Herkesin hayatında mutlaka iz bırakan yoluna ışık tutan insanlar vardır. Benim hayatımda da farklı yaşlardan, ilgi alanlarından ve disiplinlerden gelen çok kıymetli insanlar ve topluluklar var. Her biri başka bir yanımı besliyor; biri doğaya, biri spora, biri fotoğrafa, biri de şehrin hafızasına açılan kapı oluyor.
Bunlardan biri Erzurum Yürüyüş Grubu… Yöneticiliğini Ziya Amil abimin yaptığı bu topluluk sayesinde doğadan keyif almayı; Erzurum tabiriyle “engah engah” yürüyerek şehrimizin dağının, taşının tadını çıkarmayı öğrendim. Grupta öylesine farklı mesleklerden, yaşlardan ve düşünce dünyalarından insanlar var ki yürüyüşlerde edilen her sohbet insana başka bir pencere açıyor. Beni bu gezilere alıştıran ihtiyar heyetimden Mustafa Turgut Yıldırım’a da ayrıca teşekkür ediyorum.

Bir de Palandöken Masterlar Grubu var. Gruba üye olmasam da onların antrenmanlarına katılmak benim için ayrı bir mutluluk. “Gençler” dediğim, 50 yaşın üzerindeki hanımefendi ve beyefendiler… Sabah saat 5.00’tr atletizm pistinde hazır olup müzik eşliğinde çalışırken hem kendilerini hem de çevrelerindekileri motive ediyorlar. Onların yaşama sevinci insana yalnızca hareket etmeyi değil hayattan keyif almayı da yeniden öğretiyor.
Fotoğrafçı dostlarımla ise doğanın, insanın ve kültürün güzelliklerini ölümsüzleştirme şansı buluyorum. Bir dolunay gecesinde Ahmet Polat abim ve Murat Kaya ile Uzun Ahmet Tabyası’nda yıldız çekimi yapmak için saat 22.00’de buluşup gecenin ikisine, üçüne kadar zifiri karanlığın içindeki güzellikleri aramak… İşte bu merak insanı diri tutuyor. Yine Erzurum tabiriyle “dinceliyor”, ruhunuzu tazeliyorsunuz.
Bir de benim “ihtiyar heyetim” var: Ayhan Buzlak, Vedat Refayeli, Mustafa Turgut Yıldırım ve Ender Uludağ gibi çok sevdiğim abilerim… Önceki yazılarımı takip edenler bilir; ben yaş alan insanlardan daima yön ve akıl bekliyorum. Çünkü onların biriktirdikleri bazen ciltler dolusu kitaptan daha çok şey öğretiyor.

Geçtiğimiz günlerde Ayhan Buzlak abimin vesilesiyle; Erzurum’da kıyafetiyle Atatürk’e benzetilen Zeynel Abid Evliyaoğlu, Yakup Evliyaoğlu, Hüsamettin Yerli ve Uzm. Dr. Rahmi Bozkurt ile bir araya geldik. Erzurum’un tarihi, insanları ve hatıraları üzerine öyle güzel bir sohbet ettik ki hem yeni bilgiler öğrendim hem de birbirinden kıymetli şahsiyetleri daha yakından tanıdım.
Ayağından geçirdiği kazaya rağmen kitaplardan kopmayan Hüsamettin Yerli Hocam, okumayı sevdiğimi duyunca hemen bana iki kitap armağan etti. Bunlardan biri, Sıtkı Yılmaz Kuşkay’ın kaleme aldığı “Erzurum’da Rus İşgali” adlı eserdi. Sıtkı Yılmaz Kuşkay da şehrimizin çok kıymetli isimlerinden biri. Henüz yüz yüze tanışmadık fakat kitabı bitirdiğimde eser üzerine yapacağımız sohbetle bu tanışıklığı, kahve kadar hatırı sayılır bir vesileyle taçlandırmak istiyorum. Çünkü kitap da kahve kadar hatır bırakır tıpkı Hüsamettin Yerli’nin bende bıraktığı iz gibi…
Zeynel Abidin Bey, hayatı boyunca okuduğu bütün kitapları tek tek bir deftere kaydetmiş. Öylesine güzel bir hitabı, öylesine tok bir sesi var ki içimden, “O bütün kitapları okusun, sonra da bize anlatsın,” diye geçirdim.
Tarihî kalpağı, çizmeleri ve Atatürk resimli kravatıyla Atatürk’e benzetilen Zeynel Abidin Bey, adeta turistlerin ve şehrin ilgi odağı olmuş; Erzurum’a ayrı bir renk katmış. Onu yakından tanımak da benim için büyük bir mutluluktu.
Uzm. Dr. Rahmi Özkurt ise şık takım elbisesi, özenli hâli ve etkileyici sohbetiyle buluşmamıza adeta resmî bir toplantı ciddiyeti kattı. Erzurum için dertlenen, şehrin ilçelerini ve köylerini yakından bilen, hekimlik mesleğiyle yıllarca hizmet eden Rahmi Bey’in hâlâ yeni hizmetler için nasıl çaba gösterdiğini sözlerinden ve samimiyetinden anlamamak mümkün değildi.
Zeynel Bey ile Yakup Bey Aşkaleli, Hüsamettin Yerli Hocam Tortumlu, Rahmi Bey Şenkayalı, ben Horasanlıyım. Ayhan Buzlak abim ise Erzurum’un en eski mahallelerinden Cedit Mahallesi’nden… Herkes başka bir çevreden, başka bir tecrübeden ve başka bir görüşten geliyor. Fakat aynı masa etrafında buluştuğumuzda sözümüz de gönlümüz de aynı yere çıkıyor:
Derdimiz Erzurum, sevgimiz Erzurum.
Bu kıymetli insanlara gönülden teşekkür ediyor; şehrimizin daha nice büyüğünü tanımayı, hatıralarını dinlemeyi ve her birinden yeni şeyler öğrenmeyi diliyorum.
İyi ki varsın Ayhan Buzlak abim. Bu güzel buluşma senin helva sevdan sayesinde oldu…