Yeni bir dünya kuruluyor. Yaşanan kaos, ekonomik krizler şekillenecek bu dünyanın doğum sancıları gibi. Eski dünyanın güç dengeleri yıkılırken, Yeni Dünyada yükselen güçler ayrışıyor. “Terörsüz Türkiye ve Bölge Projesi”ni bu perspektiften okumakta fayda var. ‘Türk Devlet Aklı’ küresel ve bölgesel gelecek projeksiyonu çerçevesinde küçük-orta boy ülkeden bölgesel/küresel güç olma hedefine yöneliyor.
Gelişmeleri bu çerçevede okumak gerekiyor.
Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında yaşanan Kürt isyanlarını, ABD, İsrail ve batılı istihbarat örgütleriyle içli dışlı olan PKK terörünü birbirinden ayırmak gerekiyor. Unutmamak gerekiyor ki, PKK ASALA’nın tasfiyesi ile onun üzerinde kuruldu.
PKK, YPG, PJAK ve başka alfa harfleriyle ifade edilen yapıların üst yapılanmasını KCK oluşturuyor. Türkiye, Irak, Suriye ve İran ve Avrupa yapılanmaları işte bu KCK tarafından kontrol edilmektedir. Devlet Bahçeli’nin bir söylemle başlattığı “Terörsüz Türkiye ve Bölge” projesi Türk Devleti tarafından takip ve kontrol edilmek suretiyle yürütülmektedir. Nihai hedef Ak Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in ifadesiyle “Odak noktası nedir? Komisyon açısından, bu süreç açısından PKK terör örgütünün bütün unsur uzantı ve şubeleriyle fesih ve silahların bırakılması.”
Ya olacak, ya olacak!
Yürütülen süreç, içeriden ve dışarıdan ciddi anlamda enfekte edilmeye çalışılmaktadır. Siyasi analistlere göre İsrail ve ABD’nin Merkezi Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), en büyük engel. Fakat MHP Lideri Bahçeli’ye göre bu mesele ya olacak, yada olacak. Bahçeli TürkGün Gazetesi’nde şu açıklamayı yaptı; "Terörsüz Türkiye milli ve tarihi bir hedeftir. Hedefle ilgili taviz, tehir veya en küçük tereddüt asla söz konusu değildir. Ok yaydan çıkmıştır. Gemiler yakılmıştır. Kararlığımız aşınmaz ve tartışılmaz düzeydedir".
Sürecin önündeki engeller!
Projenin içeride ve dışarıdan ciddi zorlukları bulunmaktadır. Kasım ayında Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Neçirvan Barzani Duhok’ta bir konferans düzenledi. Konferansa Suriye PKK sözde lideri Mazlum Abdi, Şahin Cilo kod adlı şahıs katıldı ve Suriye’de çıkışın ademi merkeziyet olduğunu söyleyip, Alevi, Dürzilerinde temsiline işaret etti. İki hafta sonra KCK Yürütme Konseyi Başkanı Hülya Oran, suç işlemediklerini, af istemediklerini geveledi. Önceki hafta ise Şırnak’ta bir konferansa davet edilen Mesut Barzani’nin korumalarının milletin gözüne sokulan görüntüleri dikkat çekti.
DEM, KDP, KCK, PYD/PKK aynı hizada mı?
KCK Yürütme Konseyi Başkanı PKK'lı Hülya Oran kod adıyla Bese Hozat: "Biz suç işlemedik ki af isteyelim. Türkiye bu süreci geliştirmezse geleceği çok karanlıktır. 100 yıldır soykırıma maruz kalan bir halkın mücadelesini verenler onurlu insanlardır. Kimsenin gözü Ankara’da değil; biz Kurdistan’da siyaset yürüteceğiz.”
Bese Hozat ne demek istiyor. Veya söyleminin nereye varacağı noktasında bilinçli olup olmadığı tartışma götürür. Bu açıklamanın çok tehlikeli olduğunu ve bir akıl ile söyletildiğini belirten Prof. Dr. Hasan Köni; “Söylemlerde çözüm için uğraşılan tarafın, yani YPG/PKK falan konuşmalarında tutarsızlık var. Beşe Hozat işte bilmem ne, diyor ki biz af istemiyoruz. Biz suç işlemedik ki. Çok tehlikeli bir cümle ki uluslararası hukukun, belli bir etnik grubun ezilip kendi devletini kurmak için yaptığı savaşın terörist olmadığını, Türk ceza hukukunun bu konuda geçerli olmadığını söylüyor.”
Can alıcı soru şu; İsrail ve ABD içindeki İsrail, terör örgütünü bir biçimde terör örgütü statüsünden çıkarıp “özgürlük savaşçısı” konumuna mı sokmak istiyor. Veya terör örgütüne bu alanda söylem geliştirilmesi ve uluslararası alanda bir destek verilmesi vaadi mi var?
Sonuç olarak İsrail’in parçalı bir Suriye isteği, CENTCOM ve Trump’un Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın kafa karıştıran açıklamaları da ortada. Üstelik, DEM, KCK, PYD, PKK, KDP’den benzer söylemlerde artış gözleniyor.
Asıl kararın ise Müslüman Kürtler tarafından verileceğine inanıyorum.