Erzurum’da, bugün kamuoyunu meşgul eden tartışma; bir binanın akıbeti üzerinden milli hafızanın nasıl okunacağı sorusunu gündeme getirmiştir. Erzurum Teknik Üniversitesi Mühendislik Bölümü’nden bir öğretim üyesinin, Erzurum Kongresi’nin yapıldığı Sanasaryan Koleji binasının yıkılma tehlikesi nedeniyle kapatıldığına dair raporu, meseleyi teknik bir zeminden alıp ideolojik bir tartışmaya sürüklemiştir. “Onarılsın, başka bir amaçla kullanılsın; kongre için ise yeni, güvenli ve işlevsel bir anıt yapı inşa edilsin” önerisi, bazı çevrelerce “Atatürk’e ve Cumhuriyet’e ihanet” gibi ağır ithamlarla karşılanmıştır. Oysa mesele, sloganla değil; tarih, ihtiyaç ve akıl ekseninde ele alınmalıdır.
Sanasaryan Koleji’nin tarihsel kimliği
Sanasaryan Koleji, 1881’de Ermeni tüccar Mıgırdıç Sanasaryan tarafından Ermenice eğitim veren bir kolej olarak kurulmuştur. Kuruluş amacı; Erzurum ve çevresindeki Ermeni okullarına öğretmen yetiştirmek, modern Avrupa ve Rus eğitim sistemlerini bölgeye taşımaktır. Okulun müfredatı dinî derslerden fen bilimlerine, dillerden siyasî iktisada kadar geniştir. Zamanla güçlü bir kütüphane, müze ve zanaat atölyeleriyle Ermeni cemaatinin merkezî eğitim kurumlarından biri hâline gelmiştir.
Bu okuldan yetişen kimi isimler –başta Osmanlı Meclis-i Mebusanındda Erzurum milletvekili olan, Osmanlı Bankası bombacısı, terörist Karekin Pastırmacıyan (Armen Garo) olmak üzere– Ermeni siyasî hareketlerinde aktif rol almış, Birinci Dünya Savaşı yıllarında Rus işgali sırasında yaşanan şiddet ve katliamlarda öne çıkmışlardır. 1916’da Rus ordusuyla birlikte Erzurum’a giren Ermeni çetelerinin Müslüman halka yönelik zulümleri, şehir hafızasında derin izler bırakmıştır. Erzurum, ancak 12 Mart 1918’de Kazım Karabekir komutasındaki Kafkas Kolordusu’nun mücadelesiyle kurtarılabilmiştir. Şehir o tarihte büyük ölçüde enkaz hâlindedir.
Erzurum Kongresi: İhtiyacın doğurduğu mekân
Mondros Mütarekesi sonrası Anadolu’nun dört bir yanında işgaller başlarken; İzmir Yunan işgali altına girmiş, İstanbul fiilen kuşatılmış, Karadeniz’de Pontusçuluk hareketlenmiş, Doğu Anadolu için “Ermenistan” planları devreye sokulmuştur. Bu ortamda Erzurum’da önce Şehir Kongresi, ardından bölgesel kongre toplanmasına karar verilmiştir.
Erzurum Kongresi, 23 Temmuz – 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün de katıldığı bu kongre için şehirde geniş bir salonu olan, ayakta kalmış tek uygun yapı Sanasaryan Koleji binasıdır. Kongrenin bu binada yapılması; zorunlu bir tercihtir. Bir salonunda birkaç hafta çalışılmış olması, binanın tarihsel kimliğini dönüştürmez.
Burada asıl olan, kongrenin ruhudur: Bölgeden gelen delegelerin iradesi, yerel direnişin örgütlenmesi ve milli mücadelenin temellerinin atılmasıdır. Kongreyi yalnızca Mustafa Kemal Paşa’ya indirgemek; onu hazırlayan, yükünü çeken yerel kadroları ve delegeleri görünmez kılmak demektir. Bu, tarihî bakımdan eksik ve nakıs bir yaklaşımdır.
Binanın Serencamı: Eğitimden müzeye
Sanasaryan binası, kongre sonrasında farklı dönemlerde farklı amaçlarla kullanılmıştır:
- 1920–1921: Sanat Okulu
- 1922–1923: Sultani
- 1924: İlkokul (aynı yıl yangın)
- 1940: Atatürk Yapı Sanat Okulu
- Sonraki yıllar: Yapı Sanat Enstitüsü, Fen Lisesi
- 1960: Kongre Salonu’nun müze olarak açılması
- 1998–2006: Güzel Sanatlar Lisesi, Nurettin Topçu Sosyal Bilimler Lisesi
- 2018’den itibaren: Erzurum Resim Heykel Müzesi ve Kongre Salonu
Binan, tarihi süreç içerisinde farklı amaçlarla kullanılmıştır, o yıllarda kimsenin aklına, bu durum, Atatürk’ün hatırasını unutturma ve cumhuriyete karrşı çıkma şeklinde algılanmamıştır. Bu tablo şunu açıkça gösterir: Bina, defalarca işlev değiştirmiştir. Erzurum Numune Hastanesi, eski Valilik binası, Yakutiye Belediyesi’nin kullandığı bina, Meşrutiyet döneminden kalma pek çok yapı restore edilerek veya dönüştürülerek kullanılmaktadır. Cumhurbaşkanlığı’nın yeni bir külliye inşa etmesi, Atatürk’ün hatırasına ihanet sayılmadığına göre; kongre için yeni ve güvenli bir anıt yapı düşünmek de ihanet değildir.
Hukukî boyut
Türkiye Ermenileri Patrikliği’nin, Sanasaryan Koleji’nin iadesi için açtığı dava halen sürmektedir. Kolejin Erzurum ve İstanbul’daki taşınmazları bu davanın konusudur. Bu da gösteriyor ki bina, hukukî ve siyasî spekülasyonlara açık bir zemindedir. Kongre hatırasını böyle bir tartışmanın ortasında tutmak yerine, milli iradeyi temsil eden yeni ve müstakil bir mekân inşa etmek daha sağduyulu bir tercihtir.
Sonuç: Değerli olan taş değil, ruhtur
Sanasaryan Koleji, kökeni itibarıyla Ermeni cemaatine ait bir eğitim kurumudur; şehirde Ermeni milliyetçi hareketinin beslendiği bir geçmişe sahiptir. Erzurum Kongresi ise Türk milletinin istiklal iradesinin tezahürüdür. Birkaç günlüğüne kullanılan bir salonu kutsamak, ne tarihi doğru okumaktır ne de milli hafızaya hizmet eder.
Bina onarılabilir, restore edilebilir, okul, müze ya da başka bir kamusal işlevle yaşatılabilir. Ancak kongre gibi milli bir mesele, ihtiyaca uygun, güvenli, çağdaş ve müstakil bir anıt mekânla temsil edilmelidir. Spekülasyonlara değil; akla, tarihe ve ihtiyaca kulak vermek gerekir.
Yazıyı okudum o kadar okul olarak kullanılmış mezun vermiş ki sadece bu sebeple bile yıkılmaması gerekir yüzlerce sene eğitime katkı vermiş. Üstelikde kongre binası olmuş kongre yapılmış. Şehrimize muazzam bir taç kondurmuş tabiri caiz se yüzük taşı gibi bir binayı yıkmak, yıkmayı bırakın toz bile kondurmak bu şehrin ekmeğini suyunu içmiş herkese haram gibidir. Lamı çimi yok. Yok bina ruh ilişkisiymiş yok sandaryan binasıymış gibi element uyduranları kınıyorum. Nenehatunun şehitlerin ahı inşallah sizi tutar sizi gidi sizi gizli içten fesat cumhuriyet düşmanı Atatürk düşmanı insanlar mert olun içten içten fesat olmayın erkekseniz çıkın karşıma. Binayla hesaplaşmayın benimle hesaplaşın.
Sanasaryan Koleji yıkılmış yerine yeni bina yapılmış diyorlar , siz buna değinmiyorsunuz hep eski binadan bahsediyorsunuz... Dava konusu ayrı , o Erzurum'un ve Türkiye'nin sorunu!
Yine bakış hatası var. Cami binası da önemli içinde edilen dua da önemli. Kongre kararları da önemli nerde yapıldığı da önemli bina da önemli. Yaşar resmen değer düşürme itibar düşürme yapıyor. Sayın yazar yapmayınız. Tarihe mesleğinize sırf kendi arzunuzu katıp ihanet etmeyiniz. Kongre önemli kararlar önemli yapan kişiler önemli nerde ne şartlarda yaptıklarıda öne li. Birbiriyle bağlantılı ilintili şeyler bunlar. Yeni nesil ipin ucunu karışmasın diye önemli. Siz kin ve nefretinizi kendi içinize atınız. Meslek etiğine aykırı bu yazdığınız şeyler. İnsan şehrine mesleğine ihanet eder mi.
(Kaynak: Prof. Dr. Enver Konukçu – Mustafa Kemal Atatürk Döneminde Erzurum) Sayın Ayhan Bey; Erzurum Kongresi binasıyla ilgili tartışmalarda tarihî gerçeklerin hatırlatılması gerekiyor. Atatürk’ün 3 Temmuz 1919’da Erzurum’a geliş yıldönümlerinde yapılan programlarda kongre binası ziyaretine 1950'li yıllara kadar ben rastlamadım. 1924’te Atatürk, 1930–1950 arasında da İsmet İnönü Erzurum’a gelmiş ama bu bina ziyareti hiçbir programda yer almamıştır. DP iktidarına kadar 3. Ordu kumandanları ve CHP'li valiler de bu binaya teveccüh etmemiş gözüküyorlar. Söz konusu yapı, aslen bir Ermeni kolejidir. Kongre burada yapılmıştır fakat bina, o dönem yalnızca bir mekândır; bugünkü sembolleştirme 1955 sonrası Demokrat Parti döneminde başlamıştır. Atatürk'ü Koruma Kanunu'nu da Menderes Hükümeti çıkardı. Velhasıl; Kongre'nin değeri binada değil, aldığı kararlardadır.
Sayın yazar malesef art niyet taşıyorsunuz. Atatürk’ün rolünü bilinçli biçimde arka plana iten her yaklaşım, niyetinden bağımsız olarak, millî mücadelenin kurucu gerçeğiyle çelişir. Tarih, denge adı altında kurucu iradeyi silikleştirmeyi değil; hakikati bütün ağırlığıyla teslim etmeyi gerektirir. Vicdanı olan her tarihli sexarın hakkını sezara verir. Sizde bu yok. binanın geçmişi ne olursa olsun, 23 Temmuz – 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında o yapı, Türk milletinin bağımsızlık iradesinin tecelli ettiği bir mekân hâline gelmiştir. Tarihte mekânlar, içinde gerçekleşen olaylarla anlam kazanır. Erzurum Kongresi’ni sıradanlaştırmaya veya zorunlu bir mekân tercihi düzeyine indirgemeye çalışmak kimseye birsey kazandırmaz. o yapı 1919’da Türk milletinin bağımsızlık iradesine sahne olmuştur. Bu gerçeği gölgeleyen her anlatı, denge değil, tarihî eksiltmedir. Yazıklar olsun. Kurtuluş savaşındaki tüm şehitlerin vebali üzerinize olsun. Bin defa veyl olsun size.
Talat bey bu şehir için başka meseleleri köşenizde yazın. Alınganlıkla ve konuları saptırarak yazı yazmayın lütfen.
Akıl tutulması yaşıyorsunuz. bu mantıkla gidersek Ayasofya da hriistiyanlar için kilise oarak yapıldı. sonra zarar gördü tekrar roma imparatoru daha büyük şekilde yaptırdı, sonra bu kilise cami oldu. bu durumda ayasofya da öncesinde kilise diye önem vermeyelim mi veya hacerül esved aslında bir taş ama peygamberimiz elini sürdüğü için selamlayın dediği için önemli değil mi. sayın yazar binayı ermeni mektebi açısından ele almayınız. o binada cumhuriyetin kurulmasına giden bir toplantı yapılmış mı yapılmış bitti. Bu kadar. bana ne eskiden ermeniler yaptırmış da fen lisesiymiş vb vb. hala gerçekleri saptırıyorsunuz. Olayı siyasi tarafa lütfen çekmeyiniz. Hz Ömer de önceden içki içip kızını diri irir gömüyormuş ama ne zaman müslüman olmuş eskisi bitmiş. Teşbihde hata yoktur bu zaviyeden bakarsanız konu kapanmış olur. O bina kongre binasıdır. yıkmaya heveslileri çoktur hesapları başkadır. siz onların ekmegine yağ sürmeyin rica ederim.