Yanyana pistler, konaklama alanları, Palandöken’i bir Palandöken daha eder..
Göze de kulağa da hoş geliyor!
Artık sadece uzun ve dik eğimli olimpik pistleri ve kar kalitesi ile değil, coğrafi özellikleri ile de Erzurum’un simgesi haline gelen Palandöken dağı, genişlemeye de müsait durumda. Bunu, özellikle de Aziziye bölgesinden görmek, gözlemlemek mümkün. Konaklı bölgesine kadar uzanan dağ silsilesinin de bir şekilde yeni kayak alanlarına ve turizme açılması, bir proje dahilinde gerçekleşebilir. İnsana, haberde verdiğimiz bu fotoğraf, tatlı rüyalar gördürmeye müsait gibi. Sadece bilindik dağ bölgesinde değil, sol tarafında ki coğrafi alanında yanyana oluşacak oteller ve pistler ile aynı uzaklığa ve cazibeye sahip bir Palandöken daha olası, şimdiden kulağa su kaçırtmak istedim. Dağın yan bölgeleri ile birlikte Dutçu bölgesine kadar değerlendirilmesi, Palandöken gibi sadece kışın değil, yazın da yerli yabancı turistlerin ilgi gösterdiği dağın çehresini daha da değiştirebilir. Bu bölge de vazgeçilmesi bir destinasyon hale sokulabilinir ki, kulağa daha şimdiden güzel geliyor.

--
Bu kuyruk dededen toruna miras
Ramazan ayının yaklaşması ile birlikte Et ve Süt Kurumu satış mağazasının önünde biriken yoğunluk bir hayli artarken, aslında bu kuyrukların bir geçmişi var. 1960’lı yılların başlarında Et ve Süt Kurumu olarak da bilinen kombina satış mağazalarında başlamış bu kuyruklar. Yıllar geçtikçe kurum yenilenmiş, hatta ismi bile değişmiş ama mağazalarının önünde ki kuyruklar hiç değişmemiş. Fotoğrafına yer verdiğimiz kuyruk, bugün ki kuyruklardan farksız. Yer, mevsim önemli değil. Ha Ankara, ha Erzurum, hiç farketmiyor. 1969 yılında Ankara’da Et ve Balık Kurumu EBK’nın önünde biriken ve Erzurum İl Müdürlüğü’nin hizmet binasının birinci katında da asılı bulunan et kuyruğunun fotoğrafı, bize aslında bu kuyrukların tarih boyunca hep olduğunu da gösteriyor.
***
O günden beridir satış mağazalarının önünde ki yoğunluğun birinci sebebi elbette güven duygusu. Sadece satılan ürünün ucuz ya da pahalı olması değil, güven vermesi de bu kuyrukların oluşmasında birinci derecede etken. Piyasada ki kasap ve marketlerde satılan et fiyatları ile kombina satış mağazaları ile Büyükşehir Belediyesi’nin Halk pazarlarında ki et fiyatlarında ki uçurum, elbette bu tür görüntüleri hep gündemde tutacaktır. Adeta dededen toruna miras kalan bu kuyruklar, bugün de olacak, yarın da. Fiyatta denge politikası kaçınılmaz bir gerçek. Bir şekilde bunun önüne geçilmesi, fiyatta denge oluşması için tedbir alınması şart görünüyor, bu benim son kararım!
--
Birileri düşünür, diğer birileri de onların düşündüğünü düşünür!
Oda seçimlerini nasıl okuyorum?
Bugünlerde sıklıkla yaşanan Oda seçimleri bana ünlü yazarımız Cemil Meriç’i hatırlatıyor. En son okuduğum kıymetli eserlerinden ‘Bu ülke’ kitabında ki ‘’Her yüzyılda bir kaç kişi düşünür. Diğerleri ise onların düşündüğünü düşünür’’ sözü, tam da oda seçimlerinde yaşadığımız süreçleri anlatıyor bana göre. Oda seçimleri yazıyor ama ben de dahil Esnaf Odaları Birlik seçimi diye okuyorum onu. İlçeler dahil 39 oda seçiminin yapıldığı bugünlerde gördüklerimiz sadece lig maçları. Asıl şampiyonlar ligi final maçını Mayıs ayında göreceğiz. Rasim Fırat’ın başkan olduğu Esnaf Odaları Birliği seçimi Mayıs ayında yapılacak ve daha şimdiden gerek seçimini yapan odalar ve gerekse daha yapmamış odaların yöneticileri, o seçime odaklanmış durumda.
***
Matbaacılar, Kırtasiyeciler ve Fotoğrafçılar Oda Başkanlığı seçimini yeniden kazanan Hikmet Karaca’nın da adaylığını açıkladığı Esnaf Odaları Birliği seçimi için mevcut başkan Rasim Fırat’ın yeniden aday olduğuna açıklamadı ama adım gibi eminim. Yeniden seçimi kazanan Şoförler Odası Başkanı Yücel Karakaya da adaylık için ismi geçenlerden. Aday olarak Marangoz ve Mobilyacılar Odası Başkanı Murat Nohutçu’nun da adının geçtiği Esnaf Odaları Birliği seçimi, seçimlerin babası olacak görünüyor. Zaten işin içinde olanlar da yapılan oda seçimlerini bu baba seçim üzerinden okuyor, okutuyor. Bu arada, Kahveciler ve Otelciler Odası ile Oto Tamircileri Odası başkanları dışında mevcut odaların seçimlerinde değişim yok, bir bilgi notu vereyim istedim.
--
Erzurum’un ilk evden ofise dönüşen mekanı..
Dönem dizisi çekeceklere ‘gel gel’ ediyor!
Türkiye’de son yıllarda dönem dizi ve filmleri furyası yaşanıyor. Özellikle Muhteşem Yüzyıl dizisinden sonra altın devrini yaşayan dönem dizi ve filmleri, günümüz şartlarına göre çekilmesi daha zor görünüyor. Zira dönemin zamanını anlatmak için yer, mekan ve bir takım materyalların olması lazım. Hele de 1960 öncesini anlatan dönem dizileri dahi zorlukları anlatmaya yetiyor. Bir yerde dönem dizileri tarihe düşürülmüş notlardır. Son günlerde Murat Yıldırım’ın başrol oynadığı Kara Kış dizisinin de çekimlerinin yapıldığı Erzurum’da, dönemi anlatmanın en iyi yollarından biri, o dönemin havasını veren yansıtan cadde, sokak ve konutlardır. Hele de bu yer hiçbir masraf gerektirmeyen, o dönemi yansıtan yer ise, hem yapımcı hem de yönetmen ve oyuncular için biçilmiş kaftandır orası.
***
Gürcükapı semtinde yeralan, Osman ve Şükret Yıldırım’a ait yazıhane olarak da kullanılan Köşk Apartmanı birinci katında ki daire, işte tam da dönem filmlerinin çekilmesine son derece müsait bir mekan. Gerek içerisinde ki materyallar ve gerekse fiziki ortamı, adeta 1970’leri anlatıyor bize. Siyah beyaz fotoğraflardan tutun da, bugün dahi kullanılan eski telefonlar, mekanın albenilerinden. Döşemelerinin yanısıra rustik görüntüsüyle, hele de geçmişi arayan ve özleyenleri adeta içine çekiyor. Erzurum’un ilk evden dönüşmüş yazıhane özelliğini de taşıyan mekan Osman ve Şükret Yıldırım tarafından da özüne dokunulmadan itinayla korunuyor, adeta Erzurum ile ilgili dönem dizisi çekmek isteyenlere ‘gel gel’ ediyor..
--

Vole tedavi!
Günde yaklaşık 100 hastaya fizik tedavi uygulaması yapılan Buhara Hastanesi’nde hastalara farklı, ilginç metodlarla tedavi yapılıyor. Parkinson hastalığına yakalanan Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi’nin kurucu dekanlarından Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi, Kimya Eğitimi emekli öğretim üyesi Prof.Dr.Samih Bayrakçeken de bu ilginç tedaviye tabi tutulan isimlerden. Fizik Tedavi Merkezi fizyoterapistlerinden Abdulkadir Gedik, Prof.Dr.Bayrakçeken’e servis koridorlarında her gün yarım saat voleybol oynayarak egzersiz çalışması yaptırıyor. Bir aydır egzersiz çalışmasını koridorda Gedik ile yapan Prof.Dr.Bayrakçeken’in hem tedaviye cevap verdiği bir yandan da eğlendiği gözlerden kaçmıyor.
--
Şimdi de Mehmet Doğan Belgeseline yoğunlaştı
Yurdigül yine meşgul çalıyor
Ben ona ‘Belgesellerin efendisi’ boşuna demiyorum. Yaptığı 40’a yakın kısa film ve belgesel ile akademik çevrelerde dikkat çeken isimlerden biri olan Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon Bölümü Öğretim üyelerinden Prof.Dr. Yusuf Yurdigül, yeni belgesellerin peşinde. En son büyük ilgi gören İşfela’na duası belgeseli ile adını bir kez daha duyuran Yurdigül, 2024 yılında vefat eden Türkiye Yazarlar Birliği kurucu başkanı Mehmet Doğan’ın belgeselini yapmak için de kolları sıvadı. Nene Hatun, Aşık Sümmani, Albayrak Gazetesi, Behçet Mahir, Milli Mücadelede Erzurum konulu belgeseller yapan, bu alanda ödülleri de bulunan Prof.Dr.Yurdigül, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun isteği üzerine de Mehmet Doğan üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırdı. Sayısız ödülleri de bulunan gazeteci-yazar kökenli Mehmet Doğan 2024 tarihinde 77 yaşındayken hayatını kaybetti, Taceddin Dergahı'nın bahçesinde toprağa verildi.
--
Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi, Matematik Ve Fen Bilimleri Eğitimi, Kimya Eğitimi Anabilim Dalı
TUTTUĞUM BABA SÖZLER : Gecenin ne kadar uzun olduğunu, ancak hastalar bilir (Sadi Şirazi)
DUVARIN DİLİ: Herşeyden az, insandan çok vardı. Eskiden..
saygılar başarılar
teşekkürler güzel bir yazı.