Muharrem Bey’in dükkânının yanında bulunan Mehmet Kılıç’ın bakırcı dükkânı ile Berber Cafer’in dükkânları şimdi Ömer Yaruk tarafından işletilmektedir.
Yarım asırlık mazisi ile çarşının en eskilerinden olan Yusuf Yapıcı ise “Murat Ticaret” isimli işyerinde ticaretini sürdürmektedir.
Çarşı ile ilgili her türlü bilgiyi hafızasında taşıyan Yusuf Usta, yeniliğe ayak uydurmuş, mutfak eşyaları satarak geçimini sağlamaya çalışıyor.
Selahattin ve Cemalettin Avuk kardeşlerin işlettiği bu dükkân, iki kardeşin Hasankale yolunda trafik kazasında ölmelerinden sonra Osman Ustaoğlu’na geçmiş, ondan da Yusuf Yapıcı’ya devredilmiş.
Yusuf Yapıcı ilerleyen yıllarda Avni Öznülü’nün dükkânının yarısını alarak dükkânını genişletmiş.
Yusuf Yapıcı’nın bitişiğindeki lavaş fırını yine ateşi tüten işletmelerden biri olarak Enver Polat tarafından faaliyetini sürdürmektedir.
Lavaş fırınından önce bu dükkân, bir müddet Kemal Kasımoğlu’nun şekerci dükkânı, Şeref Kılıç’ın işlettiği lokanta olarak da çalışmıştı.
Habipbaba Türbesi’ne inen Bakırcılar Sokağın sağ köşesinde ise Dadaş Termosifon isimli işletme bulunmakta olup, bu dükkân Şahamettin Özlütepe oğlu Yusuf Özlütepe tarafından çalıştırılmaktadır.
Merdivenlerle inilen Bakırcılar Sokağın sol tarafından itibaren Süleyman ve Muzaffer Hararli’nin bakırcı dükkânı ile bitişiğinde Hacı Nurettin Çermiksu,Sinan Elnar, Cafer Elnar ve Mehmet Yandırmaz’ın bakır işi üzerine çalışan dükkânları sıralanmaktaydı.
Hacı Fevzi Küçükoğlu’nun işlettiği “Doğu Bakır Evi” ismindeki işletmede buradaymış.
Mehmet Yandırmaz’ın dükkânı, Abdullah Keleşoğlu tarafından alınarak Hac malzemelerinin satıldığı bir işletmeğe dönüştürülmüş.
Bu sokağın alt başından yukarı doğru ise Hacı Neşet Yapıcı’nın oğulları ve torunlarının işlettiği dükkân yer almaktaydı. Burayı bir müddet Gültekin Yapıcı işletmişti.
Mustafa Ceyhan’ın işlettiği ve sonra oğlu Yakup Ceyhan’ın devam ettirip onun da ölmesiyle kapısına kilit vurulan dükkân, bir müddet dini kitaplar satan bir işletme olarak çalışmıştı. Şimdi ise Gültekin Yapıcı tarafından işletilmektedir.
Kitapçının bitişiğinde bakır alıp satan Dursun Ali Hatun’un dükkânı ile üstünde Yusuf Erbabi’nin (Hesso) ve Osman Kılıç’ın dükkânları bulunurdu.
Çarşı, geçmiş dönemlerde o kadar hareketliymiş ki , Köşk Köylü Tahsin ve İsmail Alyanç’a ait hurda bakırların eritilip, bakır levha haline getirildiği bir fabrika dahi varmış.
Eskiden Habipbaba Türbesi’nin karşısında bulunan tarhi sur, sonraları cephe olmuş. Bu cephede bulunan dükkânların bir kısmı Dedeağabey Vakfı ile Gacıroğulları Vakfı’na ait olup, bu vakfiyelerin Bakırcılar Çarşısı’nın içerisinde kalanları ise Gacıroğlu Hacı Mehmet Efendi Vakfı uhdesindedir.
Bakırcılar Çarşısı’nın iç tarafında dün olduğu gibi bugünde bakırdan malzeme imal eden esnaf ile kalaycılar bulunmakta olup, özetle işin yükünü bu kısım çekmektedir.
Soda, tuz ruhu, nişadır, kalayın kullanıldığı kalay işinde, ocaklarda odun, kok kömürü veya isli kömür yakılmaktaymış.
Bu olumsuz ortam ise kalaycıların sağlıklarını bir hayli etkilemekteymiş.
Çarşıda kalaycılıkta kullanılan malzemeleri ise bir müddet Yusuf Yaruk satarmış.
Bakırcılar Çarsısı’na girişte sol tarafta bulunan Halk Bankası’nın yerinde önceleri iki katlı bahçeli büyük bir ev bulunmakta, yan tarafında ise Esnaf ve Sanatkârlar Kefaret Kooperatifi hizmet vermekteydi.
Nusret Urvasızoğlu da bu birimin uzun yıllar başkanlığını yapmıştı.
Anarşi ve terörün arttığı 1980 öncesi Halk Bankası’nı soymak için gelen soyguncuyu tahta tokmakla kovalayıp vurup düşüren Abubekir Suluova ile soyguncuyu yakalayanlardan Esnaf Kooperatifi’nin kapıcısı Durmuş’un cesaretleri ve devlet tarafından ödüllendirilmeleri, Bakırcılar Çarşısı’nda hoş bir hatıra olarak anlatılmaktadır.
Şimdiki Çınar Oteli’nin yerinde bulunan baraka şeklindeki dükkânlar, buraya Çınar Oteli’nin yapılmasıyla birlikte karşı tarafa geçmişler.
Süleyman ve Muzaffer Hararli’nin yaptırdıkları otelin bir kısmı sonraları Muzaffer Hararli’nin çocukları tarafından satılmış, şu anda burada “Beken Ayakkabıcılık” müessesesi faaliyet göstermektedir.
DEVAM EDECEK