İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin ölümünün kaza mı, suikast mi olduğunu belki hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz! Fakat Reisi sonrası Türkiye – İran ilişkilerinin seyri önemli. İlişkinin biçimini bir şekilde İran’daki “derin Amerika”nın mı, Çin’in mi etkin olmasıyla da ilgili olacaktır.
Türkiye – İran ilişkilerinde hayati önem taşıyan alanlar var. Bahçeli’nin de altını çizdiği Azerbaycan’ın batı bölgeleriyle Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ni birbirine bağlayacak ve bölgesel işbirliğini güçlendirecek Zengezur Koridoru’nun stratejik değerinin öne çıkması, bu çerçevede Bakü ile Tahran yönetiminin kara yolu ve demir yolu köprüsünün inşası hususunda anlaşmasının bozulup bozulmaması önemli.
Rusya’nın Batı dünyasıyla ilişkilerinde hem de Türkiye-Ermenistan ve Azerbaycan-Ermenistan arasında kilit role sahip olan Laçin Koridoru’nun stratejik muhtevası, Türkiye- Rusya ve İran arasındaki Astana mekaniğinin bölgesel barış ve istikrara destek veren sonuçları, Ermenistan Başbakan’ı Paşinyan’ın sözde soykırım iddialarını çürüten ve tekzip eden beyanları, bölgedeki yeni siyaset. Bu siyasetin devamı önemlidir.
İran’da Reisi yerine kim cumhurbaşkanı olabilir? Tartışılan potansiyel aday adayları kimler? Bu soruya Akademisyen Dilara Eştürk’ün analizleriyle ışık tutalım.
Bilindiği gibi İran’da Şii İslam teolojisinde Velayet-i Fakih olarak da bilinen Dini Lider, İran'daki nihai karar merciidir. Devletle ilgili tüm önemli kararların alınmasından sorumludur. Yani yeni Cumhurbaşkanının kim olacağı, bunun kadar Dini Lider, yani Hamaney’in yerine kimin geleceği ile de ilişkili. Reisi, ölmeseydi Hamaney’in yerine “dini lider” olarak geleceği güçlü bir ihtimal olarak görülüyordu. Şimdi Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’in babasının yerine gelecek güçlü isim olduğuna kesin gibi bakılıyor.
Tek sorun İran’da dini liderlik makamına babadan oğula geçme noktasında olumsuz bakış.
Evet, İran uzmanı Dilara Eştürk’ün analizine göre 40 gün sonra yapılacak Cumhurbaşkanlığı için çok sayıda isim geçiyor. Bunlardan biri mevcut Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf. En önemli isim olarak görülüyor.
“Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf Siyasal düzen içerisindeki konumu ve Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile olan iltisakının yanı sıra yönetim tecrübesiyle adeta hazır bir seçenek. Muhâfazakâr cenahın daha ılımlı ve pragmatik isimlerinden olmakla beraber gerek siyasal düzen içerisinde gerek halk nezdinde tabanı bulunan biri. Mevcut konjonktürdeki en uygun ve güçlü aday.
Silik bir figür olmadığı gibi bağımsız ve oportünist bir yapısı var. Güç odakları arasında kendine alan yaratabilen bir potansiyele sahip. Bu nedenle muhafazakâr cenah arasındaki iç hesaplaşmalar bağlamında dosyası kabarık. Direniş Cephesinin karşıt kutbunda yer almakla beraber kendisini neo-muhâfazakâr olarak tanımlıyor. Dolayısıyla Hamenei’ye duyduğu sadakate ve devrim rehberini belirleme sürecindeki yaklaşımına şüphe ile yaklaşılma ihtimali yüksek. Ayrıca adı sıklıkla yolsuzlukla anılıyor. Daha önce üç kez cumhurbaşkanı adayı olmuş; iki kez yenilmiş, en son seçimde de Reisi lehine çekilmişti. Ancak bu destek karşılığında ekibine yeni kabinede yer verilmemişti. Meclis başkanlığına dahi karşı çıkan rakipleri cumhurbaşkanlığında daha büyük problem çıkaracaktır.” (Dilara Eştürk)