Meraklı biri yol ağzında Nasrettin Hoca’yı durdurmuş ve biraz da safça sormuş:
“Hocam, dünya ne tuhaf! İnsanlar sabah olunca Ahmet bir yana, Mehmet bir yana gidiyor. Herkes ayrı bir yöne savruluyor. Bu hâl nedendir?”
Hoca gülümsemiş ve şöyle demiş:
“Bunun nedenini bilmiyor musun be adam?”
“Bilemedim be Hocam, sen de hele…”
“Bir düşün bakalım: Herkes aynı yöne gitse ne olur?”
“Ne olur, Hocam?”
“Ne olacak, a avanak! Dünyanın dengesi bozulur.”
*
Fıkranın felsefesi:
Şimdi metnin düşünce tarafına gelirsek, Nasrettin Hoca sadece güldürmüyor; topluma, insana ve hayata dair çok derin bir ilkeye işaret ediyor. Soruyu soran kişi, insanların farklı yönlere gitmesini bir düzensizlik gibi görüyor. Onun zihninde düzen, herkesin aynı şekilde davranması demek. Hoca ise bunu tersine çeviriyor ve asıl dengenin farklılıkta olduğunu söylüyor.

Toplum, tek tip insanların yan yana dizildiği bir kalabalık değildir. Sağlıklı toplum; farklı mizaca, farklı göreve, farklı düşünceye, farklı ihtiyaca sahip insanların birlikte kurduğu bir dengedir. Çiftçi, öğretmen, sanatçı, işçi, düşünür, anne, çocuk, yaşlı, genç; hepsi başka yöne gidiyor gibi görünür ama aslında hayatın bütününü birlikte taşırlar. Herkesin aynı şeyi düşündüğü, aynı şeye koştuğu, aynı dili konuştuğu bir sosyal yapı ilk bakışta düzenli görünse de uzun vadede kısırlaşır. Nasrettin Hoca’nın “herkes bir yöne gitse dünyanın dengesi bozulur” sözü gösteriyor ki, toplumun gücü, benzerlikten çok farklılıkların birbirini tamamlamasında yatar.
Öte yandan insan belirsizlikten hoşlanmaz. Farklılık gördüğünde huzursuz olur. Herkesin aynı düşünmesini, aynı tepkiyi vermesini, aynı istikamete yürümesini ister. Çünkü bu, zihne sahte bir güven verir. Oysa olgun kişilik, farklılığı tehdit gibi değil hayatın doğal yapısı gibi okuyabilen kişiliktir. Hoca’nın cevabı, bir çeşit zihni terbiye teklif eder: “Herkesin başka türlü olması seni korkutmasın; mesele bunun içindeki dengeyi görebilmektir.” Yani sorun çeşitlilik değildir; sorun, çeşitliliği taşıyamayan dar zihindir.
Çağdaş insan için bu metnin mesajı daha da günceldir. Bugün sosyal medya, ideolojiler, taraftarlıklar insanı tek yöne sürükleme eğilimindedir. Aynı düşünmeyeni hemen dışlama, ötekileştirme, susturma, hatta düşman sayma alışkanlığı büyümüştür. Herkes aynı şeyi söylesin, aynı şeyi alkışlasın, aynı şeye öfkelensin isteniyor. Hoca’nın cevabı etkili bir uyarıdır: tek yönlülük, denge değil tehlikedir. Kalabalığın aynı istikamete koşması, hakikatin bulunduğu anlamına gelmez. Bazen asıl felaket, herkesin aynı sloganı tekrarlamasıdır.
Fakat ince bir nokta daha var: Hoca farklılığı överken başıboşluğu övmüyor. O, “dağınıklık iyidir” demiyor; “denge farklılık içinde kurulur” diyor. Bu çok önemlidir. Çünkü çağdaş insan bazen bireyselliği, sorumsuzlukla karıştırıyor. Herkesin başka yana gitmesi, ortak iyinin yok olması anlamına gelmemelidir. Hoca’nın felsefesi ne kör bir toplu yürüyüşü ne de ölçüsüz savruluşu savunur. Onun savunduğu şey, ölçülü çoğulluktur. Yani herkes kendi yönünde olabilir; ama dünya, ancak bir denge fikriyle ayakta kalır.
Bu bakımdan Hoca’nın günümüz insanına mesajı şudur: Başkasının farklılığına tahammül et. Toplumu tek kalıba sokmaya çalışma. Kendi yolunu yürü ama dünyanın yalnız senin istikametinden ibaret olmadığını bil. Hakikat bazen birlik görüntüsünde değil, farklılıkların kurduğu görünmez dengededir./MTU