Koridor deyince insanın aklına evin odalarını birbirine bağlayan dar bir geçiş alanı gelir. Gireriz, geçeriz ve çıkarız. Kimse koridorda hayat kurmaz.
Fakat söz konusu Zengezur Koridoru olduğunda iş bir hayli değişiyor.
Çünkü burada konuştuğumuz şey yalnız iki coğrafi noktayı birbirine bağlayacak bir yol değildir. Türkiye'yi Nahçıvan üzerinden Azerbaycan'a, oradan Hazar havzasına ve Orta Asya'ya uzanan daha geniş ulaşım ve ticaret ağlarına bağlayabilecek stratejik bir güzergâhtan söz ediyoruz.
Geçtiğimiz günlerde Erzurum'da gerçekleştirilen 30. Sultan Sekisi Toplantısı'nın ana konularından birinin Zengezur Koridoru olması bu sebeple önemliydi. Toplantıda koridorun bölgeye ve Erzurum'a sağlayabileceği ekonomik imkânlar konuşuldu.
Fakat ben meseleyi biraz tersinden ele almak istiyorum.
Zengezur Koridoru Erzurum'a ne kazandıracak diye sormadan önce şunu cevaplamalıyız: Erzurum Zengezur Koridoru'na ne koyacak?
Çünkü bir ticaret yolunun yakınından geçmekle o yolun ticaretinden pay almak aynı şey değildir.
Tren geçebilir. Tırlar geçebilir. Konteynerler geçebilir. Milyarlarca dolarlık mal doğudan batıya, batıdan doğuya taşınabilir.
Eğer Erzurum bu hareketin içerisinde üretici, satıcı, depolayıcı, işleyici ve ihracatçı olarak yer almıyorsa bütün bu hareketliliğin hiçbir değeri yoktur.
O zaman Zengezur Koridoru gerçekten de bizim için evin koridoruna dönüşür.
İnsanlar geçer, mallar geçer, ticaret geçer.
Biz de trene bakar gibi bakarız.
***
Tarih boyunca büyük ticaret yollarının geçtiği her şehir zenginleşmedi. Asıl gelişen şehirler, yolların sağladığı hareketliliği üretime, ticarete, depolamaya, finansmana ve pazara dönüştürebilen şehirler oldu.
İpek Yolu'nu önemli yapan yalnız üzerinde kervanların yürümesi değildi. Kervanların durduğu, mal değiştirdiği, alışveriş yaptığı, konakladığı ve yeni mallarla yeniden yola çıktığı merkezlerdi.
Bugünün kervanlarının adı değişti.
Artık deve kervanlarının yerini trenler, tırlar ve konteynerler aldı. Kervansarayların yerini lojistik merkezler, depolar ve antrepolar; eski pazarların yerini organize sanayi bölgeleri, ihracat şirketleri ve uluslararası ticaret ağları aldı.
Fakat ticaretin temel mantığı değişmedi.
Yol tek başına zenginlik getirmez. Yolun meydana getirdiği hareketi ekonomik değere dönüştürmek lazım.
İşte Erzurum'un Zengezur meselesine tam da buradan bakması gerektiğini düşünüyorum.
Bizim önümüzde bugün çok kıymetli bir zaman aralığı var. Koridorun bütün unsurları henüz tamamlanmış ve ticaret bütün kapasitesiyle başlamış değil. Bu durum henüz erkenmiş gibi görülebilir. Bana göre ise Erzurum açısından önemli bir hazırlık fırsatıdır.
Çünkü yol açıldıktan sonra hazırlanmakla, yol açılmadan hazırlanmak arasında büyük fark vardır.
Erzurum şimdiden şu soruların cevabını aramalıdır: Nahçıvan'a ne satabiliriz? Azerbaycan hangi ürünleri bizden alabilir? Orta Asya pazarlarında Erzurum'un hangi ürünlerinin karşılığı olabilir? Et ve süt ürünlerimiz, işlenmiş gıda, tarımsal ürünlerimiz, yapı malzemeleri veya başka sanayi ürünlerimiz bu pazarlarda nasıl yer bulabilir?
Daha önemlisi, bunları hangi Erzurum firmaları satacak?
Çünkü ihracatı şehirler değil, şirketler yapar.
Devlet yolu yapar, demiryolunu kurar, sınır kapısını açar, diplomatik zemini hazırlar ve ticaretin önündeki engelleri kaldırır. Fakat o trene Erzurum'da üretilmiş malı yükleyecek olan yine müteşebbistir.
Geçtiğimiz aylarda bu sütunlarda Erzurum'un yönünü biraz daha doğuya çevirmesi gerektiğini söylerken kastettiğimiz tam da buydu.
Batıya baktığımızda Erzurum Türkiye'nin uzak şehirlerinden biri gibi görünebilir.
Haritayı tersine çevirdiğimizde ise Erzurum Türkiye'nin sonunda değil, önünde durmaktadır.
Nahçıvan uzak değildir. Azerbaycan uzak değildir. Gürcistan uzak değildir. İran uzak değildir. Oradan Hazar'ın ötesine geçtiğimizde Orta Asya'nın büyüyen pazarları vardır.
Biz yıllardır coğrafyamızı zaman zaman dezavantaj gibi okuduk. Şimdi aynı coğrafyayı avantaja çevirmenin zamanı gelmiştir.
***
Erzurum'un önemli avantajlarından biri mevcut lojistik altyapısı ve demiryolu bağlantısıdır. Palandöken Lojistik Merkezi de bu açıdan kıymetli bir yatırımdır. Ancak burada yine aynı yanılgıya düşmemeliyiz.
Lojistik merkezimizin olması tek başına Erzurum'u ticaret merkezi yapmaz.
Depo yapmak önemlidir; fakat o depoya koyacağımız mal yoksa anlamı yoktur. Demiryolu önemlidir; fakat vagona yükleyeceğimiz Erzurum ürünü yoksa bir manası yoktur. Gümrük altyapısı önemlidir; fakat gümrükten geçirecek ihracatçımız yoksa o altyapının bize bir faydası olmaz.
Dolayısıyla Zengezur'u konuşurken yalnız ulaşım altyapısını değil, üretim altyapısını ve tüccarı da konuşmak zorundayız.
Nitekim 2026'nın ilk dokuz ayında Erzurum'un ihracatında geçen yılın aynı dönemine göre kayda değer bir artış görülmesi sevindiricidir. Bu artışı küçümsememek gerekir. Fakat Erzurum'un nüfusunu, coğrafi büyüklüğünü, tarım ve hayvancılık potansiyelini, iki üniversitesini ve bölgesel konumunu düşündüğümüzde çok daha büyük bir ihracat kapasitesine sahip olabileceğimiz de aşikardır.
Burada Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası'na, ihracatçı birliklerine, üniversitelere, organize sanayi bölgelerine ve elbette müteşebbislerimize önemli görevler düşüyor.
Daha bugünden Azerbaycan ve Orta Asya pazarlarını inceleyen çalışma grupları oluşturmalıyız. Hangi ürünlerde açık var, hangi ürünlerde rekabet edebiliriz, hangi standartlar isteniyor, lojistik maliyetler ne olur, hangi Erzurum firması hangi pazara girebilir; bunları masa başında değil, tüccarla birlikte çalışmalıyız.
Ticaret heyetleri gitmeli.
Erzurumlu iş insanı Bakü'yü, Nahçıvan'ı, Almatı'yı, Taşkent'i tanımalı.
Oradaki tüccar da Erzurum'u tanımalı.
Çünkü ticaret yalnız yollarla kurulmaz; insanlar arasında güvenle kurulur.
Bir demiryolunu birkaç yılda inşa edebilirsiniz. Fakat bir ticaret ağının oluşması çok daha uzun zaman alabilir. Bu nedenle fizikî koridorun açılmasını beklemeden ticari koridoru şimdiden kurmaya başlamalıyız.
Zengezur'un Erzurum açısından anlamını yalnız “Türkiye Azerbaycan'a bağlanacak” cümlesine indirgersek önümüzdeki büyük ekonomik resmi gözden kaçırırız. Mesele yalnız Azerbaycan'a ulaşmak değildir. Mesele Erzurum'un tarihî olarak içinde bulunduğu, doğu-batı ticaret coğrafyasında yeniden güçlü bir kavşak hâline gelip gelemeyeceğidir.
Bunun için de Erzurum'un kendisini yeniden tarif etmesi gerekiyor.
Biz yalnız Doğu Anadolu'nun büyük şehirlerinden biri değiliz. Kafkasya'ya açılan bir şehiriz. Hazar havzasına yakın bir üretim merkeziyiz.
Orta Asya'ya uzanabilecek ticaret yollarının Türkiye tarafındaki önemli duraklarından biri olabiliriz. Ama “olabiliriz” kelimesinin altını özellikle çiziyorum. Çünkü coğrafya insana imkân verir; başarı garantisi vermez.
Limanınız olabilir ama ticaretiniz olmayabilir. Demiryolunuz olabilir ama ihracatınız düşük kalabilir. Sınırın yakınında olabilirsiniz ama sınırın ötesinde tek müşteriniz bulunmayabilir. Coğrafi avantaj ancak ekonomik akılla birleştiğinde servete dönüşür.
Bu yüzden Zengezur Koridoru'nu konuşurken yalnız Ankara'nın, Bakü'nün veya uluslararası siyasetin ne yapacağını izlemeyelim. Biraz da Erzurum'un ne yapacağını konuşalım.
Devletler koridoru açarken Erzurumlu tüccar pazarını açmalıdır.
Sanayici üretimini planlamalıdır.
Üniversite hangi ürünlerle rekabet edebileceğimizi araştırmalıdır.
Meslek kuruluşları firmalarımızı dış pazarlara hazırlamalıdır.
Genç girişimci ihracatı yalnız İstanbul'daki büyük şirketlerin yapabileceği bir iş olarak görmemelidir.
Çünkü önümüzde gerçekten yeni bir ekonomik coğrafya oluşacaksa Erzurum o coğrafyanın kenarında bekleyen şehir değil, içine giren şehir olmalıdır.
Yıllardır “Erzurum neden göç veriyor, neden sanayisi istediğimiz ölçüde gelişmiyor, neden ihracatı potansiyelinin altında?” diye soruyoruz. İşte bu yüzdendir ki; önümüzdeki yıllar, bu soruların bazılarına cevap verebilmemiz için önemli bir fırsat sunacak.
Fakat fırsatların kötü bir huyu vardır: Hazır olmayanı beklemez.
Zengezur Koridoru'nun ne zaman ve hangi kapasiteyle tam anlamıyla işler hâle geleceğini zaman gösterecek. Uluslararası siyaset, altyapı yatırımları ve bölgesel gelişmeler sürecin hızını belirleyecektir. Fakat Erzurum'un hazırlanmak için bunların tamamlanmasını beklemesine gerek yok.
Bugünden üretimini, lojistiğini, ihracatçısını ve tüccarını hazırlamalıdır. Çünkü mesele Zengezur'dan kaç tren geçeceği değildir. Mesele o trenlerin kaç vagonunda Erzurum malı bulunacağıdır.
Başlığa dönersek;
Zengezur Koridoru, evimizin koridoru değil.
Sadece oradan geçilmez. Oradan ticaret yapılır.
Ve Erzurum, önünden geçen ticareti seyreden değil; o ticaretin içinde malı, tüccarı ve markası bulunan şehir olmalıdır.