Endüstriyel futbol, ruhunu futbolla ısıtanlar ile gerçekten spor olan futbolun arasına aşılmaz duvarlar örüyor.
Ben, o duvarın mağdurlarından biriyim.
Şifreler, şiddetli profesyonelleşme, işin gösteri (şov) tarafını öldüren atletik futbol, amatör futbolun ve alt yapı yatırımlarının neredeyse gözden çıkarılmış olması…
Daha bir sürü sebep sayabiliriz; ama son dönemde bunların hepsinden daha rahatsız edici bir durum öne çıkıyor:
‘Futbolcu elitizmi’ ve beraberinde futbol yıldızlarının taraftardan uzaklaşması…
Bunun kendi belleğimdeki en dramatik örneği Hatayspor maçı için Mersin’e gelen Beşiktaş’ın bir futbolcusunun maç boyu kendisine ‘… abi n’oolur bana el salla!’ diye yalvaran, sonunda sesi kısılan çocuğa bir kere dönüp bakmamasıydı.
Duyuyordu halbuki.
Olay en çok üç metre önümde, Beşiktaş yedek kulübesinin bir sıra arkasında gerçekleşti…
Umarım o çocuk hâlâ Beşiktaş taraftarıdır!
Gerçi üç dört kez benzerini yaşadığımız halde ben ve oğlum hâlâ Beşiktaşlıyız…
Ama…
Ama’sı şu: Side’de Kampta Beşiktaş’ın, Alanya’da River Plate maçı sonrası yine Beşiktaş’ın ve Mersin’de Hatay maçı sonrası Radisson otelindeki Beşiktaş’ın yaptığı hep aynıydı.
Soğuk, duyarsız, duygusuz…
Bakın ‘duygu diyorum’; eğer seyirciye böcek gibi bakan veya onları saldırıya hazır suikastçi gibi uzakta tutan sözde yıldız futbolcular, benim yaşımda olan ve benimki gibi duygular besleyen taraftarlar tarafından hâlâ destekleniyorsa ‘bu onların yeteneğinden değil, bize taraftarlık aşkını tattıran eski klas futbolcuların bıraktığı vefadandır’.
‘Gel kardeşim!’ diye elini omzuma atan Metin Tekin’in; ‘Al be, senden değerli mi?’ diye formasını Avni Aker stadında hiç tanımadığı üniversiteli bir gence -bana- fırlatan Feyyaz Uçar’ın; maçtan sonra seyircinin arasına dalan efsane Kaptan Samet’in, Ulvi’nin, Recep’in, Kadir’in…
Yok muydu onların güvenlik endişesi?
Şimdikilerden daha sönük yıldızlar mıydı onlar, namağlup şampiyon oldukları halde?
Eğitimli oluşları, tevazuları, insanlıkları cabası…
Şimdikilerin tavrı ne?
★★
Bir gün…
Evet bir gün…
Yıldız futbolcular, futbolu sadece kendilerinin var etmediğini; tribünleri dolduran futbol aşıklarına yaklaşmanın kendilerini küçültmeyeceğini; aksine atacakları adımların endüstriyel ve atletik futbolun neredeyse söndürdüğü o spektaküler, yaratıcı futbol aşkını taraftarda yeniden alevlendireceğini bilmeliler.
Seyircilerle buluşmak, onlar için de bir çeşit mental rejenerasyon antrenmanıdır. Bunu ihmal etmesinler…
★★
Bugünün ‘starları’…
Bazıları potansiyel, bazıları abartılmış yıldızlar…
‘Abi bir imza, bir fotoğraf lütfen!’ diye kendilerine yalvaran, özellikle çocuk-genç taraftarlara mutlaka zaman ayırsınlar.
Büyürler…
‘Tabii, gel kardeşim’ diyecek kadar alçakgönüllülük göstersinler!
Gülümsesinler…
Daha da büyürler…
Buna taraftarlar, futbol tutkunları değil, aslında bizzat kendileri muhtaçlar…
Daha çok sevilecekler, saygı görecekler. Oğuz Çetin gibi, Rıdvan Dilmen gibi, Aykut Kocaman gibi, Cüneyt Tanman gibi, İskender Günen gibi, Fatih Tekke gibi, Şenol Güneş gibi…
Nice gerçek yıldız gibi…
Yapanlar hiç mi yok?
Çok az artık. Çok çok az!
★★
Tribünlerin bugün sadece bazı maçlarda dolması ne federasyonu ne futbol simsarlarını ne de futbolcuların kendilerini ve yani erkenden Maradona havasına kapılmış yıldızları (?!) yanıltmasın.
Karizmaları henüz o düzeyde değil!
Baksınlar, seyirci de futbol kalitesi de eriyor!
Para babası görünüp borç içinde yüzen takımları sürükleyen birkaç gerçek yıldız var, onların da çoğu zaten yabancı. Ne yetişme hikâyelerinde esamemiz geçiyor ne de aldıkları astronomik paraları değerlendirdikleri mecralarda…
Hayy’dan gelip Hû’ya gidiyorlar sonuçta.
Sadece güzel futbollarıyla değil, insani derinlikleriyle de unutulmaz izler bırakan birkaç gerçek yıldız istisna…
★★
Bu eleştiriyi sadece Beşiktaş’ın zamane futbolcuları için dile getirmiyorum; tüm takımların, tüm yıldız (?!) futbolcuları için geçerli eleştirim!
Önerdiğim şey belki kupa kazandırmaz; ama kalp kazandırır oyunculara ve takımlara, kalp!
Sadece futbol için de değil; basketbolun, voleybolun, atletizmin, güreşin yıldızları için de geçerli bu:
Seyirciden, taraftardan kopmasınlar; araya duvar örmesinler. Onları kucakladıkça yaptıkları spor da sevilecek, yaygınlaşacak!