Erzurum, XV. yüzyılda yaşanan savaşlarda en çok tahribata uğrayan ve yağmalanan Anadolu şehirlerinin başında geliyordu. Öyle ki Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Seferi sırasında Erzurum, âdeta bir “baykuş yuvası” görünümündeydi. Devasa surlarla çevrili kale-şehirde ürkütücü bir hava vardı. Camiler, medreseler, hanlar, kervansaraylar, dükkânlar ve evlerin hemen hepsi boş ve çoğu harap haldeydi.
Erzurum, Çaldıran Savaşı sonrasında, 1515’te Bıyıklı Mehmet Paşa tarafından zapt edilerek Safevilerden Osmanlı’ya geçmişse de tam olarak kontrol edilemedi. Bu önemli kale, ancak 1518’den sonra Osmanlı hâkimiyetine girdi. Bu hâkimiyet, İlhanlıların yıkılışından beri siyasi istikrarsızlık ve belirsizlik içinde bulunan bölgenin yeni bir düzene kavuşması anlamına geliyordu.
Bununla birlikte yaklaşık yarım asırdan beri harap ve ıssız olan şehrin yeniden şenlenmesi pek kolay olmadı. Bir yazar, bu hususu şöyle anlatmaktadır:
“Mahallelerin çoğu ıssızdı. Erzurum Osmanlı hâkimiyetine girmiş, kalesi tahkim ve restore edilmişti; fakat insanlar burada yaşamaya cesaret edemiyordu. Görünüşe göre Osmanlıların yankı uyandıran zaferlerine rağmen, insanlar Safevi tehdidinin ortadan kalktığından emin olamıyordu… Sivillerin şehre yerleşimi ancak 1540’tan sonra başladı.”
Bu devasa fakat harap şehri yeniden ayağa kaldırmak için bazı istisnai uygulamalara gidildi. Kanuni Sultan Süleyman, Erzurum’un imar ve iskânı konusunda, başka yerlerde tesadüf olunmayan bir yönteme başvurdu. Devletin malı olan şehrin harap mülklerini ve arazilerini tapu karşılığında bölgenin zengin ve nüfuzlu beylerine sattırdı. Böylece ilk Bey Beylerbeyi Dulkadirli Mehmet Han, bir hamam ve bir kervansaray, bir boyahane, bir bezirhâne, 277 dükkân ve 20 değirmen ocağını satın almış ve bunlar için devlete 8.000 akçe ödemişti. Mehmet Han bunlardan hamam ile 150 dükkân ve 10 değirmeni mamur ve işler hale getirdi. Bunlar ve henüz işler hale getirilemeyen diğer gayrimenkuller 1540 yılında Mehmet Han adına tapuya kaydedildi.
Mehmet Han yukarıda bahsedilen yerleri yaptırdıktan hemen sonra, gerisini tamir ve ihya ettirmekle uğraşırken, Erzurum’da büyük bir yangın çıktı. Bu yangın, Osmanlı Döneminde kayıtlara geçen ilk büyük yangındır. Bu yangından Mehmet Han’ın yaptırdığı yerlerden sadece 15 dükkân ve bir hamam kurtulabildi.
İşte bunları ve diğer harap yerleri, meşhur Rüstem Paşa, 1557 yılında vekili vasıtasıyla 1.000 altın sikkeye satın aldı. Bu arada Mehmet Han da Mora Sancağı Beyi olarak Erzurum’dan ayrılmıştı.
Güzel bir konu olmuş,başarılar