Bazı insanlarla tanışırsınız; sonra onların yaşadığı yer, sizin için haritadaki bir noktadan çok daha fazlası olur. Benim için Tekman’ın Geçit köyü, Abdulmukit abim ve kıymetli eşi Vecide Sultan’la birlikte anılır.

Yollarımız 2017 yılında, dönemin Tekman Kaymakamı Önder Çengel ve İlçe Tarım Müdürü Şükrü Samet Sarı vesilesiyle kesişti. O gün başlayan tanışıklık, yıllar içinde aile sıcaklığında bir dostluğa dönüştü. Bugün Erzurum’da yaşamıyor olsalar da ne zaman Tekman’a, Geçit köyüne gitsem onları anarım.

Mukit Abi, yaşadığı köyün eski muhtarı. Muhtarlığı döneminde köyüne imar getirmiş; köyün üst tarafına yaptırdığı evlere ise Vecide Sultan kendi ifadesiyle “Huzurkent” diyor. Bu isim, orayı görünce insana daha da anlamlı geliyor. Kendilerine bir de bostan yapmışlar. Yaklaşık 2500 metre rakımdaki bahçelerinde kavun, karpuz, biber, salatalık, domates ve türlü meyve sebzeyi gördük. İnsan o bostanda dolaşırken içinden şunu geçiriyor: Dağda da tarım var. Emek verildiğinde, toprağın sunduklarını görmek mümkün.
Mukit Abi’nin bir başka emeği de arıları. Atatürk Üniversitesi personeli olarak hem üniversitenin hem de kendi arılarının bakımına gözü gibi bakıyor. Yaklaşık bin kovanla ilgileniyor. Onun balını yıllardır kendim için alıyorum. Bir ürünü tavsiye ederken üreticisini ve o ürünün ardındaki emeği tanımak benim için kıymetli.

Bu yüzden Mukit Abi’nin balını sizlerle de paylaşmak istedim. İletişim numarasını paylaşımıma ekleyeceğim. Bu bir reklam değil; yıllardır tanıdığım, ailemden biri gibi gördüğüm bir insanın emeğine duyduğum güvenle yaptığım içten bir tavsiye.
Tekman’da başlayan bu dostluk bana her ziyaretimde yeni bir şey gösteriyor. Bazen bir kavanoz balın ardındaki sabrı, bazen yükseklerde yetişen bir karpuzu, bazen de iki insanın kendilerine kurduğu huzurlu dünyayı… Mukit Abi’ye bereketli kazançlar diliyor; ona ve Vecide Sultan’a sevgilerimi gönderiyorum.