“Erzurum sahipsiz değildir, Erzurum’un sahibi vardır” demek güzel, hatta iddialı bir cümledir. Fakat şehirlerin sahipliği sözle değil, sahaya gidip çamura basmakla, yarım kalan kamu yatırımlarının hesabını sormakla, gazetecilerin ve vatandaşların sorularına açık cevap vermekle anlaşılır. Dadaşkent yolu üzerindeki biyolojik gölet meselesi tam da böyle bir imtihandır. Yıllar önce Bilim, Doğa, Müze ve Eğitim Parkı adıyla şehre nefes aldıracak büyük bir proje olarak duyurulan bu alan, bugün su tutmayan bölümleri, yırtılan zemin malzemeleri, biriken çamuru ve kumuyla ortada duran bir yatırım enkazı görüntüsü vermektedir. Eğer Erzurum’un gerçekten sahibi varsa, bu sahiplik önce burada görünmelidir.
Sayın Selami Bey’in yerel televizyonda gazetecilere dönerek “Erzurum’un sahibi vardır” demesiyle, on iki yıldır kaderine terk edilmiş bu göletin hâli yan yana konulduğunda ortaya acı bir ironi çıkmaktadır. Bu şehirde hiçbir milletvekili, hiçbir belediye başkanı, ne Büyükşehir ne de proje kendi muhitinde olmasına rağmen Aziziye Belediyesi, hatta AÜ yetkilileri, gazetecileri alıp bu alana gitmiş, “Bu yatırımın gerçek durumu nedir, DSİ ne yaptı, belediye ne yapacak, kamu kaynağı niçin böyle heder ediliyor?” diye açık bir hesaplaşma yapmış değildir. Şehir sahipliği, basına yüksek perdeden seslenmek değil; çürüyen yatırımların başında millete hesap vermektir.
Dahası, mesele yalnızca siyasetçilerle de sınırlı değildir. Erzurum’daki meslek odaları, ticaret ve sanayi çevreleri, baro, dernekler, sivil toplum kuruluşları, muhalefet partileri ve şehrin kanaat önderleri de bu konuda kayda değer bir söz söylemiş değildir. Gerçekle yüzleşmek zorundayız: Erzurum’a Erzurumlular da yeterince sahip çıkmıyor. Eğer on iki yıldır göz göre göre büyük bir kamu yatırımı toprağa, çamura ve belirsizliğe gömülüyorsa; yetkililer susuyor, şehirde yaşayanların temsilcisi olan kuruluşlar da bir tek kelime etmiyorsa, bu şehir elbette sahipsiz bir görüntü verir. Şehrimize ne biz ne de siyasetçiler gerektiği gibi sahip çıkıyoruz. Erzurum’un artık süslü sahiplik cümlelerine değil, bu göletin akıbetini açıklayacak ciddi, resmi ve bağlayıcı bir iradeye ihtiyacı vardır.