MİT Akademi raporu yayınlandı. 45 sayfa. Oldukça ayrıntılı bir çalışma. Türkiye’ye karşı uzun süredir İsrail kaynaklı psikolojik harp taktikleri uygulandığı bir vakıa. Bunun için yeteri kadar kaynak mevcut. FETÖ ve PKK unsurları İsrail için insan kaynağı oluşturuyor.
Psikolojik harp için topla tankla savaş gerekmiyor. Hedef ülkede kullanışlı aparatların bulunabilmesi ve onların beslenmesi kafi. Bu nedenle Türk milletinin uyanık olması gerekiyor. Bu yetmez, devlet kurumlarının zamanında ve detaylı olarak halkı bilgilendirici faaliyetlerini sistemli şekilde yürütmesi de gerekiyor.
Şimdi psikolojik harp ile ilgili tarihte kullanılmış başarılı operasyonlara bakalım;
“Askerî stratejistler, uzun zamandır düşmanı etkisiz hâle getirmek için korku, kafa karışıklığı ve aldatmayı silaha dönüştüren “psyop” (psikolojik operasyon) taktiklerinden faydalanıyor.
“Psikolojik operasyonlar” ya da kısa adıyla “psyops” terimi modern askerî literatüre sonradan girmiş olsa da, algıyı yönlendirerek düşmanın davranışlarını etkileme sanatı yüzyıllardır tarihin akışını belirlemiştir. Truva Atı hilesinden Körfez Savaşı’nda dağıtılan broşürlere ve gizli radyo yayınlarına kadar, psyop’lar savaşların görünmeyen ama kritik unsurları olagelmiştir.
Bu taktiklerin amacı bedeni değil zihni hedef almaktır—tek bir kurşun atmadan düşmanın moralini bozmak, kafa karışıklığı yaratmak ya da teslim olmaya zorlamaktır.
En etkili psyop operasyonları, insan doğasının evrensel ve zamana direnen eğilimlerini—korku, inanç, yanılsama, dezenformasyon ve aidiyet arzusunu—silah hâline getirerek düşmanı zayıflatmayı, aldatmayı ya da istikrarsızlaştırmayı başarmıştır. Ancak bazı psyop’lar, zekice kurgulanmış yapılarıyla öne çıkmıştır. İşte tarihten yedi çarpıcı örnek:
Psikolojik Savaş Operasyonu düşmanı tek kurşun atmadan yenmek mümkün mü?
Büyük İskender (MÖ 336–323) Sadece savaş meydanlarında değil, düşmanın zihninde de zafer kazandı. Kendini yerel tanrılarla özdeşleştirerek durdurulamaz bir fatih imajı yarattı. Persler onu “Kralların Kralı”, Mısırlılar yaşayan tanrı ilan etti.
İskender’in efsanesi, düşmanların moralini bozdu. Bazı askerler onunla savaşmak yerine uçurumdan atladı. Bu kişilik kültü, Makedon ordusuna tanrıların koruması altında oldukları inancını aşıladı ve psikolojik zaferler getirdi.
Cengiz Han (1206–1227) Korkuyu silah hâline getirdi. Şehirleri katliamla sindirip birkaç kişiyi sağ bıraktı. Bu tanıklar, Moğolların dehşetini yaydı. Davullar, borular ve savaş çığlıklarıyla düşmanı felç etti.
Cengiz Han, Roma’nın 400 yılda fethettiğinden geniş toprakları 25 yılda aldı. Stratejisi basitti: Korku, söylenti ve hızlı darbeler. Bugün sosyal medya ile yapılan dezenformasyonun Orta Çağ versiyonu buydu.
“Der Chef” (1941–43) İngilizlerin kurduğu sahte radyo istasyonu GS1’de hayali bir Nazi subayı konuşuyordu. “Der Chef”, rejime bağlı görünürken Nazi liderlerini yozlaşma ve aptallıkla suçladı. Amaç: Alman halkının moralini bozmak.
Bu psyop öyle ikna ediciydi ki, Goebbels bile etkisini kabul etti. OSS’nin “Operation Cornflake” planında ise sahte mektuplar ve gazeteler Alman posta sistemine sızdırıldı. Psikolojik savaş, halkın zihnine bomba gibi düştü.
Fortitude Harekâtı (1944) Hitler, Müttefiklerin Fransa’ya çıkarma yapacağını biliyordu ama yerini kestiremiyordu. İngilizler sahte tanklar, şişme araçlar ve sahte telsiz trafiğiyle Pas-de-Calais bölgesine büyük bir ordu varmış gibi gösterdi.
Çifte ajan “Garbo”, Berlin’e sahte istihbarat aktardı. Sonuç: 150.000 Alman askeri Normandiya çıkarması sonrası bile Calais’de kaldı. Bu aldatmaca, D-Day’in başarısını garantiledi.
Psyop’lar savaşın görünmeyen cephesidir. Bazen bir şişme tank, bir söylenti veya bir hayalet sesi, binlerce askerden daha etkili olabilir. Zihinler fethedildiğinde, savaş alanı zaten kaybedilmiştir. (Kaynak: Mark Piesing/https://kritikbakis.com)