Tarihte bazı kadın kahramanlar bazen bir milletin, bazen bir padişahın, bazen bir savaşın kaderini değiştirmiştir. Bu kahramanlardan birisi II. Mahmut’un hayatını kurtaran Cevri Kalfa; diğeri ise Nice kalesinin ele geçirilmesini engelleyen Avusturyalı Catherine Seguarane’dir. İki kadın da büyük bir cesaret örneği ortaya koyarken bu kadınların kahramanlığı sergileyiş şekli ve onların hatırlanış biçimi toplumların kültürünü ele vermiştir.
Cevri Kalfa cariye olarak Osmanlı sarayına alınmış, orada Osmanlı terbiyesi ile eğitilmiş Çerkez asıllı bir cariyedir.
III. Selim’in icraatlarını beğenmeyen, onun yeniçeri ocağını kaldıracağını düşünen bir grup asi, isyan ederek III. Selim’i tahtan indirip onun yerine IV. Mustafa’yı padişah ilan edince, Alemdar Mustafa Paşa III. Selim’i tekrar tahta geçirmek için harekete geçmiştir. Bunun haberini alan IV. Mustafa tahtın tek varisi kalmak için kendisine rakip olan amcası III. Selim ile kardeşi Şehzade Mahmut’un (II.Muhmut) öldürülmesini emretmiştir.
İsyancılar III. Selim’i öldürmüş, Şehzade Mahmut’u öldürmek için dairesini basmışlardır. O arada Cevriye Kalfa, Şehzade Mahmut’u isyancılardan korumak için mangalda nar şeklini almış külleri kürekle, avuçlarıyla merdivenlerden yukarı çıkmakta olan isyancıların başından aşağıya savurmuş, onların Şehzade’ye ulaşmasını geciktirmiştir. Yüzü gözü yanan isyancılar bir anda duraksamış, yukarı çıkmakta zorluk yaşamışlar. Şehzade Mahmut bu kargaşadan yararlanarak çatı katına (dama) çıkmıştır. Kazanılan bir iki dakika içinde Alemdar Mustafa Paşa, Şehzade Mahmut’un dairesine varmış, Şehzade’yi isyancılardan kurtarmıştır. Cevri Kalfa’nın bu cesareti Şehzade Mahmut’un saniyeler içinde hayatta kalmasını sağlamıştır.
II. Mahmut canını ortaya koyarak hayatını kurtaran iri yarı bu kahraman Çerkez cariyeye çok saygı duymuş, Cevri Kalfa’yı 1808 yılında Harem-i Humayun’un hazinedarlığına getirmiş, onun için Büyük Çamlıca’da bir köşk; yine Üsküdar’da onun adına bir çeşme yaptırmış, onun vefatından sonra da harika bir mimariye sahip Cevri Kalfa Sıbyan Mektebi’ni inşa ettirerek onun adını ebedî olarak yaşatmak istemiştir.
Avusturyalı kadın Catherine Seguarane’nin de farklı bir kahramanlık hikâyesi bulunmaktadır:
Avrupalılar Türklere karşı Haçlı ruhuyla birleşip beraber hareket ederken, Avrupalı dindaşlarına karşı ikili oynayan, bir yandan onlarla hareket ederken bir yandan da Kanuni’ye mektup yazarak onunla iş birliğine giden Fransız Kralı I. François, Türkleri yanına alarak çekindiği Avusturya Hasburglarına karşı kendine müttefik arayışı içine girmiş ve Osmanlılar ile birlikte o zaman Avusturyalıların elinde bulunan Nice’ye saldırı girişiminde bulunmuştur.
Nice şehri alınmış, sadece Nice’de kaleyi teslim etmemek için direnen birkaç moralsiz asker kalmıştır. Osmanlı leventleri sancağı kaleye dikecekken kalede çamaşırcı olarak bulunan ve kaledekilerce hafifmeşrep biri olarak tanınan Catherine Segurane adlı iri yarı bir kadın elindeki tokmağı, sancağı dikmek üzere olan Türk askerine vurarak onu hendeğe düşürmüş, daha sonra surların üzerine çıkarak eteğini indirip kalçasını Türk askerlerine göstermiştir. Karşılarında miğferli düşman askerlerini görmeye alışkın olan Türk leventleri bu durumu görünce şaşırmış, estağfurullah, estağfurullah diyerek başlarını çevirmiş, tuhaf bu durum karşısında afallamışlar. Kadının bu durumundan cesaret alan Nice askerleri kaleden çıkarak hem Türk hem de Fransızlara saldırarak şehri kurtarmışlar, bu duruma kızan Barbaros Hayrettin Paşa Türk askerlerini geri çekerek Fransızları yalnız bırakmıştır.
Catherine Segurane’nin kalçasını bayraklaştıran Niceliler onun bu hâlini surlara nakşetmiş, onun … açık büstünü şehrin birçok yerine dikerek oradan kahraman figürü oluşturmuştur.
Cevri Kalfa’ya hürmeten yapılan çeşmeden insanlar su içip, onun adına yapılan okulda çocuklar eğitim alırken, Niceliler Catherine Segurane’nin kalçası açık büstünü öne çıkarmıştır.
Kahramanların kahramanlığı sergileyiş şekli, onların hatırlanma biçimi aynı zamanda toplumların kültürel yapılarını yansıtmıştır.