Gün geçti, ay geçti, bir zamandan an geçti
Arabesk şarkının kıtasından Eskimo bir genç geçti
Maharetli eller, gergefte işleyedursun motif
İğnenin deliğinden, koca Hindistan geçti
Yalancıdır aynalar, aynadaki yüzler yalan
Yansımada çürüyen, sayısızca yüz geçti
Kılıcını havaya kaldırmış, sahte bir kahraman
Anadolu’nun bağrından, gerçek bir destan geçti
Rüya bu, rüyadır bütün bu çabalar
Bir varlıktan bir yokluk geçti
Veremli gibi öksürüyor tüm hatıralar
Damardan kan, kandan soy geçti
Mevsim geçti, yıl geçti, göz süzüp gençlik geçti
Gökyüzünde ahenkle, göç eden kuşlar geçti
Ozanların ellerinde saz, dillerinde yanık türkü
Telden dert vurdu dile, sözden sızılı gam geçti
O dergah ki, ocağına eğri odun yaraşmaz
O ne güzel bir dem ki, içinden yunus geçti
O zaman ki şimdiki zamanla bağdaşmaz
Bir Rumi, bir Şems, ikisi bir can, ikiden bir geçti
Kaş altında göz, göz içinde dünya
Feleğin çemberinden, kutlu bir millet geçti
Akıl akıldan üstünmüş güya
Kuş kadar beyinden, koca kainat geçti
Güneş geçti, ay geçti, seher vakti tan geçti
Yoldan han, handan yolcu, yolcudan can geçti
Yekten gelip, gözü daldıran efsunlu hayal
Kör gözlerin önünden, koca bir sultan geçti
Cüretkâr cümleler, anlamsız heceler, ürkek kelimeler
Devir geçti, devran geçti, üç günde ömür geçti
Birbirinin içinden geçen uğursuz gölgeler
Muğlak bir ifadeden, kesin bir sonuç geçti
Zaman zalim, zaman alim, zaman sihirbaz
Zamanın raksında neler geldi geçti
İnsan, kendinden çalan hilekâr kumarbaz
Dibi delik testide ömürler aktı geçti
Yaz geçti, kış geçti, benden bir bahar geçti
Anamın karnında dokuz ay sancı geçti
Semaya çizilen bulutların seyrinde
Belki rüya, belki düş, belki de hayal geçti
Cahiliye dönemi ateş sıcağı çöllerde
Nebiyy-i muhterem, asrı saadet geçti
Şimdiki devir, devranından bile ötede
Kırk doğruyu, bir yanlış sel gibi yıktı geçti
Yel geçti, rüzgar geçti, fırtına vurdu geçti
Temeli çürük binaya, zelzele güldü geçti
Kimileri için cennet denilen bu dünyadan
Cehennem ürktü, başını eğdi geçti