Türkiye’de konut edinme veya ticari dayanışma modeli olarak en çok tercih edilen yapıların başında şüphesiz kooperatifler geliyor. Ancak ülkemizde kooperatifçilik denildiğinde, hukuki uyuşmazlıkların ve bitmek bilmeyen davaların da ardı arkası kesilmiyor. Bu uyuşmazlıkların merkezinde ise çoğu zaman "ortaklıktan çıkma" veya halk arasındaki tabiriyle "üyelikten ayrılma" hakları yer alıyor.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen çok taze ve ezber bozan bir karar, kooperatif ortaklığına dair bildiğimiz tüm taşları yerinden oynattı. Bugüne kadar "Bir kez kooperatife girdim, hiçbir şeye karışmasam da hakkım baki kalır" diye düşünenler için artık yepyeni bir hukuki dönem başladı.
Pasif Bir Kayıt Değil, Aktif Bir İlişki
Bizim hukuk sistemimizde kooperatifler, "açık kapı ilkesi" gereğince değişir ortaklı yapılardır. Bir ortak kanuni şartlara uymak kaydıyla kooperatife girebileceği gibi, anasözleşmedeki sürelere riayet ederek ortaklıktan kendi iradesiyle de çıkabilir. Ancak uygulamada; kişi yıllar önce bir kooperatife ortak olmuş, ardından ne bir kuruş aidat ödemiş ne genel kurullara katılmış ne de kooperatifin kapısını çalmış. Aradan uzun yıllar geçip de konutlar tamamlanınca, elindeki eski bir kayıtla ortaya çıkıp mülkiyet veya tazminat talep ediyor.
İşte bu noktada, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen "Dürüstlük Kuralı" ve "Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı" devreye giriyor. Hukuk düzeni, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını asla korumaz. Yargıtay da son içtihatlarında bu konuya çok net bir şerh düştü: Kooperatif ortaklığı pasif bir sicil kaydı değil; hak ve yükümlülüklerle dolu aktif, canlı bir hukuki ilişkidir.
Yargıtay Son Noktayı Koydu: "Eylemli Çıkma"
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06.11.2024 tarihli kararı ile perçinlenen yeni yaklaşıma göre literatüre "Eylemli Olarak Ortaklıktan Çıkma" kavramı kazandırıldı. Eğer bir ortak; uzun yıllar boyunca kooperatife uğramamış, tek bir kuruş dahi aidat ödememiş ve genel kurullara çağrılmadığı halde bunun nedenini araştırmamışsa, bu kişinin üyelik haklarından zımnen (üstü kapalı olarak) vazgeçtiği kabul edilir. Bu kadar uzun süreli bir kayıtsızlıktan sonra tekrar ortaklık iddiasında bulunmak dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz ve açılan davalarda korunmaya değer bir hukuki yarar kalmaz. Yani, eylemlerinizle ortaklıktan fiilen çıktıysanız, yıllar sonra resmi kayıtlara sığınarak hak iddia edemezsiniz.
İstifa Ederken Bu Usule Dikkat!
Peki, bir ortak kendi rızasıyla kooperatiften ayrılmak isterse ne yapmalıdır? Kooperatiften çıkma hakkı, tek taraflı irade beyanıyla sonuç doğuran yenilik doğurucu bir haktır . Çıkma talebinin, kural olarak hesap senesi sonundan önce kooperatife yazılı olarak ihbar edilmesi gerekir.
En büyük hata ise yönetim kurulunun istifayı kabul etmemesi durumunda yaşanıyor. Yönetim kurulu istifayı kabulden kaçınırsa, ortağın bu iradesini mutlaka Noter aracılığıyla kooperatife bildirmesi şarttır. Yargıtay kararlarına göre, noter ihtarı kooperatife ulaştığı anda ortaklık sıfatı kendiliğinden ve kesin olarak sona erer; yönetimin ayrıca bir karar almasına gerek yoktur. Ancak yazılı dilekçe vermenize rağmen yönetim istifayı kabul etmez ve siz de bu iradenizi noterle kesinleştirmezseniz, hukuk karşısında istifa iradenizden vazgeçmiş sayılabilirsiniz.
Sonuç
Bir yandan aidat ödeyip borç yükü altına giren ortakların hakkını korumak, diğer yandan kooperatiflerin mali istikrarını sağlamak adına Yargıtay’ın bu hamlesi adaleti güçlendirmiştir. Resmi kayıtlarda ne yazarsa yazsın, eylemleriniz ve sorumluluk bilinciniz ortaklığınızın gerçek aynasıdır.