Türkiye birkaç gündür futbolcuların bahis şike olaylarına karıştıkları iddiası ile çalkalanmaktaydı. Futbol Federasyonu sununda adi bahis skandalına karışan futbolcuların listesini açıkladı.
Bu futbolcuların 27’si Süper Lig, 77’si TFF 1. Lig, 282’si 2. Lig, 629’u ise 3. Ligden olmak üzere toplam 1024 futbolcu bulunmaktadır.
Bazı isimlerin bu listeye eklenmesi ve sehven adı bu listeye yazılan bazı futbolcuların ise listeden çıkarılması mümkündür.
Bahis skandalına adı karaşın futbolcuların %61,4’ü 3. Lig, %27,5’u 2. Lig, %7,5 1. Lig, %2,6’sı ise süper ligde top koşturmaktadır. Süper ligde top oynayan futbolcuların birçoğunun da bu iddiaları alt liglerde iken oynama ihtimalleri çok yüksektir. Eğer futbolcuların hangi takımda futbol oynarken bahis oynadıklarına dair bir açıklama yapılırsa bunu da öğrenme şansımız olacaktır.
Bahis oynamanın en alt ligden başlayarak üst lige doğru yoğunlaştığı görülmektedir. Bunun birçok sebebi olabilir.
Futbolcuların şaşaalı yaşantısı, onlara gösterilen abartılı ilgi gençlerimize çok cazip gelmekte, genç takımlarda iken bu tarz hayallerle yaşayan, büyük paralar kazmayı hayal eden futbolcu adayı gençler, zamanla kendi kapasiteleri ile yüzleştiklerinde, kendilerinin çok büyük futbolcu olamayacağını anlamaları, bir mesleklerinin olmaması, alt liglerde kazandıkları paranın onların geleceğini garanti altına almaması onları bu davranışa itmektedir.
Bir başka sebep bazı futbolcuların genç takımda, U 19 takımında iken bahis oynama alışkanlığını kazanmalarıdır. Bunlar bir iki pas yapınca kendilerini büyük futbol ustası ve yorumcusu gibi görmekte, bu alanda iyi olduklarını düşünerek bilgilerini bahis üzerinden paraya çevirme derdine düşmektedirler.
Zaten hazıra konmayı, kısa yoldan para kazanmayı, tez zamanda zengin olmayı isteyen bu gençler bahis skandalına karışmaktan geri durmamaktadırlar. Bahis oynama tuzağına küçük çapta da olsa düşmemiş çok az futbolcu bulunmaktadır.
Hocalarının bile bahis oynadığı futbolculara gençken bu tarz eylemlerin yasak olduğu bilgisinin verilip verilmemesinin bir anlamı olmamaktadır.
Alt liglerde gençlere çok az para verilmesi ve bu paraların zamanında ödenmemesi gençleri bahis oynama tuzağına düşmelerine neden olabilir.
Bazı takımların cümbür cemaat bahis oynaması tam bir fecaat olmuş, hemen hemen o takımlarda oynayan tüm futbolcuların bahis skandalına karıştığı görülmüştür. Buralarda ferdi bir eylemden ziyade toplu, organize, belki diğer takımlarla bağlantı durumların olması söz konusu olabilir. Burada esas cezalandırılması gereken onlara rehberlik yapan hoca ve yöneticiler olmalıdır.
Bahis oynamanın sanal ortamda olması, gençlerin teknolojiye yatkınlığı ve bahsin cazip olması gençler için büyük bir tuzak olmaktadır. Esas facia futbolcu olmadığı hâlde bu illete bulaşmış yüzbinlerce gencimizin bulunmasıdır.
Hakem konusu ise ayrı bir durumudur. Bu mesele karıştırıldıkça çok büyük pisliklerin çıkacağı görülmektedir.
Bir topluda ahlak çökmüş ise ve de yaptırımlar da yeteri kadar caydırıcı değilse o toplumda yolsuzluğun önüne geçilmesi imkânsızdır. Bu saatten sonra adı bahis skandalına karışan futbolcuları ahlaken bir seviyeye getirmek çok zor olmaktadır. O zaman tek bir çare kalmıştır. Adı bahis skandalına karışan ve suçu ispatlanan bu kişilere kanunun öngörmüş olduğu en ağır cezaların verilmesi gerekmektedir ki bundan sonra gelecek olan gençle için caydırıcı olsun.
Bu gençlere gösterilecek küçük bir merhamet, onlardan sonra gelecek nesiller için büyük bir felakete neden olabilir. Eğer şeriatın kestiği parmağın acımayacağı inancını taşıyorsak, emsal olması bakımından suça karışan kişilere hak ettikleri cezanın en üst seviyeden verilmesi gerekmektedir.
Son bir not: Bugün bütün iş yerlerinde, devlet kurumlarında, akademik ortamlarda, öğretmen odalarında, dost sohbetlerinde, en çok borsanın konuşulduğu bir ortamda sadece gençlere kızmanın bir anlamı yoktur.