Ağla, bu ne kuraklık
İçine akacak yerin mi kaldı
Nedir bu garaz ne bu düşmanlık
Senin gülmeye ferin mi kaldı
Baktığın her yerde neden hüzün var
Göz bebeklerinde hicran izi var
Derinliğinde ince sızı var
Gördüğünü anlatmaya dilin mi kaldı
Gördüğün şerleri hep hayra yordun
Bulandın, kamaştın, sen de yoruldun
Gizlediğin yaşların selinde boğuldun
Kendini atacak kıyın mı kaldı
İsteseydin yıldızlar sende gezerdi
Tabiat sana bezenir, seni gözlerdi
Gece pınarlarında mehtap yüzerdi
Senin kime verecek neyin kaldı
Görmemen gereken ne varsa gördün
Ağlaman gerekirken neşeyle güldün
Şimdi yasa büründün, gama gömüldün
Senin sana bakacak yüzün mü kaldı
Ne olurdu biraz görmezden gelseydin
Çevirip başını çekip gitseydin
Kendini aşikâr etmeyip az gizleseydin
Senin sır saklayacak inin mi kaldı
Sen ki kalbin aynasıymışsın
Yaratanın ilahi parçasıymışsın
Hududu çiğnemiş haddi aşmışsın
Senin taşmadığın sınır mı kaldı
Ne laftan anladın ne sözden
Ne üveyden el çektin ne özden
İşte tam da bu yüzden
Senin söyleyecek sözün mü kaldı
Sevaba kapanıp günaha açıldın
Derinlere inmeyip yüzeye saçıldın
Uyan dedim uyudun uyu dedim uyandın
Sana verilecek öğüt mü kaldı
Kendinle birlikte beni de yaktın
Ellere yakın bize uzaktın
Elde avuçta ne varsa sattın
Söyle şimdi geride neyin kaldı.