan
Geride, kızları oğulları ve çok sevdiği karısı kaldı
Dünyadaki çölünden, sonsuzluk okyanusuna daldı
Garibanlığın iklimi, en çetin kıştan serin
Hoca seslendi, er kişi niyetine cemaat, şöyle gelin
Bir avuç kişi, tek safta dizildi tabutunun önüne
Fakirlik, adamı yalnız bırakmadı, cenaze namazında bile
Ayakkabıları kondu kapı önüne, evde izi kalmadı
O adam ne yaşadı ne de öldü, kocaman bir yalandı