Hristiyanlıkta doğuştan günahkâr olma anlayışı olduğu için her çocuğun doğduktan hemen sonra vaftiz edilmesi gerekmektedir. Bir saat bile yaşamış olsa vaftiz edilmeden ölen bir çocuğun cehenneme gideceği inancı mevcuttur. Bu anlayışın yerleşmesinde ise yaratılış söylencesi inancının etkisi vardır.
Semavi dinlerde biraz farklılık göstermesine rağmen “yaratılış söylencesi” denilen, Hz. Âdem’in cennetten kovulma hadisesi bir nevi kadınların kaderini belirleyen dinamik olmuştur. Hristiyanlar bu düşünce üzerinden kadınlara ağır ithamlarda bulunmuştur.
Eski Ahit’e göre Rab, Âdem’i yaratmış, sonra onu Aden bahçesine (cennetine) koyarak ona, iyiliği ve kötülüğü bilme ağacından yememesini tembih etmiştir.
Yalnız olan Âdem uyuyunca onun kaburga kemiklerinden birini alarak ondan Havva’yı (Hayatı olan) yaratmıştır.
Hz. Âdem’e eş, arkadaş olan Havva, bir yılanın baştan çıkarması nedeni ile yasaklı olduğunu bilmesine rağmen Hz. Âdem’i ikna ederek beraberce yasaklı ağaçtan meyve yemişlerdir.
Buna çok kızan Rab, yılana, kadını yoldan çıkardığı için tüm zürriyeti boyunca yerde sürünme; kadına, çocuk doğurma esnasında çok büyük acılar çekme, kocasının ona hakim olma ve ömür boyu onun sözünü dinleme; Hz. Âdem’e de eşinin sözünü dinlediği için eşi ile birlikte cennetten kovulma cezası vermiştir.
Hristiyan kültürü bu bilgiden hareketle kadınları kötülüğün başlangıcı, anası olarak görmüş, kadın üzerinden cinsellik bir tabuya dönüştürülmüştür.
Bu nedenle rahip ve rahibeler evlenmeyerek yani bir nevi cinsellikten uzak durarak günahlardan arınmayı hedeflemişlerdir.
Rahibelerin cinsellikten uzak durmaları onları halkın gözünde değerli kılan unsur olmuştur. Bu algıdan ötürü Batıda kadınlar toplum nazarında itibarlarını korumak için çok ciddi manada uğraşılar vermiştir.
Hıristiyan kilise yasalarına göre çiftlerin Pazar, Çarşamba ve Cuma günleri Büyük Perhiz zamanında cinsel ilişkiye girmeleri yasaklanmıştır. Tüm bu uygulamalar Batı’nın Orta Çağ boyunca kadına ve cinselliği bakışını yansıtmış, Cinselliğin tabuya dönüştüğü ortamlarda ilk suçlanan kişi ise kadınlar olmuştur.
Batı’da bu kadınlar günahın başlangıcı olarak görülmüş, doğum yaparken acı çeken kadınların Tanrı’nın cezasına maruz kaldıkları düşünülmüş ve doğumda kadınlara yardım eden ebelere Tanrı’nın emirlerine karşı geldikleri için cadı suçlaması yapılmış ve bazı ebeler yakılarak cezalandırılmıştır.
Hristiyanlık dininde kadınlar erkeğin emirlerini yerine getirmek, ona itaat etmek için yaratılmış bir mahlûk olarak görülmüştür.
Hz. İsa’nın ölümünden sonra Hristiyan dininin öğretilerini geliştiren ve bazı kurallarını belirleyen Pavlus, kadınları aşağılamayı dinin bir emri olarak görmüştür. O, kadının erkekten yaratıldığı için onun emrinde olduğunu, onun buyruğu altında olduğunun işareti olarak başını örtmesi gerektiğini, kadınların Rab’a boyun eğdiği, itaat ettiği gibi kocalarına da itaat etmelerini, Mesih’in insanların başı olduğu gibi erkeklerin de kadınların başı olduğunu ifade etmiştir.
Pavlus, kadınları doğuştan suçlu olarak görmüş, kadınların konuşmaması, sükût içinde dinlemesi gerektiğini, çünkü önce Âdem’in yaratıldığını, Havva’nın hem sonra hem de Âdem’in kaburgasından yaratıldığını bu nedenle onların insandan yaratılan nisa olduğunu ifade etmiş, Havva’nın nezdinde tüm kadınları suçlu ilan etmiştir.
Bir neslin, bir dinin, bir milletin, bir kültürün ayakta kalması için her dönem kadınlara ve onların doğurganlığına ihtiyaç duyulmuştur. Bu nedenle tüm toplumlarda kadınların erkeğe itaati ve doğurganlığı ile ön plana çıkarılmıştır. Eski dönemlerde çoğu zaman kadınlar itibarlarını doğurganlıklarından almıştır.
Dünyada erkekler Logos’u, yani aklı; kadınlar ise şehveti yani Eros’u temsil etmişlerdir. Kadınlar şehveti ön plana çıkardıkları için özellikle dinî konularda erkeklerin önündeki en büyük engel olarak görülmüşlerdir.
Biraz farklılık göstermiş olsa bile tüm dinler kadınların bu özelliklerini ön plana çıkararak onlara karşı daha merhametsiz olmuşlardır.
Batı bu nedenle kadını çoğu zaman ikinci sınıf bir kimlik olarak görmüş hatta onlara seçme ve seçilme hakkını bile çok sonraki dönemlerde vermiştir.