Palandöken heybetli dağ eteklerinde kadim şehir
Boşlukta akar zaman, şehrin kapıları kilitlenir
Kümbetlerden, uhrevi bir buğu yükselir semaya
Kahramandır şu tabyalar, matemlidir bu ova
Abdurrahman Gazi’den şehre uzanan şefkatli rüzgar
Bu şehrin anaları ehram içinde, ar, edep, haya saklar
Nice buğulu gözler, tırhışlı kapılardan yollara baktı
Şehrin vefakâr asıl sahipleri, bir bir toprağa aktı
Ey cefakâr şehir, nerede bağrında beslediğin evlatların
Hiç tükenmek bilmez mi göç yolunda kervanların
Ulu camide beş vakit gök kubbeyi çınlatan şu ezanlar
Giden dönmüyor, düşman olmuş geriye kalanlar
Nerede karanlığa kurşun sıkan nezih dar sokakların
Nerede babayiğit dadaşların, nerede imanlı kabadayıların
Nesillere abdest aldırdı, yangınını söndürdü dabakhane
Ekmek, iş, iklim, hepsi göçe birer bahane
Habip Baba türbesinin duvarında boy boy asılı bıçaklar
Kim bilir hangi bıçaklar, hangi canların canını yakacaklar
Ozanların azaldı, boynu bükük türkülerin
Madem kardelenlerin yetim, öksüz olsun güllerin
Yüzyıllardır nöbet başında ki şu kale
Dışı kızılcık şerbeti, içi elem ve çile
İstanbul kapıda heyula içinde salya sümük sarhoşlar
Bir ayılabilseler onlar da senden kaçacaklar
Sana türlü türlü bahaneler buldu senden olan evlatların
Bilmezler ki taşın toprağın günahı yok, tüm günah insanların
Sana yeşili yok, ormanı yok, deli düz demişler
Acep kimler hangi fidanı, senin hangi toprağına dikmişler
Derler ki şehir bozuldu, durulmaz artık burada
Şehir bozulmaz efendi, sen dön aynaya bak, kalbini yokla
Tarihi yapılara gölge düşüren şu ucube binalar
Kadim şehrin kimliğini, ecdadın kemiklerini yağmalar
İslam’ın fedaisi, bu vatanın kılıcısın
Ruhuna uymayan tüm yapılar yıkılsın
Çifte minareli medrese, pabucunu dama attılar
İlmini hiçe sayıp seni müzemi yaptılar
Anılmaz oldu ne evliyaların ne enbiyaların
Dillere pelesenk olmuş soğuk havan, karlı yolların
Huzur evine bırakılmış ihtiyar gibisin Erzurum
Reva mı sana bu kahır, reva mı sana bu zulüm
Eski dadaşların dirilip kalksalar mezarlarından
Ahvalini görünce, tekrar ölürler kahırlarından
Oysa meziyetlerini anlatmaya değil söz, lügatlar yetmez
Vatana feda ettiğin canlar, saymakla bitmez
Pirüpaktır, asildir, kutsaldır kanın
İhtişamın sarsılmaz, zedelenemez şanın
Sadece doğunun değil, yurdun yılmaz bekçisisin
Tarihin mihenk taşı, medeniyetler abisisin
Ey kadim şehir, sen ayakta dur ki, vatan ayakta kalsın
Sen değil, sana nankörlük eden kim varsa utansın
Allaha duam, kıyamet gününe dek, var olasın Erzurum
Sana bakmasını değil, görmesini bilene cennetsin Erzurum