Kalayhanelerin arka tarafta, satıcıların ise ön tarafta olduğu Bakırcılar Çarşısı’nda, bugün tabir yerindeyse in cin top oynuyor.
Çekiç sallayan birkaç ustanın dışında, Bakırcılar’da geçmişin hareketli günlerinden eser kalmamış.
Bakıcılar Çarşısı’na girdikten sonra sağa dönülünce, çarşı içerisine giden dar sokakta birkaç metrekarelik küçük bir dükkânda ömrünü geçiren çarşının eski ustalarından Necati Kabalar’ın kapısına kilit vurulmuş dükkânını görünce rahmetliyle yaptığım sohbet hatıramda canlandı.
Hayatı bu çarşıda geçmiş olan Necati Kabalar, mesleğin inceliklerini dayısı bakırcı ustası Ali Çekilli’den öğrendiğini ve onun dükkânında uzun yıllar çalıştığını babasının abacı olduğunu önceleri kalaycılıuk yaptığını sonraları alem yapmaya başladığını heyecanla anlatmıştı. Zenginlere mahsus kaburgalı hamam tası ve kildan yaptığından söz eden Necati Usta, çarşıda hem kalaycı hem bakırcı ustalardan Eşref Usta, Hanifi Usta, Haydar Usta’lardan övgü ile bahsetmiş Ahilik geleneğinin yaşatıldığı dönemlerde, bakırcılar esnafının Balıklı (Söğütlü) Köyü’nde peştamal bağlama törenlerini yaptığını, kendisinin de kuzuların kesilip, pilavların pişirildiği bu törenlerin birinde peştamal kuşandığını ve ustalığa geçtiğini anlatmıştı.
Kepenkleri kapanmış dükkana bakınca temiz kıyafeti, yakasındaki Türk bayrağı rozetiyle hayalimde canlanan Necati Usta’nın, “Zamanında bu çarşıda ses ve şamatadan geçilmez” dediğini hatırlayıp Âşık Reyhanî’nin “İnsan ömrü kara benzer, erimekten kurtulamaz” sözlerini düşündüm.
Necati Usta’dan biraz ilerde uzun yıllar bu çarşıda bulunan ve mesleği Mahellebaşı’nda Ak Pungar’ın karşısındaki kalaycı Muzaffer ve Avni Ustaların dükkânında çıraklık ederek öğrenen Mülk Köylü Fahrettin Çelik Usta’nında dükkanın kepenkleri kapanmış.
Yıllar önce geldiğim çarşıda sohbet ettiğim Fahrettin Usta, ramazan’da kalay yaptıranların çokluğunu anlatıp, çarşıdaki Abdulkerim Usta, Kalaycı Abo Topaloğlu (Kostik Abo), Kalaycı Abdurrahman Eren, Kalaycı Kızzırik Yaşar, Kalaycı Kriko Yaşar ve Eşref Lokmacı Ustalar ile Mahallebaşı’nda Alaftarların içinde Kalaycı Selahattin Usta ile Çınar Lokantası’nın yerinde bakırcılık yapan ve Hac’da rahmetli olan Sarıkamışlı Hacı Mehmet Usta’dan da bahsetmişti.
Çarşının kan kaybetmeye başladığı dönemde, Abdurrahman Eren Usta’nın “Alüminyum, naylon, emaye çıkmamış olsaydı, şehrin ileri gelenleri bile gelip kalaylarını rica ile yaptırırlardı” sözü, bugün dahi çarşıda tebessümle söylenmektedir.
Çarşıda kazan kulpu ve bakraç (parkaç) cecik’i yapan demirci Eyüp Usta’yı da Fahrettin Usta’dan öğrenmiştim.
İşin yükünü çekenlerin bulunduğu çarşının iç kısımda en iyi ustalardan biri de Haydar Kavgacı’ymış.
Askeriyenin ihtiyaçlarına yönelik iş yapan Haydar Usta solak olarak çalışır, askeriyeye hem yeni malzeme yapar, hem de eskilerini tamir edermiş.
Oğulları, Kıbrıs Gazisi Fuat Usta mesleği sürdürürken diğer oğlu Bekir Usta mesleği bırakanlar kervanına katılmış.
Çarşının içerisinde bulunan ve akmaya devam eden iki çeşmeden biri Belediye Başkanı Orhan Şerifsoy tarafından yaptırılmıştı.
Devam Edecek…