Erzurum, 18-19 Eylül 2026 tarihlerinde Türk kültür ve düşünce hayatı bakımından önemli bir ilmî toplantıya ev sahipliği yapacak. “Âşıklık Geleneğinde Dinî Düşünce ve Dinî Unsurlar” başlıklı tartışmalı ilmî toplantı, Atatürk Üniversitesi Nenehatun Kültür ve Gösteri Merkezi’nde gerçekleştirilecek.
İslâmî İlimler Araştırma Vakfı (İSAV), Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve Erzurum Büyükşehir Belediyesinin iş birliğiyle hazırlanan program, âşıklık geleneğinin dinî, tasavvufî, fikrî ve edebî yönlerini geniş bir ilmî çerçevede ele almayı amaçlıyor.
Âşıklık geleneği, Türk milletinin yüzyıllar boyunca oluşturduğu kültürel hafızanın en canlı kaynaklarından biridir. Âşık; sazıyla ve sözüyle sevdayı, ayrılığı, gurbeti, kahramanlığı, inancı, ahlâkı, ölümü, faniliği ve insanın hakikat arayışını dile getirmiştir. Bu sebeple âşık şiirinde Allah, peygamber, Kur’an, Ehl-i Beyt, kader, gönül, aşk, irfan, tasavvuf, tarikat ve hikmet kavramları, şiirin süsü olmaktan çok daha derin bir anlam taşır. Bunlar, bir medeniyetin hayata ve insana bakışının saz ve söz yoluyla ifadesidir.
Hazırlanan programın zenginliği, toplantının başlıklarından da anlaşılmaktadır. Oturumlara Dede Korkut, Hoca Ahmet Yesevî, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Karacaoğlan, Bayburtlu Zihnî, Everekli Seyranî, Âşık Ruhsatî, Âşık Şenlik ve Âşık Sümmanî adlarının verilmiş olması, bizi Türk kültür tarihinin geniş ufkunda anlamlı bir yolculuğa çıkarıyor.
Bu adların her biri ayrı bir dünyadır.
Dede Korkut, sözün hikmete dönüştüğü kadim hafızamızı; Hoca Ahmet Yesevî, Türkistan’dan Anadolu’ya uzanan irfan yolunu; Yunus Emre, sevgi ve gönül dilini; Hacı Bektaş Veli, insanı merkeze alan tasavvuf anlayışını; Karacaoğlan, Seyranî, Ruhsatî, Şenlik ve Sümmanî ise saz şiirinin farklı coğrafyalarda ve farklı devirlerde kazandığı büyük zenginliği temsil etmektedir.
İki gün boyunca sunulacak bildiriler de âşıklık geleneğinin ne kadar geniş bir düşünce dünyasına sahip olduğunu ortaya koyacaktır. Âşıkların tarikat çevreleriyle münasebetleri, fütüvvet ve melâmet anlayışı, ilm-i ledün, şeriat ve tarikat kavramları, Ehl-i Beyt sevgisi, nübüvvet ve velâyet, Esmâ-yı Hüsnâ şiirleri, peygamberlerin âşık edebiyatındaki yeri, Kur’anî kavramlar, âyet ve hadis iktibasları farklı yönleriyle değerlendirilecektir.
Programda yaşayan âşıklara ve yakın dönem ustalarına da geniş yer verilmesi ayrıca önemlidir. Âşık Ali Rıza Ezgi, Âşık Maksut Feryadî, Âşık Mevlüt İhsanî, Âşık Veysel, Ozan Arif Şirin, Sefil Selimî, Davut Sulârî ve daha pek çok isim üzerinden geleneğin günümüze uzanan damarları incelenecektir.
Programın Erzurum’da yapılması ise başlı başına anlamlıdır.
Erzurum, Türk âşıklık geleneğinin güçlü merkezlerinden biridir. Erzurumlu Emrah’tan Âşık Sümmanî’ye, Âşık Reyhanî’den Âşık Mevlüt İhsanî’ye uzanan büyük bir söz ve saz mirası bu coğrafyada yaşamıştır. Köy odaları, kahvehaneler, düğünler, meclisler, âşık karşılaşmaları ve hikâyeli türkü geleneği Erzurum’un kültür hayatında uzun yıllar önemli bir yer tutmuştur.
Bu sebeple dinî ve tasavvufî düşüncenin âşık şiirindeki yansımalarını ele alan bir toplantının Erzurum’da yapılması, mekân ile konu arasında kuvvetli bir bağ kurmaktadır. İlmin konuşulduğu salon ile geleneğin yaşadığı coğrafya birbirini tamamlamaktadır.
Toplantının güzel taraflarından biri de akademik bildirilerin yanı sıra yaşayan geleneğe yer vermesidir. 18 Eylül akşamı düzenlenecek “Sazın Telinden Âşık Dilinden – Söz - Ezgi Hafızası Âşıklar Gecesi”, ilmî toplantıyla âşık meclisini aynı programda buluşturacaktır.
Bu buluşmanın değeri büyüktür. Çünkü âşıklık geleneği geçmişte kalmış, müzelerde muhafaza edilen bir kültür unsuru değildir. Saz çalındığı, söz söylendiği, usta-çırak ilişkisi sürdüğü ve genç nesiller bu mirasla tanıştığı müddetçe yaşamaya devam edecektir.
Bir tarafta akademisyenler geleneğin tarihini, kavramlarını, kaynaklarını ve düşünce dünyasını inceleyecek; diğer tarafta âşıklar sazlarıyla bu geleneğin yaşayan sesini duyuracaktır. Bilgiyle icranın, araştırmayla yaşantının yan yana gelmesi programı daha da değerli kılmaktadır.
Günümüzde kültürel hafızanın korunması, geçmişte olduğundan daha büyük bir önem taşımaktadır. Teknolojik gelişmeler hayatımızı hızla değiştirirken sözlü kültür ürünlerinin, mahallî değerlerin ve geleneksel sanatların yeni kuşaklara aktarılması özel bir gayret istemektedir.
Âşıklık geleneğinin gücü de burada ortaya çıkar.
Bir âşığın birkaç mısrası bazen tarih kitaplarının uzun uzun anlattığı bir hadiseyi milletin hafızasına nakşeder. Bir türkü, bir destan veya bir öğüt, nesiller boyunca söylenerek yaşamaya devam eder. Sazın teline yüklenen söz, zamanın içinden geçer ve kendisine yeni dinleyiciler bulur.
Bu sebeple “Âşıklık Geleneğinde Dinî Düşünce ve Dinî Unsurlar” toplantısını, bir akademik faaliyetin ötesinde kültürel hafızamıza yönelik önemli bir hizmet olarak görmek gerekir.
Böylesine geniş kapsamlı bir programın hazırlanması elbette ciddi bir emek ve iş birliği gerektirir. Bu vesileyle Erzurum Büyükşehir Belediyesine, İslâmî İlimler Araştırma Vakfına, Atatürk Üniversitesi İlahiyat ve Edebiyat fakültelerine, Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesine teşekkür etmek gerekir.
Toplantının organizasyonunu üstlenen ve programın ilmî bir bütünlük içerisinde hazırlanmasına büyük emek veren Prof. Dr. Muhammet Hanefi Palabıyık’ı da ayrıca tebrik ediyorum. Tertip heyetinde, sekretaryada ve organizasyonun farklı safhalarında görev alan bütün hocalarımıza ve emeği geçenlere şükranlarımızı sunmak bir kadirşinaslık borcudur.