Kıymetli okurlarım karlı bir hafta sonunda, kahvemi aldım, ekranın başına geçtim. Hem okudum hem yazdım. Okuduklarımı sizinle paylaşmak isterim. Son dönemde haber sitelerine, sosyal medya akışlarına bakınca insanın içi bir tuhaf oluyor. Bir yanda sadık dostlarımıza çip takıyoruz, modernleşiyoruz reklamları, diğer yanda ise barınakların kapılarına, otoyol kenarlarına bırakılan o masum canlar... Hukuk, vicdan ve sokaktaki gerçeklik arasında devasa bir uçurum var. Bildiğiniz üzere, 2025 yılı sonuna kadar ki aslında süreç çoktan başladı ama uzatıldı vs. tüm kedi ve köpeklere çip takılması zorunlu kılındı. Haberlere göre PETVET dediğimiz bir sisteme kaydediliyor bu canlar. Hukuki açıdan bakarsan, bu harika bir adım gibi duruyor. Neden? Çünkü bir hayvanın artık bir nesne değil, bir sahibi olan canlı olduğu tescillenmiş oluyor. Kaybolduğunda bulunması kolaylaşıyor, aşı takibi yapılabiliyor. Ama kazın ayağı hiç de öyle değil. İnternetteki haberleri ve forumları okuduğunuz zaman insanların sistemdeki aksaklıklardan ne kadar dertli olduğunu görüyorsunuz. Veterinerde çip takılmış ama sisteme girilmemiş hayvan sistemde bir nevi hayalet olarak görünüyor. Ya da sahiplik devri yaparken bürokrasi o kadar hantallaşıyor ki, insanlar aman kalsın diyor. Buradaki asıl hukuki eleştirim aslında şu, Siz sistemi kuruyorsunuz ama denetim mekanizmasını kuramıyorsunuz. Çip takılmayan binlerce hayvan var ve bu hayvanların büyük bir kısmı hala kayıt dışı ekonominin yani merdiven altı üretim bir parçası! Çip, sorumlu hayvan sahibini cezalandırmak için bir sopa haline gelmemeli aksine kayıt dışı üretimi durdurmak için bir kalkan olmalı. Ama şu anki tabloda, sadece yasaya uyan vatandaşın sırtına ceza korkusu yüklenmiş durumda. Şimdi gelelim can alıcı noktaya. Yeni yasal düzenlemelerle birlikte evcil hayvanını sokağa terk etmenin cezası dudak uçuklatıyor: 86.350 TL! Haberlerde bunu "Caydırıcı ceza geldi, artık kimse hayvanını sokağa atamayacak" diye servis ediyorlar. Teoride muazzam da ama pratikte ne öyle mi? Çip takma zorunluluğu ve bu devasa cezalar birleşince, insanlar "başıma iş almayayım" diyerek çip taktırmadıkları hayvanlarını gizlice ormana, ıssız yollara bırakmaya başladı. Yani yasa, kaş yapayım derken göz çıkarıyor. Hukuki bir perspektifle baktığımızda, cezanın miktarı ile suçun önlenmesi arasında doğrusal bir ilişki yok. Eğer siz bir insana, hayvanın hastalandığında tedavi masrafı 20 bin lira, çip takmazsan cezası 10 bin lira, sokağa atarsan 86 bin lira derseniz ve bu insanın ekonomik gücü bu yükü kaldıramıyorsa, o insanı suç işlemeye veya vicdansızlığa itersiniz. Ama sizce de sokağa hayvan bırakmanın cezası sadece para mı olmalı? Hukuk sistemimizde canlıya zarar verme suçu hala tam anlamıyla mala zarar verme kabuğundan çıkabilmiş değil. Bir canlıyı ölüme terk etmenin bedeli banka hesabındaki paradan eksilen bir rakam mı olmalı, yoksa toplumsal hizmet veya daha ciddi adli yaptırımlar mı? Belediyelerin ve barınakların durumunu da göz ardı etmemek gerekir. Kanuna göre, Belediyeler bakımevi kuracak, kısırlaştıracak, sahiplendirecek. Ama gerçekte ne görüyoruz? Bazı belediyelerin hayvanları toplayıp başka bir ilçenin sınırına bıraktığı, ölüm kamplarına dönen barınak haberlerini okuyoruz. Şimdi elini vicdanına koy kıymetli okurum, vatandaş hayvanını sokağa bırakınca 86 bin lira ceza yiyor, peki ya görevini yapmayan, hayvanları kötü koşullarda ölüme terk eden yetkililer? Onlara karşı işletilen hukuki süreç ne kadar şeffaf? Bana soracak olursanız Kısırlaştırma seferberliği yapılmadan, üretim tamamen yasaklanmadan sadece çiple, cezayla bu iş çözülmez! Haklılar. Petshoplarda hala vitrin ürünü gibi canlı satışı devam ederken yasal olarak yasaklansa da internet üzerinden hala çok kolay, sokağa bırakılan hayvana kesilen ceza sadece pansuman tedavisidir. Toparlarsak çip takmak uygar bir davranış, hayvanı sokağa atmak ise tam bir canilik. Buna hiç şüphe yok. Ancak hukuk, sadece ceza kesmek için değil, bir kültürü dönüştürmek için vardır. Sadece parası olana hayvan sahibi olma hakkı tanıyan, dar gelirliyi çip ve tedavi masrafları altında ezip hayvanından vazgeçmeye zorlayan bir sistem, ne kadar hayvan dostu olabilir? Eğer bir gün gerçekten hayvanların haklarını savunacaksak, bu sadece mikroçiplerle değil, hayvanın yaşam hakkını anayasal güvence altına alarak ve terk edilmesine sebep olan satın alma kültürünü kökten bitirerek olur. Sen ne dersin kıymetli okurum? Bu ağır cezalar sokağa köpek bırakılmasını gerçekten bitirir mi, yoksa her şeyi daha da mı gizli ve acımasız hale getirir?