Uzun süredir kamuoyunda tartışma konusu olan ekmek fiyatlarının kim tarafından ve hangi usulle belirleneceği sorusu, 4 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik değişikliğiyle birlikte önemli ölçüde netlik kazanmıştır. Yapılan düzenleme; ekmek başta olmak üzere azami fiyat tarifelerinde yaşanan yetki karmaşasına son vermeyi ve fiyat belirleme sürecini daha denetimli hâle getirmeyi amaçlamaktadır.
Yeni Yönetmelik ile ticaret ve sanayi odalarının, yalnızca kendi üyeleri için azami fiyat tarifesi düzenleyebileceği açıkça hüküm altına alınmıştır. Böylece esnaf ve sanatkârlar odaları ile ticaret odaları arasında uzun süredir yaşanan yetki tartışmalarının önüne geçilmesi hedeflenmiştir. Birden fazla odaya kayıtlı bulunan işletmeler bakımından ise, fiyat tarifesini hangi odanın düzenleyeceği hususunda; üretilen mal ve hizmetin tacir veya sanayici vasfıyla olan bağlantısı esas alınacaktır.
Düzenlemenin en dikkat çekici yönü, ekmek ve simit fiyatlarına ilişkin getirilen özel denetim mekanizmasıdır. Buna göre, ekmek tarifeleri artık yalnızca oda organlarının kararıyla belirlenemeyecektir. Tarife talebi hazırlanırken maliyet unsurları ve gerekçeleriyle birlikte Ticaret Bakanlığı’nın görüşü alınacaktır. Bakanlığın olumsuz görüş bildirmesi hâlinde ise tarife talebi doğrudan uzlaşma komisyonuna gönderilecektir.
Önceki düzenlemede, Bakanlık görüşü öncesinde bir heyetin toplanması gerekirken; yeni sistemde Bakanlık doğrudan görüş verecektir. Ayrıca eski düzenlemede Bakanlığın olumsuz görüşü sonrasında tarife yeniden hazırlanarak tekrar Bakanlık görüşüne sunulurken, yeni düzenleme ile birlikte süreç doğrudan uzlaşma komisyonu aşamasına taşınmıştır. Bu değişiklik, sürecin hem sadeleşmesini hem de hızlanmasını sağlamaktadır.
Uzlaşma komisyonu, karar verirken yalnızca maliyet artışlarını değil; ilin sosyo-ekonomik durumunu, ortalama kâr marjlarını ve Orta Vadeli Programda yer alan enflasyon hedeflerini de dikkate alacaktır. Örneğin, üretici maliyetlerinin yüzde elli oranında arttığını beyan etse dahi, enflasyon hedeflerinin bu oranın altında kalması durumunda, bu husus fiyat tarifesi üzerinde doğrudan bir baskı unsuru oluşturacaktır.
Yönetmelikle birlikte belediyeler ile mülki idare amirlerine de önemli bir rol verilmiştir. Belediyeler ile valilik ve kaymakamlıklar, uygun bulmadıkları tarifelere karşı on beş gün içinde uzlaşma komisyonuna itiraz edebilecektir. Ekmek ve simit fiyat tarifeleri haricinde yer alan tarifelerin uzlaşma komisyonu tarafından reddedilmesi hâlinde, ilgili oda yeni bir tarife hazırlayarak on gün içinde ticari davalara bakmakla görevli mahkemeye başvurabilecektir. Mahkemenin vereceği karar kesin nitelikte olacaktır.
Yeni düzelmeyle uzlaşma komisyonun tarife talebini reddetmesi hâlinde, yeni tarife yürürlüğe girmeyecek; mahkemeye başvurulmuşsa mahkeme kararı açıklanana kadar, başvuru yapılmamışsa da doğrudan mevcut tarife uygulanmaya devam edecektir.
Sonuç olarak, yapılan değişiklikle ekmek fiyatlarında yaşanan belirsizliklerin ve yetki tartışmalarının büyük ölçüde sona erdirilmesi hedeflendiği görülmektedir. Fiyat tarifelerinin daha şeffaf, denetlenebilir ve enflasyonla mücadele politikalarıyla uyumlu şekilde belirlenmesi, hem tüketici hem de üretici açısından yeni bir dönemin kapısını aralamaktadır.
Fatih KOÇAK