Sömestiriden sadece dağdaki oteller değil, şehirde ki oteller de nasiplendi..
Palandöken’de pişti, Noem’e de düştü!
Bu kısa sömestir tatilinde Palandöken adeta doldu taştı. Özellikle tüm zamanların en fazla yoğunluğunun yaşandığı Palandöken’de ki otellerin çoğu, bunu altın fırsata çevirdi, full çekti. Geçtiğimiz yıla oranla yüzde 30 fiyat artışına rağmen konaklamada rekor sayılarına ulaşıldığı Palandöken’de tesislerin tamamı da tam kapasite çalıştı, yoğunluktan dolayı sadece Trafik polisleri değil, zabıta da yoğun mesai yaptı. Sadece kayak için değil, günübirlik ziyaretler için de gelenler, hem doğal güzellikleri görme, yaşama imkanı buldu, hem de işletmelerin yüzlerini güldürdü. Yerli olduğu kadar yabancı turistin de bu kış sezonunda tercihi olan dağda ki pastadan kuşkusuz şehirde ki oteller de payına düşeni aldı.

***
Geçtiğimiz yıl Şubat ayında kapılarını müşterilerine açan Sururi-Ferruh Akgün kardeşlerin sahibi olduğu Noem Otel de, sömestiri es geçmeyenlerden. 62 odası bulunan, 120 kişinin konaklama imkanına sahip olduğu 8 katlı eski Terminal Caddesinde ki otel, yeni olmasına rağmen sömestiri en iyi şekilde değerlendiren şehir otellerinden oldu. Genel Müdürlüğünü Murat Kamer’in yaptığı otel, büyük yoğunluk yaşarken, özel bir proğram için Erzurum’a gelen ünlü sanatçı Safiye Soyman’ı da ağırladı, misafir etti. Modern tasarımı ile müşterilerine rahat ve huzurlu konaklama imkanı sunan Noem Otel’in yatırımcıları, aynı konsepte bir otel yapımı için de Ordu’ya karargah kurdu.
Erzurumlu işinsanı, her yıl turizm elçisi gibi kalabalık gruplar ile geliyor, Palandöken’i mesken tutuyor
Siz kalacak yerden haber verin!
Spor tesis ve makine imalat sektöründe şirket sahibi olan Erzurumlu işinsanı Mehmet Kılıç, ilk başlarda sadece tek başına geldiği Palandöken’e artık kalabalık arkadaş grupları ile gelir oldu. Gerek havası, gerek tesisleri ve konakladığı otelin hizmet kalitesi sebebiyle her yıl Şubat ayını memleketi Erzurum’da geçiren Mehmet Kılıç, Palandöken’i mesken tuttu, kış turizminin İstanbul’da ki elçisi oldu adeta.
İlk başlarda tek başına kayak yapmak için geldiği Erzurum’a sonrasında, eşini ve ailesini, sonrasında da çalışma ve yakın arkadaşlarını getirerek, adeta gönüllü turizm acenteciliğine soyunan, kış turizminin gelişmesine katkı sağlayan Kılıç, ‘’Yakında İstanbul’da yaşayıp da Erzurum’a getirmediğim insan kalmayacak. Böylesine herşeyiyle mükemmel bir şehri ve yeri herkesin görmesini isterim. Yeter ki otellerde yer olsun, gelmek sorun değil. Hele gel, Erzurum’a gel. Erzurum yahşi güzel’’ diyor.

Sadece çorba, kıyma, kadayıf rutiniyle kalınmayacak.
Ramazan menüsünde bu kitaplar olacak!
Sadece uzaktan değil, artık yakından da görme sıkıntısı yaşıyor olsam da uzun zamandır ara verdiğim okumalara nasip olursa Ramazan ayında yeniden başlayacağım. Okuma fırsatı bulamadığım için çoğu da gönül koymuş olan çok sayıda arkadaş ve ağabeyin kaleme aldığı kitapları okuma imkanına kavuşmak için bu Ramazan ayı nasip olursa güzel de bir fırsat olacak. Öteden beri de en çok kitap okuma fırsatı bulduğum zamanlardır oruçlu zamanlarım. Yakından tanıyanlar bilir, dış dünya ile ilişkimi kestiğim dönemler olduğu için de Ramazan ayında okumalara doymam, doyamam. Hele de bu kitaplar hatırat türü kitaplar ise değmeyin daha keyfime. Bu arada, ziyaretine gittiğimde masasında okuyacağım kitapları da bulduğum Bilgi Kırtasiye’nin sahibi sevgili Şevket Demir ağabeyin de dediği gibi, Erzurum’da aslında yazan da bir hayli ve bu konuda sevinilecek, gurur da duyulacak bir şey bu. Sadece çorba kıyma, kadayıf rutini olmayacak, bu Ramazan menüde bu kitaplar da olacak. Bir an önce okumak için can attığım, genelini yakından tanıdığım kalem ve kelam erbabı ağabey ve arkadaşlarıma bu vesile ile tekrardan özür diliyor, o yayınları huzurlarınızda arz ediyorum.

***
‘Hasangala’sından hemşehrim, meslek büyüğümüz Abdulkadir Sabuncuoğlu’nun, benim de içeriğini bir hayli merak ettiğim, bana da iyi geleceğini düşündüğüm hatırlara yer verdiği ‘Hasangala’ kitabı ile sevgili gazeteci arkadaşım, Orhan Bozkurt’un, okuyanlar tarafından öve öve bitiremediği ‘Sessiz kentin çığlığı’, ilk okuyacağım eserler olacak. Yine gazeteci büyüğüm Talat Uzunyaylalı’nın ‘Dokuz Sevi’ kitabı, önceliklerim arasında olacak. Sevgili başkanım M.Hanefi İspirli’nin ‘Çağa kiralık akıllar’ kitabı, Mesut Turan’ın ‘Sessiz Pusula’sı, Muzaffer Taşyürek hocamın hep okumayı ihmal ettiğim ‘Umudun yeşerdiği topraklar’ kitabı, okumak için can attığım kitaplardan. Kıymetli ağabey Sıtkı Yılmaz Kuşkay’ın ‘Erzurum’da İngiliz konsolosu’ kitabı ile Muammer Cindilli ağabeyin, ‘Hatıralar’ eseri ile eski Belediye başkanlarından Kamil Kılıç’ın genç yaşta vefat eden oğlu için kaleme aldığı ’Dost’ isimli duygusal kitabı, illa ki soluksuz okuyacağım kitaplardan olacak. Mavi Yıldırım hanımın Direnişin kanatları, Dr.Mevlüt Akça’nın ‘Kuran-ı Kerim mealinin manzum ifadesi’ adlı muhteşem kitabı ile, Prof.Dr.Mehmet Göktaş hocamın ‘Asım’ın Nesli’ eseri de başucumda yerini alacak eserlerden.

--
Toplanmayan çöpler, çalışanların can güvenliği için tehdit oluşturmaya başladı
Aç kurtlara gel gel ediyor!
Havaların daha da soğuması, sıklıkla yaşanan kar yağışlarının da artması ile kuşkusuz yerel yönetimlerin de işleri giderek zorlaşıyor. Kar temizliğinin yanında diğer yerel hizmetlerin de aksadığı gözlenen Erzurum’da, bu durum bir çok tehlikeyi de beraberinde getiriyor. Örneğin kısal alanlarda ki temizlik hizmetleri. Aziziye bölgesine taşınmasına rağmen bugün halen daha irili-ufaklı 1-2 firmanın faaliyet gösterdiği Kuzey çevre yolu üzerinde ki eski 2.Organize Sanayi bölgesinde ki çöp konteynerlerinde ki çöplerin alınmaması büyük sorun teşkil ediyor. Bilhassa bölgede bulunan çok sayıda aç kurt ve tilki, çöpler alınmadığı için tehlike oluşturuyor. Zamanında alınmayan çöplerin kokusunu alan aç kurt ve tilkiler, bölgede ki insanlar için de büyük bir tehdit oluşturuyor, özellikle Yakutiye Belediyesi’nin bu konuda teyakkuz halinde olması isteniyor. Aç kurt ve tilkilere adeta ‘gel gel’ eden birikmiş çöpler, firmalarda ki çalışanlarına ecel terleri döktürür oldu, bilinsin istedim, bu benim son kararımdır.

Prof.Dr.Yanık’dan ekstrem proje..
Havyarı Dadaşla tanıştıracak
Esasında kralların, sultanların, padişahların da yediği bilinen havyarı, öteden beri zenginlerin sofrasından eksik olmayan, pahalı bir deniz ürünü olarak bilir, öyle düşünürüz. Atatürk Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Telat Yanık, Mersin balığının yumurtası olarak bilinen havyarı Erzurum’a getirmek için harekete geçti, proje çalışmasına başladı bile. Ziyarete gittiği Trabzon’da Tarım, Orman Bakanlığı’nın uhdesinde faaliyet gösteren Su Ürünleri Araştırma Uygulama Merkezi’nde Mersin balığının Erzurum’da da yetiştirilmesi, çiftçilere gelir sağlanması amacıyla görüşmeler yapan Prof.Dr.Telat Yanık, eğer fakültesindeFki akademisyen arkadaşlarının da desteği olursa, sadece zenginlerin sofrasınının süsü olarak kalmayacak, hem Mersin balığı yetiştiriciliğini ve hem de havyar üretimini hedeflemeyi önceliği arasına aldı.

***
Kampüs alanında üretimi yaptıkları alabalık ile Mersin balığını aynı havuzda yetiştirmeyi planladıklarını söyleyen Prof.Dr. Yanık, göle maya çalmaktan yana. Ya tutarsa diye. Ekstra balık yemi üretimi ile ilgili çalışmalarıyla sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da adından sıklıkla sözettiren başarılı dekan Prof.Dr.Yanık, ‘’Eğer kafamdaki düşünce gerçek olursa, Erzurumlu da hem Mersin balığını tatmış hem de havyar ile tanışmış olacak. Öncelikli amacım da çiftçilerimizin bu üretimden dolayı önemli bir gelir sağlaması. Bir defa denemekte fayda var diye düşünüyorum. Bugün için lüks görülebilir ama ilerisi için elzem bir proje bu ve bu konuda teşebbüsümüz devam edecek’’ ifadesini kullandı.
TUTTUĞUM BABA SÖZLER : Tıp kitaplarında yazmaz ama, sizi bilerek üzen, yoran insanlarla iletişimi kesmeniz de ömür uzatır. (Dr. Nowzaradan)
DUVARIN DİLİ: Yarı yar olanın yar sardı yarasını. Altın borcu olanların Allah verdi belasını!