Gazze’ye doğru ilerleyen 44 gemilik Küresel Sumud Filosu, yüksek riskli bölgeye yaklaştı. İsrail donanmasının olası müdahale hazırlıkları sürerken, filodakilerin kararlı yolculuğu da hız kesmiyor...
Ülkemizde ise aynı kararlılık boykot ürünlerine yönelik devam ediyor.Halkın büyük bir çoğunluğu konu hakkında hassasiyet göstermeye gayret ediyor. Bir kısım da varki olayı küçümsemekle yetiniyor maalesef...
Bu tür insanlara söylenecek çokda fazla laf yok. Dünya ayağı kalkmışken, gayrimüslimler protestolar düzenlerken, İnsanlar akın akın İslama yönelirken, Avrupalı devletler ardı ardına Filistin’i tanırken ülkemizdeki bazı kılıç artıklarının düşünceleri mücadele hırsını düşürmemeli.
Evet, bir yandan sosyal medyada kimin daha fazla 'direnişçi' olduğu yarışı sürerken, hayatın küçük ayrıntılarında ortaya çıkan çelişkiler insanı düşündürüyor.
Yıllardır aynı diş macununu kullanmaktan vazgeçemeyenler, Gazze için en sert cümleleri kurabiliyor. Tıraş bıçağından, şampuanından ödün veremeyenler, boykotun etkisizliğini sorgulamakta en ön sırada yer alıyor. Günlük alışkanlıklarının en ufak bir parçasını değiştiremeyenler, bir anda mücadelenin en ateşli savunucusuna dönüşüyor.
Oysa mesele sadece tüketim tercihleri değil, samimiyet testidir. Bir alışkanlığı terk etmek, bir markadan vazgeçmek elbette dünyanın gidişatını tek başına değiştirmez. Ama en azından kişinin tarafını belli eder, vicdan sınavını geçmesini sağlar. Boykot, sadece rakamların değil, niyetlerin de ölçüldüğü bir alandır.
Bugün sosyal medyada yüksek perdeden konuşanların, market rafları arasında sessizliğe bürünmeleri üzücü. Çünkü asıl direniş, sanalda değil; küçük ama anlamlı tercihlerin toplamında saklıdır.
Anlamlı, teşekkürler.