• Künye
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Anasayfa
  • GENEL
  • ASAYİŞ
  • SPOR
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR-SANAT
  • SAĞLIK
  • BİLİM VE TEKNOLOJİ
  • KARİKATÜR
  • RESMİ İLANLAR
  • Ara
SON DAKİKA:
19:52
Bir annenin ömre bedel fedakarlığı!
Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Prof. Dr. Suat Ungan
  3. Kul, Tebaa, Vatandaş
11 Haziran 2025 - 10:41

Kul, Tebaa, Vatandaş

11 Haziran 2025 - 10:41
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Prof. Dr. Suat Ungan
Prof. Dr. Suat Ungan
[email protected]
Kul, Tebaa, Vatandaş

Siyaset felsefesinde yurttaşlığın kul, tebaa ve vatandaş olmak üzere üç aşamasının olduğu söylenmektedir. Bu sıralama toplumların gelişim yolculuğunu belirtmektedir. Bir toplum içinde bu üç grubu temsil eden zihniyete sahip bireyleri görmek mümkündür.

Kul, hiçbir hakkı olmayan, hükümdara, hakim güce karşı kadavra şeklinde bağlı olan, hükümdarın mülkiyetinin bir parçası konumunda olan kişidir.

Kul statüsünün bir üst tabakasını tebaa oluşturmaktadır. Tebaa olanlar bazen dini bir birlik olmakla birlikte hükümdara belirli anlaşmalar dahilinde sadakatlerini sürdürürler. Monarşi yönetimlerinde tebaa, hatta cemaat statüsü içinde orta halli, isyankâr olmayan, belirli şartlarda kendilerini ifade edebilen yapıları bulunmaktadır. Türkiye’de bu yapının özelliklerini taşıyan insan sayısı fazladır.

Bunun üst yapısını vatandaşlık oluşturmaktadır. Bu yapıda olanlar bireyselleşmiş, özne olan, haklarını arayan, eleştiren, daha iyisini isteyen, özgürlüğünden taviz vermeyen bir anlayışa sahiptirler.

19. yüzyılda Osmanlı’da vatandaşlarının birçoğu kul seviyesinde olmakla birlikte, orada tebaa seviyesinde olan, hatta bugünkü vatandaşlardan daha bilinçli bireyler bulunmaktaydı.

Cumhuriyet fikrinin temelleri Osmanlı’nın son yüz elli yılında atılmıştı. Cumhuriyet fikri bu ülkeye aniden gelmemiş, bu uğurda on binlerce kişi çok büyük mücadeleler vermiştir. Savaşlar Osmanlı’da sadece halkı değil, fikir dünyasındaki bütün düşünürlerimizi de perişan etmişti.

Cumhuriyetimiz, çoğu kul ve tebaa kültürüne sahip, savaşlardan yorgun ve fakir düşmüş insanlarımızla kurulmuştur.   Bunların haklarını toplu isteme ve bunu dile getirme kabiliyetleri ve şansları yok denecek kadar azdı.

Yöneticinin padişahlıktan başka vasfının olabileceğini düşünemeyen kişilere demokrasinin nimetini sunmanın zor olduğunu bilen Cumhuriyet kurucuları, toplumun hayatına çok partili sistemi getirmeden önce onları belirli düşünce kalıplarına sokmanın gerekli olduğuna inanmışlardı.

Cumhuriyet kurulduğu zaman yöneticiler,  vatandaş bilinci olmayan bu kitleleri eğitmenin, onları çağdaş, Batılı bir hâle dönüştürmenin gereğine inanmış, bunun için Anadolu’da topyekûn bir eğitim seferberliği başlatmıştı. Fakat buradaki  eğitimle bir kimlik oluşturmaktan ziyade insanımızı Batılı gibi yetiştirmek amacı güdülmüştü.

Bu bağlamda insanların şekillendirdiği bir Cumhuriyetten ziyade, Cumhuriyetin şekillendirdiği bir insan topluluğu oluşturulacaktı. Bu topluluğun belirli bir şekilsel ve zihinsel kalıbının olması gerekliydi. Onlar kendilerine göre laiklik, kendilerine göre vatandaşlık tasvirleri yapmaktaydılar.

Batılıların, Türkiye’nin adının Cumhuriyet olmasına rağmen, yönetim sisteminin Sovyetler Birliği gibi diktatörlüğe benzediği şeklinde eleştirmeleri neticesinde Serbest Cumhuriyet Fırkası, 12.08.1930 yılında Mustafa Kemal Paşa’nın isteği ve yönlendirmesi üzerine o dönem Paris Büyükelçisi olan Ali Fethi Okyar tarafından kurulmuş, İzmir Belediye seçimlerinde halkın Serbest Cumhuriyet Partisine aşırı rağbet göstermeleri neticesinde bu parti 1931 yılında kapatılmıştır.

Bu olay neticesinde CHP kendi kitlesini yaratmak, yeni nesli Cumhuriyete ve CHP kültürüne adapte etmek için projeler geliştirmiş, 1931 yılında Türk Ocakları kaldırılarak onun yerine Halkevlerini kurmuş, halkı ideolojik olarak şekillendirmeyi, laik devrime uygun, Batılı bir görüşe sahip bireyler yetiştirmeyi amaçlamıştır. Bu doğrultuda 1935 yılına gelindiğinde Türkiye genelinde 478 halkevi, 4500 halk odası kurulmuştur.

Bir yandan Çığır, Ülkü, Varlık dergileri vasıtasıyla entelektüel bir çevre oluşturmak için çabalar harcanmış, diğer taraftan Köy Enstitüleri kurularak orada binlerce öğretmen mezun edilmiş ve o öğretmenlerin milyonlarca CHP tabanlı vatandaş yetiştirmesi amaçlanmıştır.

Cumhuriyet 1923 yılında kurulmasına rağmen çok partili seçim 21 Temmuz 1946 yılında yapılmıştır. Fakat bütün bu şartlar altında Türkiye’de ne kadar insanın kul, ne kadarının tebaa, ne kadarının vatandaş seviyesinde olduğu tartışma konusu olmuştur. Bu zemin bugün bile istenilen seviyede değildir. Her siyasetçi bulunduğu zemine göre kendi seçmenini kolayca kanalize edebilmektedir. Hâlbuki bu durumun çok zor olması gerekmektedir.

Demokrasinin özü, bireylerin hangi parti olursa olsun, vatandaş fikrini benimsemiş olmalarında, bir düşünceye, bir lidere kul seviyesinde değil, eleştirel bir duruş tarzında yaklaşabilmelerinde yatmaktadır.

Kulluk sadece Allah’adır, arta kalan her şey eleştiriye açıktır.

 

 

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
Burak Kalyoncu
10 ay önce

Hocam günümüzde kul seviyesinden de aşağıdayız. Baktığımız zaman bizim toplumumuz ne kadar vatandaşız tabirini kullansada gerçekleri saklamak kendini kandırmak ve aciz görmekten başka bir şey değildir. Ama ülkemizin belli bölgelerinde vatandaş ya da tebaa diyeceğimiz yerler var. Ya da size sormak daha iyi olur. Sizce var mı ? Varsa nedeni ne ? Ayrıca Buradaki sorunun yönetimden mi kaynaklı yoksa insanlığımızı kaybetmemizden mi? Bilemiyorum.

Cevapla
Beğen (4)
Beğenme (0)
vatandaş
3 ay önce

doğru.olabilir

Beğen (0)
Beğenme (0)

Yazarın Diğer Yazıları

  • Sporun Amacı ne idi? Ne oldu? - 06 Mayıs 2026
  • Bihter, Mehter'e Sırtını Döner - 29 Nisan 2026
  • Hac Yolculukları - 15 Nisan 2026
  • Uyanmak, Anlamakla Başlar… - 08 Nisan 2026
  • Kim ki bilir Farisî/  Gider dinin yarısi - 01 Nisan 2026
  • Millî Marşımızın Arapçaya Çevrilmesi - 18 Mart 2026
  • Kimliksiz Millet Olmaz - 11 Mart 2026
  • Geçmişte Güreşçilerimize Yapılan Büyük Saygısızlık - 25 Şubat 2026
  • Türkçe, Türklerden Çekmeye Devam Ediyor - 18 Şubat 2026
  • Geniş Zamanda Herkes Kahraman - 11 Şubat 2026
  • Cinsi Latiften Cinsi Zaife - 28 Ocak 2026
  • Eyvah Kitap ! - 21 Ocak 2026
  • Okuma Kültürü mü Alışkanlığı mı? - 14 Ocak 2026
  • Türkçeye Saygısızlık: Vagon Li Olayı - 07 Ocak 2026
  • Mehmet Akif Ersoy ve Hasan Âli Yücel Üzerinden Bir Milletin Dramı - 31 Aralık 2025
  • İki Muhit Arasında Hasan Âli Yücel - 24 Aralık 2025
  • Abdal niye Aptal Oldu? - 10 Aralık 2025
  • Gençlerimizin Kıymetini Biliyor muyuz? - 26 Kasım 2025
  • Çocukların Gerçek Sahibi Kim? - 19 Kasım 2025
  • Bahse (!) Girelim, Futbolcular mı Tek Suçlu? - 12 Kasım 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Köşe Yazarları
Beyza Akay
Beyza Akay
Ultra İşlenmiş Gıdalar ve Beyin Sislenmesi
Nihat Altay
Nihat Altay
Doğurganlıktaki Düşüşü Anlayamamak
Adem Güneş
Adem Güneş
ADAM
Dr. Mehmet Yavuz
Dr. Mehmet Yavuz
Bir Şehir Neden Yorgun Düşer?
Canan Şimşek
Canan Şimşek
Bir Perde, Bir Ses, Bir Vefa: Dadaş Sineması'ndan İbrahim Erkal'a
Talat UZUNYAYLALI
Talat UZUNYAYLALI
Korku ve ümidi yitirmek
Konuk Kalem
Konuk Kalem
Kadir Sabuncuoğlu / TERZİOĞLU'NA VEDA
Kenan Biliz
Kenan Biliz
Tarihi Gizli Belgeler ile Petrol Oyununda Türkiye-4
İrfan Gürkan Çelebi
İrfan Gürkan Çelebi
Kuralları Konulmuş Hayatımız
Erdal Güzel
Erdal Güzel
MAZİYE YOLCULUK BİR ZAMANLAR CUMHURİYET CADDESİ 4
Vedat Refayeli
Vedat Refayeli
Cıfıt Çarşısı
Prof. Dr. Suat Ungan
Prof. Dr. Suat Ungan
Sporun Amacı ne idi? Ne oldu?
Sevda GÜNEŞ
Sevda GÜNEŞ
Erzurum neden hep "bekleyen şehir?"
Prof. Dr. Murat Küçükuğurlu
Prof. Dr. Murat Küçükuğurlu
Erzurum'da Tokat Şeyhliği Vakfı ve Pir Ali Baba İlişkisi Üzerine
Melih Bingöl
Melih Bingöl
​​​​​​​9 gün..
Fatih Koçak
Fatih Koçak
Emlak Sektöründe "Güvenli Ödeme" Dönemi Başlıyor
Savaşkan İLMAK
Savaşkan İLMAK
Barometre, bina, zekâ...
Prof. Dr. Kerem Karabulut
Prof. Dr. Kerem Karabulut
GÜÇLÜ TOPLUM NASIL OLUNUR?
Prof. Dr. Ahmet Berhan Yılmaz
Prof. Dr. Ahmet Berhan Yılmaz
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
Av. Selçuk Yıldız
Av. Selçuk Yıldız
SAVAŞ NARALARI ARASINDA SÁNCHEZ'İN BARIŞ SESİ
Feridun Fazıl Özsoy
Feridun Fazıl Özsoy
Kışın cefası
Taner Özdemir
Taner Özdemir
AHMET FAZIL PAŞA
Çok Okunan Haberler
2 dakika oynadı Süper Lig gördü
2 dakika oynadı Süper Lig gördü
Dadaşlar Sivas'ta kritik 90 dakikaya çıkıyor
Dadaşlar Sivas'ta kritik 90 dakikaya çıkıyor
Özbalta'dan Ömer Arda sürprizi
Özbalta'dan Ömer Arda sürprizi
Ana Sayfa
GENEL
ASAYİŞ
SPOR
EKONOMİ
KÜLTÜR-SANAT
SAĞLIK
BİLİM VE TEKNOLOJİ
KARİKATÜR
RESMİ İLANLAR
Köşe Yazarları
Üye Paneli
Arşiv
Gazete Arşivi
Karikatürler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • ASAYİŞ
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • KARİKATÜR
  • Köşe Yazıları
  • KÜLTÜR-SANAT
  • SAĞLIK
  • SPOR
  • Köşe Yazarları
  • Üye Paneli
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Karikatürler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri
Google Play
ücretsiz indirin
App Store
ücretsiz indirin

  • Rss
  • Sitemap
  • Sitene Ekle
  • Künye
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Web Tasarım