Erzurum’un sayılı zenginlerinden ve ilim adamlarından olan Mevlana Hacı Mehmet Efendi, Sivas Yokuşu sakinlerinden Perviz Efendi’nin oğluydu. Revnakoğlu’na göre Mehmet Efendi, Cennetzâde Abdullah Edip Efendi’nin refikası Selime Hanım’ın ecdadındandı.
Mehmet Efendi, Taşhan’ın hemen arkasında Muhammediye isimli bir medrese inşa ettirdi. Bu medresenin yol aşırı karşısında, Arapgirliler Çarşısı yanında ve Abacılar Çarşısı’nın başında ise İhlasiye isimli başka bir medrese inşa ettirdi. İki medresenin arasından, Gürcükapı’ya giden ana yol geçiyordu. Ardından Muhammediye Medresesi’nin yanında bir de cami yaptırdı.
Pervizzâde Mehmet Efendi, yaptırdığı bu hayır işleri henüz tamamlanmadan, 16 Kasım 1716’da vakfiyesini tanzim ettirdi ve aynı yılın içerisinde vefat etti. Cenazesi, yaptırdığı cami ve medresenin önüne defnedildi. Bunun üzerine, vakfına mütevelli tayin ettiği oğlu Ebubekir Efendi, gece gündüz çalışarak babasının başlattığı inşaatı 1718 yılının başlarında tamamladı.
İbrahim Hakkı Konyalı, caminin hiçbir yerinde, yapıldığı tarihi gösteren bir kitabe bulamadığını söylemiştir. Bununla birlikte yaptığımız arşiv çalışması sonucunda, caminin yapılış tarihine ilişkin bir kitabe tespit etmiş bulunmaktayız. Bu bir “kapı kitabesi” olup caminin giriş kapısı üzerindeki İran işi altın kakmalı tunç kapı kilidi üzerindeydi. Aynı çağda yaşayan Erzurum’un meşhur âlimlerinden Müftü Hazık Efendi tarafından yazılan bu kitabenin tarihi 1130 (1718) idi. Bu kitabede cami yerine “mescit” ifadesi kullanılmış ve Pervizzâde’den “merhum” olarak bahsedilmişti.
Bu güzel kitabenin ortasına, daha sonra bir çivi çakıldığı için, bir kısmı okunamamaktadır. Okunabilen yerleri aşağıdaki gibidir:
“Sene 1130
Şems-i fahr-i mürsel yani Pervizzâde merhum,
Revâc engiz-i kâlâ-yı fezâil marifet-endûz,
Binâ-yı mescid maa …. ömr edüb ahz,
Bekâya irdi ……… tâli’ …………...,
Yegâne gevher-i hayrü’l-halef mahdûm-ı dilpesend,
Tamamen etdi sa’y itmâm-ı hayr asarına şeb rûz,
Görüb itmamını bilcümle tarihin dedim Hâzık,
Bihamdillah tamam oldu bu mâbedgah-ı dil-efrûz.”
Görüldüğü üzere Pervizzâde Mehmet Efendi’nin yaptırdığı ibadethane, ilk başlarda mescit olarak kullanıldı. Buraya minber konularak camiye dönüştürülmesi ve böylece içerisinde cuma ve bayram namazları kılınması, ancak 1719 yılında mümkün oldu.
Pervizzâde Mehmet Efendi, yukarıda bahsedilen 16 Kasım 1716 tarihli vakfiyesiyle, cami ve medreseler için çok sayıda mülk vakfetmişti.
Not: Eskiden Lalapaşa Camii’nin önündeki İç Meydan’dan Taşhan’a doğru uzanan yol, burada Taşhan’ın alt köşesinden doğuya kıvrılarak Pervizoğlu Cami önünden Zeynel Camii’nin bulunduğu Kavaflar Çarşısı’na uzanır ve oradan aşağı inerek Gürcükapı denilen kale kapısından şehrin dışına çıkardı. Bu ana yol 1930’ların sonunda genişletilirken Pervizoğlu Camii’nin son cemaat yeri bir metre kadar içeri alınmıştı. 1980’lerden sonra ise bugünkü Menderes Caddesi açılmış ve Lalapaşa’dan Gürcükapı Meydanı’na inen ana yol burası olmuştur.